Sanal ile gerçeklik aynı sahnede KAM!

EDA SOLMAZ / MAKARON |  12 Nisan 2015 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 12 04 2015 - 2:30


 
Yeni nesil oyunlar izleyicisini farklılıklara sürüklüyor. Kam da böyle bir metin. Sahne, green box perdesi ve kameralar ile film stüdyosuna dönüşüyor. Kam’ın detaylarını yönetmen ve yazarı Can Bora, Yunus Günçe ve Gonagül Sunar ile konuştuk.
 
Oyunun önermesi nasıl ortaya çıktı?
 
Can Bora: Geçen yıl proje kafamda şekillenmeye başladı. 4 yıldır yoga eğitmenliği yaptığım için bir sürü insan ile çalışıp, sıkıntılarımızı da konuşuyorduk. Özellikle İstanbul’da her yer çok kalabalık ve buralardan kaçmak istiyoruz. Sabah uyanır uyanmaz telefonu açıp instagram’a baktığımı fark ettim. İnsanlarla buluşmaya dair konuşulup ardından bir bakıyorum ki planlar havada kalmış. Devamlı hayatı erteleme hali var. Bu noktada kendini arama halini sade bir bakış açısı ile harmanlayıp, sahneye koyduk.  
 
Oyuncu seçimi nasıl oldu? Hikaye size geldiği zaman ne hissettiniz?
 
Goncagül Sunar: Bir dizi ve Yatak Odası Diyalogları oyununu sahnede oynuyorum. Kafamda alternatif bir oyunda oynamak, kendi yaratıcılığımı kullanabileceğim bir arayış vardı. Ama tam da emin olamıyordum zamana dair. Böyle bir dönemde Can ile tanıştım ve bugüne dek geldik. Kam’ın prova aşamaları bayağı enteresan oldu. Sahne provası az yaptık şartlardan dolayı evlerde çalıştık. Can ile farklı çalışma teknikleri içerisinde buldum kendimi. Bir ucu yogaya bir ucu hayatla ilgili konuşmalara dayanan… Aslında bayağı altını doldurduk bu çalışma biçiminin. 
 
Can: Oyun çok teknik. Sahnede kameralar da var. Provaları sahne üzerinde yapmamız gerekiyordu. Sahnelerin de çoğu dolu olduğu için prova yeri bulmakta zordu. 
 
 
‘BU OYUN İLE RİSK ALIYORUZ’
 
Seyirci bu tarz oyunlara açık mı?
 
Goncagül: Metin olarak çok uzak bir yanı yok. Sıra dışı bir şey izlemiyor. Harry Potter’ın uçmasını ve onun çekim aşamasını aynı anda izlemek gibi bir şey buradaki. 
 
Sizi bu oyuna inandıran duygu neydi?
 
Yunus Günçe: Sahnede Kafamda Böcekler Var diye bir standup yapıyorum, akıllı insanlar için. Hayatımda değişik bir şey istiyordum. Fakat klişelerden kendimi korumaya çalışıyorum. O yüzden de bu işin en çok sevdiğim tarafı risk alıyor olmamız. 
 
Goncagül: Hayatımızın yarısından fazlasını internetin başında geçiriyoruz. Bu yüzden kendime kızdığım bir dönemde Can bu metin ile bizi tanıştırdı. Kendi gerçekliğimizi kaybettik. Şehir kalabalığından sonsuz sıkılmış, fazlasıyla ağaç aşkıyla doluyken bu metin mutlu etti beni. Oyunun kendine özel bir ironisi de var.
 
Yunus: Sosyal medya hayatınızda çok baskınsa kesinlikle bu oyuna gelmelisiniz. 
 
 
Zaman ayırıp oyununuza gelen izleyici, memnun kalıyor mu?
 
Can: Gündem çok yoğun ve sıkıcı. Her hangi bir sinema filmine gidip dünyadan kopabiliyorken, aynı şeyi tiyatronun da sunduğunu unutmamanız gerek. Kam’da günümüzün tüm araçlarını kullanıyoruz. Sahne dili güncellenmiş bir oyun olduğu için, geleceği bakımından umutluyum. 
 
Yunus: Oyunun başından niyetimiz anlaşılıyor. Hiçbir şey hakkında ahkam kesmiyoruz. Sadece yazan insanın anladığı bir oyun değil. Burada bir araya gelen insanlar, güzel bir şey yapmaya çalışıyor. İyi niyetlerini de paylaşıyorlar seninle. İnsanların Türkiye’de sanat ve medeniyete dair her şansı değerlendirmesi gerekiyor. 
 
Can: Metin çok samimi… Seyirciler salona girdiğinde, oyuncular zaten içeride onları bekliyor. Analizler değil, duyumsamalar önemli bu sahnede. 
 
 
‘Görsellik bir bakıma daha ön planda’
 
Oyunda sizin için çarpıcı tiratlar var mı?
 
Yunus: Goncagül’ün karakterinin dediği, “Yeryüzüne indim, yeryüzü çok değişik bir yer” sözü çok önemli. Lafların uzun değil, ne kadar kuvvetli olduğuna bakıyorum. Seyircinin zekasını da çok önemsiyorum. İzleyicinin hayatıyla ilgili bir şeyler gösteriyor bu metin. 
 
Can: Görselliğin ön planda olduğu bir oyun olduğu için ağır bir metin taşımıyoruz. 
 
Seyirci salondan nasıl çıkarsa sizin içiniz ferah olur?
 
Goncagül: Seyircinin eğlenmesi benim için güzel bir kriter. Anında tepki vermeleri da önemli. Bu oyunun da seyircisi hep doğru olacakmış gibi geliyor. 
 
Can: İki saatlik süre boyunca oyunun enerjisini fazlasıyla hissediyoruz. “Bu kadar soyut bir şeyi somut bir şekilde gösterdiğiniz için teşekkür ederiz” yazan bir mail geldi. Daha ne isteriz ki…
 
Yunus: Ben sahneden nasıl indiğimi daha çok önemsiyorum. Çünkü yaptığım işe karşı çok gaddarımdır. Hiç kandıramam kendimi… İçime sinmesi ile ilgileniyorum. İçime sindi ve daha da güzelleşiyor. Başka bir ekiple zor çıkardı oyun ama biz bu oyuna inandık. Biz mükemmeli aramıyoruz, o his beni çok rahatlattı o yüzden.
 

ETİKETLER