Sosyal medya sorunları işbirliği ile hızla çözülür

AA |  27 Temmuz 2020 Pazartesi - 12:29 | Son Güncelleme : 27 07 2020 - 12:29

Vergi, güvenlik, içerik ve muhataplık konusunda dünyadaki pek çok ülkeyle sorun yaşayan sosyal medya platformları ve içerik üreticilerinin; özellikle yerleşik ülke dışındaki bölgelerde temsilcilik, şube ya da ofis açmak suretiyle hem iletişimi güçlendirebileceği hem de problemleri hızlıca çözüme kavuşturabileceği belirtiliyor.


Dünyanın birçok yerinde dijital platform üzerinde hizmet veren  işletmelere yönelik en büyük sorunlar, "dijital ekonominin vergilendirilmesi",  "içerik", "muhataplılık" ve "güvenlik" konuları olarak görülüyor.
 
Dijital dönüşümün etkisiyle ortaya çıkan dijital ekonomi içerisinde  faaliyette bulunan yurt dışı yerleşik şirketler, daimi iş yerlerinin bulunmadığı  kabulünden kaynaklı olarak başka ülkelerde ticari, sınai, finansal veya başka  faaliyetleri nedeniyle vergilendirilemiyor. Bu kapsamda OECD tarafından önemli  çalışmalar yapılıyor.
 
G20 ülkelerinin çağrısı üzerine OECD tarafından 19 Temmuz 2013'te  açıklanan Matrah Aşındırma ve Kar Aktarımı (BEPS), 15 adet eylem planını  içeriyor. Eylem planında dijital ekonominin yarattığı vergisel sorunların tespiti  ve çözüm önerileri, daimi iş yeri tanımı ile bu tanıma ilişkin istisnaların  revize edilmesine ilişkin esaslar yer alıyor. 
 
Söz konusu revizyon tek taraflı yapılacak bir revizyon olmayıp  uluslararası uzlaşmayı gerektiriyor. Dolayısıyla uluslararası uzlaşının  sağlandığı güne kadar dijital platformlarda faaliyet gösteren ve hizmet sunduğu  ülkede yerleşik olmayan firmalar, düşük vergilerin bulunduğu off-shore vergi  cennetlerine yönelmek suretiyle daha az vergi ödemeye devam edebilecek. 
 
Bu olumsuz durumu öngörerek sanal iş yeri kavramından hareketle söz  konusu firmaları vergilendirmenin, ilk bakışta vergi adaletini sağlama yönünden  olumlu gibi görülse de ortaya çıkaracağı ulusal ve uluslararası vergi ihtilafları  göz önüne alındığında mantıklı bir tercih olmayacağı belirtiliyor. Bu durumu  öngören birçok OECD ülkesi, nihai uzlaşı sağlanana kadar dijital platformlarda  faaliyet gösteren firmaların gelir ve servetlerini vergilendirmek yerine bunların  ülkelerinde gerçekleştirdikleri dijital işlemlerin tamamını "dijital işlem/hizmet  vergisi" adı altında bir vergiyle vergilendirmeyi geçici çözüm olarak seçti.
 
Uzmanlar, sosyal medya platformlarının ve içerik üreticilerinin;  vergi, güvenlik, içerik ve muhataplık konusunda dünyadaki pek çok ülkeyle sorun  yaşadığını belirterek, özellikle yerleşik ülke dışındaki bölgelerde temsilcilik,  şube ya da ofis açmak suretiyle hem iletişimi güçlendirebileceklerini hem de  problemleri hızlıca çözüme kavuşturabileceklerini vurguluyor.
 
"Düzenlemeler dijital dünya için gereklilik"
İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.  Dr. Berrin Kalsın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son günlerde Türkiye'de  gündeme gelen sosyal medya yasasının bugün birçok ülkenin ihtiyaç duyduğu bir  dizi düzenlemeyi içerdiğini söyledi.
 
Bunu "geç kalınmış bir adım" olarak gördüğünü ifade eden Kalsın,  sosyal medya ortamlarını amacı dışında kullanan ve bambaşka bir boyuta taşıyan  kötü amaçlı yapılanmaların, grupların veya kişilerin, bu ortamlarda artık özgürce  hareket edemeyeceğini söyledi.
 
Kalsın, bunun "ifade özgürlüğünü kısıtlama" anlamına gelmeyeceğini  belirterek, "Buradaki asıl amaç; sosyal medyada kişisel verilerin korunmasını  sağlamak, dezenformasyonun önüne geçmek, organize karalama faaliyetleri, nefret  söylemi, terör ve ırkçılık gibi olumsuz duyguları körükleyen paylaşımların  yapılmasını engellemektir. Çocukları ve gençleri olumsuz yönde etkileyen siber  zorbalıkları veya dolandırıcılık faaliyetlerini kontrol altına almanın özgürlüğü  kısıtlayıcı hiçbir tarafı yoktur." şeklinde konuştu.
 
İlgili düzenleme çalışmasının kişisel hak ve özgürlüklerin korunmasını  sağlamaya yönelik olduğunu vurgulayan Kalsın, şimdiye kadar yaşanan sorunlarda  gerekli kısıtlamaların yapılması için sosyal medya şirketlerinin insafına kalan  ülkelerin, bunun yeterli olmadığını deneyimlediğini ve düzenlemeleri gündeme  taşıdıklarını anlattı.
 
Kalsın, bu gibi yasal düzenlemelerin, caydırıcılığı sağlaması  nedeniyle artık dijital dünyanın bir gerekliliği olarak kabul edildiğini söyledi.
 
"Geleneksel vergileme kuralları, dijital ekonominin  vergilendirilmesinde yetersiz kalıyor"
Yeminli Mali Müşavir ve eski Vergi Müfettişi Baki Mısır da  dijitalleşmenin, sanayi devriminden bu yana küresel ekonomide görülen en önemli  gelişmelerden biri olduğunu vurguladı. 
 
Globalleşmeyle birlikte ticaretin iktisadi alanda dijitalleşmesinin  "dijital ekonomi" kavramını ortaya çıkardığını belirten Mısır, son teknolojik  gelişmelerin uluslararası şirketlerin nasıl ve nerede iş yaptıkları konusunda  dinamik değişimlere neden olduğunu söyledi.
 
Mısır, internetin yaygınlaşmasıyla birçok iş modelinin çevrim içi  (online) platformlara kaydığını, dijital ekonominin her geçen gün büyüklüğünü  arttırdığını, Netflix, YouTube, Google, Apple, Amazon, Facebook, Airbnb ve  Instagram gibi internet aracılığıyla iş yapan dev şirketlerin ortaya çıktığını  anlattı.
 
2025 yılına kadar dijital ekonominin yıllık hacminin 11 trilyon dolara  çıkmasının beklendiğini aktaran Mısır, şunları kaydetti:
"Dijital ekonominin kapsamının genişlemesiyle birlikte geleneksel  vergileme kuralları, dijital ekonominin vergilendirilmesinde yetersiz  kalmaktadır. Dolayısıyla dijital ekonominin kavranması ve vergilendirilmesine  yönelik olarak birçok sorun ortaya çıkmaktadır. Bahse konu ekonomik büyüklük,  dijital ekonomi içerisinde faaliyet gösteren birimlerin gelirlerinin küresel  bazda sağlanacak bir uzlaşı kapsamında kavranarak vergilendirilmesi gereğini  doğurmaktadır. Bu kapsamda yapılan çalışmaların en bilineni OECD tarafından  açıklanan BEPS eylem planıdır.
 
OECD ve AB bünyesinde dijital ekonominin vergilendirilmesi konusunda  uzun zamandır devam eden bu çalışmaların bu yıl nihayete erdirilmesi  beklenmektedir. Ancak dijital ekonomiden kaynaklı vergilendirme sorunlarının en  önemli karakteri, bireysel olarak ülke bazlı çözümler ile başarı  sağlanamamasıdır. Bu sebeple dijital ekonominin şeffaf, adil ve etkin bir  şekilde, matrah aşındırma ve kar aktarımına sebebiyet vermeden  vergilendirilebilmesi küresel bir konsensüsü zorunlu kılmaktadır."
 
Ülkelerdeki vergisel düzenlemeler
Baki Mısır, bu konsensüsün henüz tam olarak sağlanamadığını ve  devletlerin bu konuya ilişkin tek taraflı yasal düzenlemeler yapmak suretiyle  çözüm üretme yoluna gittiğini söyledi.
 
Bu kapsamda ABD'nin "matrah aşındırıcı ödemelere yönelik yeni bir  asgari vergi (BEAT)", Hindistan'ın "dengeleme vergisi", Japonya'nın "tüketim  vergisi", İtalya'nın "web vergisi", Fransa'nın "dijital hizmet vergisi", Birleşik  Krallık'ın "yönlendirilmiş kar vergisi" gibi isimler altında vergisel  düzenlemeler yaptığını anlatan Mısır, Türkiye'nin de dijital ekonominin  vergilendirilmesi konusunda son yıllarda önemli adımlar attığına dikkati  çekti. 
 
Mısır, devamla şunları kaydetti: 
"Bu kapsamda, internet üzerinden mal ve hizmet satışı yapan ve brüt  satış hasılatı tutarı 5 milyon lira ve üzerinde olan mükelleflere, e-Arşiv  uygulamasına geçme zorunluluğu, internet üzerinden satışların izlenmesi için  aracı hizmet sağlayıcıları, bankalar, internet reklamcılığı hizmet aracıları,  kargo ve lojistik işletmelerine devamlı bilgi verme yükümlülüğü, yurt dışından  nihai tüketicilere hizmet satışı yapanlara 3 no'lu KDV beyannamesi verme  zorunluluğu ve online reklam hizmetini veren veya verilmesine aracılık edenlere  yapılan ödemelerde yüzde 15 stopaj yapma zorunluluğu getirildi. En son 7194  sayılı kanun ile dijital ortamda sunulan hizmetler üzerinden 'dijital hizmet  vergisi' alınmasına ilişkin düzenleme yapıldı."  
 
"Verinin gücüyle devletleri yok sayarak iş yapabiliyorlar"
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Siber Güvenlik ve Bilişim  Sistemleri Grup Başkanı Mustafa Özçelik ise büyük teknoloji şirketlerinin, ciddi  miktarda veriye sahip olmalarından dolayı birer deve dönüştüklerini belirterek,  "Bu devler, verinin gücünü kullanarak devletlerle müzakere masasına oturabiliyor  ya da yeri geldiğinde devletleri yok sayarak iş yapabiliyor." dedi.
 
"Eğer bir platform ücretsizse ücret sizsiniz" diye genel bir tabir  olduğunu aktaran Özçelik, "Verileriniz karşılığında size kullanım hakkı veriliyor  ve kendi verinizle ilgili her türlü kullanım hakkını üye olduğunuz platforma  devrediyorsunuz. Bunu çoğu zaman okumadan onaylanan kullanım şartlarında da çok  net görüyoruz." ifadelerini kullandı.
 
Özçelik, kişisel verilerin teknoloji şirketleri tarafından ticari  maksatla kullanıldığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Büyük veri boyutuyla kullanıcılarla ilgili çıkarımlar ve eğilimler  ortaya konularak özel reklamlar sunuluyor. Ticari anlamda seçenekler sunularak  kullanıcılar bir yere doğru yönlendiriliyor. Bu durum davranışsal ve ekonomik  boyutuyla değerlendirildiğinde, seçenekler arasından seçim yapıyoruz. 'Özgürüz'  diyoruz ama özgürlüğümüzü sınırlandıran bazı şeyler var.
 
Sadece ticari boyutuyla değil, politik tercihlerde de, Cambridge  Analytica olayında olduğu gibi, davranışların analiz edilmesi ve bunun  neticesinde de çeşitli amaçlarla yönlendirilme gibi bir durum söz konusu. Birkaç  yüzyıl önce yüksekteki tepeye hakim olan taraf savaşta avantaj elde ediyordu.  Çünkü diğeriyle ilgili daha fazla veriye sahipti. İnsanların verilerinin çeşitli  online platformlarda toplanıyor olması, bu platformun sahibi olan şirketlerin  toplumsal eğilimleri analiz etmelerini ve sonrasında da toplumu yönetmelerini  sağlıyor."
 
"Muhatap olmaması ciddi bir risk oluşturuyor"
Mustafa Özçelik, büyük şirketlerin pazar değerlerinin birçok ülkenin  GSMH'sinden daha fazla olduğuna işaret ederek, "Kitleleri kendi lehlerine ve  istedikleri şekilde yönlendirebilme gücüne sahipler. Bu artan güç, devletler  karşısında da onları masada güçlü kılıyor." dedi.
 
Devletlerin muhatap bulamadığı bir ortamda bireylerin hakkını  savunabilmesinin mümkün olmadığını ve bu durumun ciddi bir risk oluşturduğunu  vurgulayan Özçelik, şunları kaydetti:
"Büyük teknoloji şirketlerinin Türkiye'de yerleşik bir irtibat  ofisinin olması, vergi kaydının olması gibi konuları kapsayan hukuki ve mevzuat  açısından alınan önlemler önem taşıyor. Ancak Türkiye olarak alternatif  platformlar oluşturmamız gerekiyor. Kurallar koyarak bu durumla mücadele etmek  kolay değil. Teknolojiyle mücadele etmek isteniyorsa karşısına onun gibi bir  teknolojiyi koymanız gerekiyor. Kendi verimizi ülkemizde muhafaza edecek  platformların desteklenmesi önem taşıyor."