Gazetevatan.com » Yazarlar » Ruhunuza iyi gelecek kitaplar

Ruhunuza iyi gelecek kitaplar

09 Haziran 2018 Cumartesi


Altı yüz yıllık yolculuk…

Nasreddin Hoca’yı bilmeyeniniz var mı? Zannetmem. İyi kötü herkes bir fıkrasını olsun bilir. Yüzlerce kitapta derlendi fıkraları, yüzlerce yıl insanları o fıkralarla düşündürmeye devam ediyor. Bu kitap da öncelikle şahane bir araştırma… Nefis bir başvuru kaynağı… Ama hepsinden önemlisi içinde gülümseme olan bir kitap… Çok önemli başlıkları var hocayla ilgili. Kim olduğu, nerede doğduğu, ailesi, yakınları, onun hakkında anlatılan efsaneler, büyük Türk eserlerinde ona nasıl yer verildiği, onun hakkında yapılan yanlışlar, dünyada anlatılan Nasreddin Hoca fıkraları ve tabii ki bu topraklardaki fıkraları… Çok kapsamlı bir kütüphane kitabı. Dr. Mustafa Duman’ın Nasreddin Hoca ve 1616 Fıkrası adlı bu müthiş çalışmasına, M. Sabri Koz, çok kapsamlı bir sunuş yazısı yazmış. İster araştırmacı olun, ister iyi bir okuyucu bence mutlaka kitaplığınızda ona bir yer ayırın. 

Mardin’de duvardan akan suyun hikayesi vardır

Şahane topraklarımız, nefis bir kültür hazinemiz var. O hazineden beslenen birbirinden değerli kalemler yetişiyor her gün… Çok keyifli romanlar, tadına doyulmayacak sevdalar, akıldan hiç çıkmayacak hikayeler yazıyorlar. Esin Sayar da bu kalemlerden biri… 
Önce İzler adlı bir öykü kitabı yayımlamış, ardından Tesadüfleri yazmış. Aşk Gibi Anlıktır İhanet ve sonrasında da Ölmez Aşkın Peşinde adlı romanı çıktı. Bu roman tam size yazdığım türden capcanlı insanların capcanlı, tanıdık, renkli yaşanmışlıklarını anlatıyor… Okudukça romanın içinde yaşar gibi oluyorsunuz. 

 

Mardin Üniversitesi’nin tarih profesörlerinden Latif Bey, torunu Macid’e sarı bir zarftan bahsettiği andan itibaren, genç erkeğin yaşamı birden karışır. İstanbul ve Mardin arasında büyüyen Macid, kendisine çocukken anlatılan, çoğunu unuttuğu aile meseleleri ile tekrar hesaplaşmak zorunda kalmıştır. Karşısına çıkan mitolojik “bronz at heykeli” ise başka bir muammadır...
 
Sevgi korkuyu yok eder mi?
 
Öteki olmayı, ötekileştirilmenin en acı taraflarını belki den çok Afrikalılar yaşadılar. Alan Paton, bu insanlarla birlikte yaşamış olanların acılarını yakından görmüş biri… Yaşadıklarını bir romanda toplamayı ve bu kahramanların hikayelerinde bize anlatmayı seçmiş. Ağla Sevgili Yurdum’da doğduğu topraklarda başı dik yaşayamayan insanların öyküsünü anlatmış…
Bütün yaşamı Güney Afrika’da geçen, önceleri zengin beyaz çocukların eğitmenliğini, sonraları kara çocukların kapatıldığı bir “ıslahevi”nin yöneticiliğini yapan Alan Paton, Ağla Sevgili Yurdum’da; kara derili insanlarla beyazların çelişki ve çatışmalarının yaşandığı bir ortamı, olanca doğallığıyla anlatıyor. Mehmet Harmancı’nın akıcı Türkçesiyle okurumuza kazandırılan roman, sömürüye başkaldırının el kitabıdır.