Gazetevatan.com » Yazarlar » Çapkın kadınlar...

Çapkın kadınlar...

11 Mayıs 2016 Çarşamba


Bir erkeğin beraberindeki kadını “okumasıyla”, o kadının kendi hayatını “yazması” birbirinden çok farklıdır...
 
***
 
Bir kadın, erkeğe uzun süreli tavır yapıyorsa altında mutlaka “okunması gereken” farklı bir hal vardır...
 
***
 
Kadın erkek beraberliklerinde; ilişki belirli aralıklarla devam ederken kadın eski sıklıkta aramıyorsa, durumun mutlaka önemli bir nedeni vardır...
 
***
 
Büyük olasılıkla bir başka erkek kadının  bulunmaktadır...
 
***
 
Erkekler kadına yönelik empati duygusunu çok geliştirmek istemediğinden kadının aramasındaki seyrekliği “şerre” yormaz, “hayra” yorar...
 
***
 
“İşi vardı aramadı...”, “arkadaşlarıyla buluşmuştu vakit bulamadı...”, “ailesiyle beraber olacaktı, zaman bulamadı...” gibi fazla derine inmeyen, kendini aldatan analizlerle rahatlar...
 
***
 
Oysa bir kadının erkeğe duyduğu ilgi, onu sürekli kontrol etmek istemesinden anlaşılır...
 
***
 
Sürekli kontrol, kadının tek ilgisinin o erkekte olduğunu göstermez ama kontrol yoksa ilgi zaten hiç yoktur...
 
***
 
Erkek hiç heveslenmemelidir...
 
***
 
Bir kadın ailesini, arkadaşlarını, işini gücünü, bahane edip aramaları seyrekleştirmişse; ya gözüne kestirdiği, ya kafasına taktığı, ya da yakında hayatını değiştirmek üzere kendini hazırladığı bir erkek mutlaka vardır...
 
***
 
Kadınlar erkekler gibi değildir, birkaç işi bir arada yapabilme yeteneğine haizdir...
 
***
 
Bu özelliğine rağmen telefonlar seyrekleşmiş, buluşmalar azalmış, yapılacak işler çoğalmışsa, etrafta potansiyel adaylar var demektir...
 
***
 
Kadın gözünde “yeni bir seçim, yeni bir arayış, iyi olanın kazanacağı yeni bir yarış” başlamıştır...
 
***
 
Erkekler, bu durumları pek farketmezler...
 
Kendileri sözkonusu oldu mu, kadının başka arayışlarına ihtimal vermezler...
 
***
 
Arayışta olanlar kendi sevgilileri değil; başka kadınlardır...
 
***
 
Onlara pas verenler, cazibelerinden etkilenen mutsuz kadınlardır...
 
***
 
Erkek fark etmez ki, yanında ya da uzağında beraber olduğu kadın mutsuzsa, hatta mutluysa ama bir arayıştaysa aynı “denemelerde” bulunacaktır...
 
***
 
Erkek bir taraftan kıskanır... Bir taraftan da kendi yanındaki kadına çapkınlığı konduramaz...
 
***
 
Korkusu, özgüven eksikliği, cinsel yetersizlik paranoyası erkeği “kadın çapkınlıklarından” korkar hale getirir...
 
***
 
Erkek “çapkın kadınlardan” korkar...
 
***
 
Hayatta kimse hele hele bir kadın hiçbir zaman munis olmaz...
 
Sadece munis gibi gözükebilir...
 
***
 
Hayatta kimse mazbut da değildir...
 
Olsa olsa duruma göre mazbut olabilir...
 
***
 
Hayatta prensipleri ve duruşları olan kadın konusu ise yoruma açık bir konudur...
 
***
 
Bir kadının aramaları seyrekleşti mi erkek “hayra” yormamalı, kendi açısından “şerre” yormalarıdır...
 
***
 
 
Bir kadının erkeğe ilgisi sonsuz devam ediyorsa, başına en büyük felaketler gelse de erkeği aramadan edemez...
 
***
 
Kısa süreli “yeni bir durum dayatma blöflerinin” dışında uzaktan ya da yakından kontrol etmeden yaşayamaz...
 
***
 
İşini, arkadaşını, annesini, babasını bahane ederek seyrekleşmekteyse eğer aramalar...
 
Yavaş yavaş “uzuyor” demektir...
 
***
 
Bu durumda erkeğe de “ikilemek” düşmektedir...
 
 
BİR EVLİLİK HİKAYESİ...  (2)
 
Kadın çok güzel, erkek çok yakışıklıydı...
 
***
 
17 yaşındaki David ile 15 yaşındaki Jade’in aşkı ve cinselliği keşfedişlerini anlatan Endless Love filminde; (Affedilmeyenler) Brooke Shields’in gençlik yıllarındaki kadar taze ve güzeldi kız...
 
***
 
Erkek ise yakışıklı bile denmeyecek kadar bebek yüzlü bir güzeldi...
 
Endless Love filminin erkek oyuncusu Martin Hewitt’in temizliği vardı yüzünde...
 
***
 
İkisi de çok ünlüydü...
 
Genç kadın o kadar naif bir güzel, erkek öylesine bebek yüzlü bir yakışıklıydı ki, ikisinin de güzellikleri ünlerinden önde gidiyordu...
 
***
 
Ortak yaptıkları bir işte tanıştılar...
 
Tanrı onları birbirleri için yaratmıştı sanki...
 
***
 
Erkek güzeliyle, kadın güzeli bir arada olsunlar diye onları dünyaya göndermişti...
 
***
 
Aşık oldular birbirlerine...
 
Evlendiler...
 
***
 
Uzun yıllar önceydi...
 
Evliliklerinin üzerinden bir süre geçti ki, naif ve dünyalar güzeli kadın işinde kendisini yöneten adama aşık oldu...
 
***
 
O adamla beraber oldu...
 
Adam, naif güzelin, bebek yüzlü sevgilisi gibi yakışıklı değildi...
 
***
 
Belki karizmatik, belki yaratıcıydı; neyi dokundu genç kızın yüreğine ve tenine bilinmiyordu...
 
***
 
“Gönül bu sevdi...
 
yeni bir ten,
 
yeni bir heyecan...
 
bilirim üstelik...
 
***
 
Ne acı, ne acı insan... Kendine ne kadar yenik...
 
bulunmadı ihanetin ilacı...
 
yürek koca bir kara delik...”
 
***
 
Bebek yüzlü genç adam, bütün kadınlar önünde geçit resmi yaparken, yaşadığı bu ikilemi hayatı boyunca unutamadı...
 
***
 
Yüreği yaralandı...
 
Gençti, çok yakışıklıydı, ünlüydü ve etrafında yüzlerce genç kadın vardı...
 
***
 
Hangisiyle istese onunla olurdu...
 
Yara kolay kolay kapanmadı...           
 
***
 
 
Bu olayın üzerine, yaşamı, inançları, tercihleri, her şeyi değişiverdi genç adamın...
 
***
 
Yeni dünyası, ona acılarını unutturacak, tevekkülü gösterecek, yaşamı acılarıyla yaşamasını öğretecek bir dünyaydı...
 
***
 
Erkek güzeli genç adam, yeni dünyasından bir daha hiç kopmadı...
 
***
 
Bir süre sonra yeniden evlendi...
 
Çocukları oldu...
 
***
 
Yıllar sonra bir gün yakın bir dostuna; “Aşkla evlilik bir arada gitmiyor... Evli olduğun kadına aşık olmayacak, onu seveceksin... Aşk zor, çok zor bir şey...” diyecekti...
 
***
 
Genç eşiyle yaşadığı olay genç adamı bambaşka bir dünyaya itmişti...
 
***
 
İlginçtir, o aşk genç kadını çok başka bir dünyaya götürdü...
 
***
 
Öyle ki bir zamanların bebek yüzlü prensiyle, naif yüzlü prensesi birbirinin tam zıttı iki dünyanın başrol oyuncusu oluverdiler...
 
***
 
Biri materyalist dünyaların önemli bir figürü, öbürü maneviyat dünyasının sesi olmuştu...
 
***
 
Aynı filmde başrol oynarlarken, birbirinin zıttı dünyaların başrol oyuncuları haline gelivermişlerdi...
 
***
 
Geçmişi bilmeyen birisi bu iki ayrı dünyanın, fikirlerin ve düşüncelerin insanlarının bir zamanlar tek bir karenin iki fotoğrafı olduğunu anlayamazdı...