Gazetevatan.com » Yazarlar » Hayata bağlanmak...

Hayata bağlanmak...

04 Ağustos 2018 Cumartesi


İlişki, güzel bir türemiş sözcük. Kökü, ilmek, yani  bağlamak… Bu haftaki kitaplarda bazı insan hikayelerine, eğitimin etkisine ve hayatın anlamına ilişeceğiz biraz…

İstanbul’a saygı duruşu…

Zülfü Livaneli’den İstanbul’a ve onun yazarlarına, şairlerine saygı duruşu: Gölgeler karanlığın bütün gölgeleri yuttuğu bir İstanbul akşamı. Bütün sesler susmuş. Yalnızca gelip geçenlerin görmediği, duymadığı Gölgeler’in sesleri yankılanıyor sokaklarda. Gölgeler konuşuyorlar karanlıkta… Mustafa Kemal Atatürk, Fatih Sultan Mehmed, Halide Edip Adıvar, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan’ın gölgeleri... Ne yazsa ne söylese her şeyini severim Zülfü Livaneli’nin... Sözcükler, en çok onun kaleminde ve söyleminde anlam bulur. Yumuşak, dokunaklı ve farklı yazar. Net görür hayatı. Gölgeler’de de böyle yapmış, var olan kişileri tasarı isimlerle yeniden var etmiş, yepyeni uzun öykülerle canlandırmış. Eline sağlık Livaneli…

Kelime başından lanetli…

Beşiktaş-Kadıköy vapur iskelesinden Londra’nın parklarına, meydanlarına koşan Hazal Yılmaz, çocukluğu ve olgunluğu arasındaki labirentte dolaşıyor ve bazen bilinç akışı, bazen çözümleyici bir yazma dürtüsüyle kendini izliyor. Çocukluğun kesilmiş sahnelerini hayalleriyle süslüyor.

Hazal Yılmaz, Anlam Arama’yı yazmış, inadına bir anlam arıyor insan kitapta. İlişki kelimesine de benden çok farklı yaklaşmış: “Kelime başından lanetli. Birine ilişme duygusu yaratıyor. Şöyle kanepede başkalarından kalan bir yere yanaşayım ben, sığışayım. Ha gitti ha gidecek gibi oturayım.”

Bütün yazdıklarımı bir anda yerle bir eden bu bakış açısına da hak vermedim değil desem, ne düşünürsünüz? Dil nasıl bir cambaz? Bizi nasıl tavlıyor? Ve bazı yazarlar, nasıl farklı anlamlar yüklüyorlar sözcüklere? Sonra da bize anlam arama diye sesleniyorlar Farklı küçük bölümlerle hayatı hafiften sorgulayan, duyguları inceden inceleyen ama okura da çok şeyler beklememesini öğütleyen yazar, son derece değişik bir bakış açısı ve tatlı bir üslup yakalamış.

Bir sistemi kökünden değiştirmek

Şimdiki kitap ilişki kelimesinden biraz uzak gibi gelecek size ama asla değil. Bir eğitim modelinden söz eden bu kitap, bizim sistemimiz konusunda epey düşünmemizi sağlıyor. Asıl ilişki çocuklar ve gençlerle aramızda oluşturduğumuz bağ… Onları hayata iliştirebilmek.

Öğrenciler arasında yaratılacak ve yakalanacak hakkaniyet duygusuna dayanan, verilerdeki insani yanı bulmaya çalışan, öğrencilerin şahsi fikirlerine değer veren, onlardaki bütüncüllüğü ön plana çıkaran bu sisteme belki de şimdi her şeyden çok ihtiyacımız var. Sınavların sonuçlarına bakarsanız bana hak verirsiniz. Pasi Sahlberg’in Eğitimde Finlandiya Modeli adlı kitabı, tam da okulların açılma arifesinde çok makbule geçti.