Gazetevatan.com » Yazarlar » Romantik sonbahar okumaları

Romantik sonbahar okumaları


Eylül ayını yarıladık. İçimizi ısıtmak, hayatı ve kendimizi sevmek için geriye çok büyük bir neden kalıyor: Kitaplar.

Fransa’yı sallayan roman

Fırtınalı bir cuma gecesi, Paris’in uzak bir banliyösünde trafik kazası geçiren Camille, tesadüfen rutinolog Claude Dupontel’le tanıştı. Claude mutlu bir hayat vaadiyle ona kartını verdiğinde, yaşayacağı şaşırtıcı deneyimlerin hayatını nasıl değiştireceğini bilmiyordu   Giordano bize yaşamayı sevmeyi öğretiyor. Raphelle Gıordano’nun romanı “İkinci Hayatın Tek Bir Hayatın Olduğunu Anladığında Başlar” uzun ve düşündürücü bir isim taşıyor. Bir trafik kazası ve değişen koca bir hayatın hikayesi var romanda. Fransa’da bestseller oluyor bizde 3.baskısını yapıyor kitap. Gülşah Ercenk’in güzel Türkçesiyle dilimize kazandırılmış  romanı mutlaka okuyun.

Sayfaların arasındaki gizem ve korku

Aşk otellerinden birinde korkunç şekilde dövülen bir eskort kadın… Karanlık yanını ustalıkla gizleyen bir erkek… Ve güzel bir kızı başka bir gerçekliğe kaçıran Yüzü Olmayan Adam…

Karanlıktan Sonra gece insanlarının romanı… Bütün Murakami romanları kadar gizemli ve ürpertici…  Çevirdiğimiz her sayfada, başka bir heyecan, başka bir korku ve başka bir merak bizi yakalıyor.

Bazen elimizden bırakıyoruz kitabı, sonra kaldığımız yerden korkarak ona devam ediyoruz; bazen de bir solukta bitiriyoruz onu.

Bu da bir solukta bitirilenlerden. 

Devrimci bir hayal ustası

İnci Aral, son romanı Sevgili’de şahane bir hayat hikayesine yelken açıyor. Yılmaz Güney’in hayatından esinlenerek yazılan roman, sanatçıyı sevenler için hazine niteliğinde üstelik İnci Aral kalemiyle hayat bulmuş. İnci Aral okur musunuz bilmem. Ben bütün kitaplarını okudum. Okumadıysanız şiddetle tavsiye ederim. Çünkü edebi lezzeti alabileceğiniz nadir kalemlerden biri o. Yılmaz Güney ise hem hayat içindeki duruşu hem sanatını icra ederken gösterdiği başarı hem de sahip olduğu   tavrıyla tam bir fenomen…Usta bir kalem usta bir sanatçıyla, dev bir yürekle ancak bu kadar güzel bir şekilde bir araya gelebilirdi… Yılmaz Güney  Işıklar her söndüğünde beyazperdede inatçı bir umut yaratan, karanlıkları aydınlığa çıkartmak için topluma bir çift asi göz armağan eden, halkın sevgilisi haline gelmiş devrimci bir sanatçı... Türkiye’nin, bugünlere nasıl geldiğimizi gösteren çalkantılı bir dönemi...

Özgürce yaratma ve var olma savaşı veren aykırı sinema adamının,  trajik ama onurlu bir çatışmaya sürüklenişi...

Bu  edebi kurguya dayalı, acı bir umudun ve yalın sevginin romanı.”