Gazetevatan.com » Yazarlar » İç dünyamıza dönüş

İç dünyamıza dönüş


Bu hafta biraz kendi içimize dönelim istiyorum. Öyle ya! Aşk da bizde, farkındalık da hayata iç gözüyle bakma becerisi de… O zaman önce kendimize bakalım. 

Ölümü anlatmak zordur ama imkansız değildir

 

Ölümü anlatmak zordur, ama imkânsız değildir. Bunu başaran bir kitap Hoşçakal. Ömrümüzün gelip geçici oluşu, kabul etmemiz, katlanmamız gereken zorlukların başında geliyor. 
Erol Göka, uzmanlık alanının dışına taşmayı o kadar ustaca başarıyor ki, Hoşçakal’ı okurken bir felsefecinin, manevi bir rehberin, kültürel bir antropoloğun, bir edebiyatçının ve bir psikiyatrın sırayla söz aldıklarını düşünüyor insan. Ölüm herkesin başında, demiş şair… Ölümü sorgulamak hep en büyük meşguliyet-lerinden biri olmuş insanın… ‘Verdiği acı geride kalanları bu kadar sarsarken acaba giden ne düşünür’ sorusunu sormadan edememiş kendine. 

 

Bu kitapta Erol Göka, Hoşçakal diyerek ölümü anlatmış. İnsan zamansız öğrenmesin bu gerçeği ama madem var, o zaman bunu yazmayı bilenden okuyabilir.
 
Bir kadını unutmak için kaç farklı kadın gerekir?
 
Birol İnan ilk kitabını yazmış: Hep Sevgili Kalalım. Ne güzel bir adı var, diye düşündüm kitabı görünce… Hemen herkes; sevgilisine, eşine bu cümleyi kurmuştur, kuruyordur. O büyüyü, o tutkuyu, o heyecanı hiçbirimiz kaybetmek istemeyiz. Sanıyorum yazar da istememiş olacak ki yarattığı Demir karakteriyle bunu anlatmaya çalışmış. Kendini bir orta yaş erkeği olarak tanıtan yazar, Demir’in Bodrum’daki hayatıyla aşka, sevdaya, ilişkiye ve yaşananlara mavi bir gözle bakıyor. Ben okurken çok keyif aldım. Umarım, yeniden yazar, yazar. Bazı kalemler kaybedilmemeli, tek kitapla hatırlanmamalı. Bilinen üsluplar, yeni kahramanlarla vücut bulmalı…
 
Anlam, bilinç, felsefe ve özgür irade…
 
“Daniel Dennett uzun kariyeri boyunca insan davranışına ve insan zihninin doğasına ilişkin düşünüşümüze olağanüstü katkılarda bulundu. Bu kitabında birtakım zor sorular üzerine en sevdiği düşünme aletlerini paylaşıyor. Tanıdık örneklerle başlıyor Occam’ın Usturası, Platon’un Mağarası ancak çok geçmeden, zor problemlerin kilidini açan, Acayip Başgardiyan veya Zombiler ve Zimbolar gibi renkli isimlere sahip özgün yaratılarına geçiş yapıyor. Dennett’in eğlenceli ve aydınlatıcı düşünce deneyleriyse hayal gücünün tunç kapılarını açıyor ve özgür iradenin doğası, insan bilinci ve anlam arayışımız
üzerinde dönen ateşli tartışmaları teşvik ediyor.
İnsanı, düşüncelerini, hayallerini, becerilerini, onun hayata bakışını irdelemiş Daniel C. Dennett, Sezgi Pompaları ve Diğer Düşünme Aletleri adlı kitabında. Bu tür çevirileri yapmak zordur. Ozan Karakaş, bu zor işi başarmış bir çevirmen. Çünkü kişisel bakışla evrensel kitaplar yazmak zaten başlı başına zor iş. Bu kitap bir de yabancı dildeyse bunu
anadil mantığı ve duygusuyla kaleme almak, kitabı yeniden yazmak gibi bir iş… Uzun ve farklı bakış açıları var kitapta. Yavaş yavaş ve içinize sindire sindire okumanız lazım. Öyle bir solukta değil, belki altını çize çize okuyacak ve saklayacaksınız.