Saraylardaki tarihi emanetlerin bakımını titizlikle yürütüyorlar

AA |  09 Mayıs 2019 Perşembe - 12:51 | Son Güncelleme : 09 05 2019 - 12:57

Tarih, arkeoloji, sanat tarihi ve el sanatları alanlarındaki uzmanlardan oluşturulan 8 kişilik, Milli Saraylar Obje Bakım ve Konservasyon Ekibi, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı'na bağlı tüm mekanların bakımını belli periyotlarda yapıyor. 15 bin metrekarelik Dolmabahçe Sarayı'nın baştan sona bakımını yaklaşık 1,5 ayda tamamlayan ekip, Milli Saraylar'a bağlı saray ve kasırların büyük salonları ile gezi güzergahının bakımını, ziyarete kapalı olan pazartesi günü gerçekleştiriyor.


Cumhurbaşkanlığına bağlı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı,  bünyesindeki saray, köşk, kasır, müze ve tarihi fabrikaların, uluslararası  müzecilik ve konservasyon standartlarına uygun olarak idaresi, bakımı, onarımı,  restorasyonu ve müze olarak işletilmesi faaliyetini yürütüyor. Kuruluşu,  cumhuriyetin ilk yıllarına dayanan Milli Saraylar, bünyesinde barındırdığı  yapıların ve objelerin kültürel ve tarihi arka planlarına sadık kalınarak  korunmaları, restore edilmeleri ve milli kültürümüzün değerli unsurları olarak  yerli-yabancı ziyaretçiler tarafından modern müzecilik anlayışı içinde ziyaret  edilmelerini sağlıyor.
 
Milli Saraylar, bu kapsamda Türkiye'nin ilk bakım ve konservasyon  ekibiyle titiz bir çalışma yürütüyor. 8 kişiden oluşan Milli Saraylar Obje Bakım ve Konservasyon Ekibi,  Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı'na bağlı tüm mekanların bakımını belli  periyotlarda gerçekleştirerek, çalışmalar kapsamında 15 bin metrekarelik  Dolmabahçe Sarayı'nın baştan sona bakımını yaklaşık 1,5 ayda tamamlıyor.
 
95 bin objenin bakımı yapılıyor
 
 Milli Saraylar İdaresi Başkanı Dr. Yasin Yıldız, konuya ilişkin basın  mensuplarına yaptığı açıklamada, konservasyon ekibinin mimari restorasyondan  farklı bir işlem yürüttüğüne işaret ederek, Dolmabahçe Sarayı'nda değişik  başlıklarda sınıflandırılan 95 bin objenin bakımını yaptıklarını söyledi. Yıldız, bakımı yapılan objeler arasında tablo, vazo, cam eserler,  mobilyaların yanı sıra tekstil ürünlerinin de bulunduğunu belirterek, "Objelerin  uzun yıllar yaşanmışlıklarından kaynaklanan veya dış etkilere bağlı olarak  birtakım yıpranmalara maruz olduğunu görüyoruz. Bu etkileri gidermek için  objelerin restorasyona ihtiyacı oluyor. Ancak her objenin de restorasyona  gelmeden önce geçirdiği bir süreç var. O süreci bu arkadaşlarımızla yürütmüş  oluyoruz." diye konuştu.
 Dr. Yasin Yıldız, objelerin bakımı sırasında birçok önemli hususun  olduğuna dikkati çekerek, şunları anlattı: "Birincisi objelerin geçirmiş olduğu süredir. Çünkü her objenin ışık,  zaman, toz ve neme karşı verdiği tepkiler çok farklı. Bu nedenle her objenin  bakım gerektirdiği süre ve konservasyon teknikleri açısından ciddi farklılıklar  oluyor. Örneğin cam bir eserin konservasyonu ile bir tekstil eserinin  konservasyonu hiç şüphesiz aynı şey değil. Bunun yanında arkadaşlarımızın  kullanmış olduğu teçhizat ve malzemeler de çok önemli. Bu noktada arkadaşlarımız  bu bakımları yaparken organik malzeme kullanmak durumundalar. Çünkü emanetçisi  olduğumuz koleksiyonun ortalaması 150 yıllık bir ömre sahip ve birbirinden farklı  yaklaşık 95 bin eserden bahsediyoruz. Elbette bu eserler konservasyon  süreçlerinin dışında restorasyon ihtiyacı geldiği zaman restore ediliyor. Ancak  ekibimizin gerçekleştirmeye çalıştığı şey bu süreci, bu dengeyi olabildiğince  uzun yıllara yaymaktır."
 
 "Tekstil eserlerinde nem ciddi bir sorun"
 
Korunması en zor olan eserlerin tekstil objeleri olduğunu söyleyen  Yıldız, "Milli Saraylardaki mekanlarımızın büyük bir kısmı hemen deniz kıyısında  konumlandırılmış durumda. Bu nedenle tekstil eserleri üzerindeki nem sorunu çok  ciddi bir sorun ve tekstil eserleri de özellikle 150 yılı aştıktan sonra çok  ciddi korozyonlara, bozulmalara maruz kalabildiği için bilhassa bu eserlerde bir  hayli zorlanıyoruz." dedi.Yıldız, mobilyalarda yapılan konservasyon uygulamalarında da çok  dikkatli olunması gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti: "Milli Saraylar mobilya envanterindeki eserler, birbirinden çok farklı  tekniklerde ve çok farklı ülkelerden buraya temin edilmiş. Çok geniş bir mobilya  koleksiyonumuz var ve bu koleksiyonumuzdaki her bir eserin ihtiyacı ayrı  olabiliyor. Bir masa ile varakla tezyin edilmiş bir aynanın hiç şüphesiz  ihtiyaçları aynı olmayabiliyor."
 
Prevantif konservasyonun, dünya müzelerinde de sık sık uygulandığına  işaret eden Yıldız, "Milli Saraylar olarak yürüttüğümüz hizmetin dünyada  muadilleri mevcut. Oralarda yer alan eserlerle ve uygulamalarla eş güdümlü  olabilmek, mesleğin gerektirdiği eş güdümü sağlayabilmek bizim için çok önemli."  ifadelerini sözlerine ekledi. Tarih, arkeoloji, sanat tarihi ve el sanatları alanlarındaki uzman  kişilerden oluşturulan Milli Saraylar Obje Bakım ve Konservasyon Ekibi, Milli  Saraylar'a bağlı saray ve kasırların büyük salonlarının ve gezi güzergahının  bakımını, ziyarete kapalı olan pazartesi günü gerçekleştiriyor."Pasif konservasyon" uygulaması esas alınan bakımlar sırasında su ve   kimyasal madde kullanılmadan, devirleri düşürülmüş, Avrupa menşeli ve hepa  filtreli, müzeler için tasarlanmış cihazlarla esere yerinde müdahale ediliyor. Doğal malzemelerin kullanıldığı konservasyon sırasında da at kılı ve  pamuk ponpon fırçalar kullanılıyor. Ayrıca ayna ve vazoların bakımı ise etil  alkolle yapılıyor.
 

ETİKETLER