6 yıl önce Newyork’ta başıma gelen garip bir olay... (1)

Çocuklarımın annesine bir sürpriz yapmaya hazırlanıyordum...

Okul yıllarında; eğitim için en çok istediği ülkenin Amerika olduğunu biliyordum...

Turkcell o günlerde Kardelen projesini Birleşmiş Milletler’de tanıtmak amacıyla “bir grup gazeteciyle Newyork’a çıkartma yapıyordu...”

***

Birleşmiş Milletler binasının 7 numaralı salonlarından birinde; Kardelen kızlarından biri uluslararası temsilcilerin önünde konuşma yapacaktı...

-“Benimle Newyork’a Birleşmiş Milletler binasına gelmek ister misin?..” diye sordum hayat arkadaşıma...

***

Mutluluktan uçuyordu...

Birkaç ay önce, “başıma kirli çoraplar örüldüğünü fark ediyor ve CNN Türk’te her gece yaptığım Çok Farklı programını bırakıyordum...”

İçimden;

-“Ne iyi oldu programı bıraktığım...” diyordum...

-“Şimdi program olsa, nasıl gelebilirdik Newyork’a?..”

*****

PARİS EŞİMSE; NEWYORK SEVGİLİM OLUR... (2)

Amerika’da en sevdiğim şehirdi Newyork...

Dünyada da Paris’le beraber, kalbimde düet yaparlardı...

-“Paris eşimse eğer; Newyork kaçamak yaptığım uzatmalı sevgilim...”

Haberin Devamı

***

Ben Washington gibi şehirleri pek sevmezdim...

Fazla bürokratik, fazla diplomatik; çok fazla da politik bulurdum...

Hayatım hep bir yerinden politikaya teğet geçtiği halde, politikayı sevmezdim...

Politikayı ilginç bulmazdım...

İşe yaradığına de pek inanmazdım...

***

Oysa Newyork öyle miydi?..

Cıvıl cıvıl bir şehirdi...

Tazeydi, yeniydi, yepyeni heyecanları içinde barındırırdı...

Yaratıcıydı, estetikti, rekabetçiydi ve ‘en iyilerin kazanmasını hep teşvik ederdi...’

Tartışmasız Amerika’da benim şehrimin adıydı Newyork...

***

Newyork’a gidip de, sanatçı ve oyuncu bir kadını Broadway oyunlarına götürmemek olmazdı...

Newyork’un en iyi bildiğim etkinliklerinden biriydi Broadway müzikalleri...

Kaldığımız otelin konsiyaj’ında, Broadway müzikalleri için bilet alıyordum...

Konsiyaj görevlisi, tek tek hangi oyunları görmek istediğimizi öğreniyor, tiyatrolara telefon ederek, uygun yerlerden biletleri temin etmeye uğraşıyordu...

*****

MUSEVİ KÖKENLİ GAZETECİ ARKADAŞIMI GÖRDÜĞÜM AN... (3)

Kafamı kaldırdığımda onu gördüm...

Haberin Devamı

Eski bir tanışığım ve arkadaşımdı...

Atina’dan geldiğim yıllarda Nokta dergisinde köşe yazarken, o da dış haberler editörü olarak görev yapmaya başlamıştı aynı dergide...

***

Yakışıklı, entellektüel, aklı başında, Musevi kökenli bir çocuktu... Dergiye her geldiğinde uzun uzun konuşur, sohbet ederdik... Atina yıllarımda yaşadıklarımı merak eder, sorardı...

Nokta dergisinden ayrıldıktan sonra, uzun süre onunla hiç karşılaşmamıştım...

***

Hayatım çok başka mecralarda seyretmiş, televizyon dünyaları ve sansasyonalize edilmiş aşklarla, bambaşka bir portrenin eskizi haline gelmiştim...

***

Bu hayhuyun ortasında, eski arkadaşı bir gün Bebek’te yürürken görmüştüm...

Sarılıp kucaklaşmış, yine ayaküstü iki satır sohbet etme fırsatı bulmuştuk...

Bana; o sırada beraber olduğum ünlü ses sanatçısını ne kadar çok beğendiğini ve sevdiğini söylemiş;

“Gerçekten tebrik ederim... Ben onun hayranıyım...” demişti...

Öpüşmüş ayrılmıştık...

***

O günden sonra da bir daha onu görmemiştim... Büyük bir gazetede dış politika yazıları yazdığını fark edince;

Haberin Devamı

-“Herkes zaman içinde iyi bir yerlere geliyor...” diye içimden geçirmiştim...

***

Milyonlarca insanın yaşadığı Newyork’ta, binlerce otelin arasında kalmış bir otel konsiyaj’ında karşıma çıkıyordu yıllar sonra eski arkadaş...

Kafamı kaldırdım; hayret ifadesiyle ona gülümsemeye başladım...

-“Sen ne arıyorsun burada?..” dercesine gözlerinin içine bakıyordum...

***

Beni gördü ama görmezlikten geldi eski arkadaş...

Acaba yanılıyor muyum diye, gözlerimi gözleriyle bir kez daha buluşturmaya gayret ettim...

Hayır; gözlerini gözlerimle buluşturmamak için, başka tarafa bakıyor, orada değilmişim gibi kayıtsızca davranıyor ve yanındaki kişiyle konuşmaya çalışıyordu...

Beni görmemiş olması imkansızdı...

Aramızda sadece iki metre vardı...

Konsiyaj tezgahının iki tarafında birbirini bütünüyle görecek şekilde duruyorduk... Adını söyleyerek “merhaba” bile diyemez hale gelmiştim...

***

Çocuklarımın annesinin yanına gittim...

Aklımdan saçma sapan şeyler geçiyordu...

-“Acaba” diyordum içimden;

Haberin Devamı

-“Benim yıllar önce aşk yaşadığım, onun hayran olduğu kadınla olan ilişkim mi onda bir burukluk yarattı?.. Onun için mi böyle davranıyor bana karşı?..”

*****

NEWYORK; İLK ŞİFRENİN; KARŞIMA ÇIKTIĞI ŞEHİR... (4)

2010 yılının Mart ayıydı...

Newyork’ta yaşadığım bu olay; izleyen 6 yıl boyunca; teker teker deşifre etmeye başlayacağım, inanılmaz olaylarla örgülü “korkunç tezgahın” ilk anlaşılmaz şifresiydi...

***

O kadar ilginç bir olaydı ve ben o kadar şoke olmuştum ki; kafamdan ipe sapa gelmez şeyler geçiyordu:

-“Acaba?..” diyordum...

-“Benim görmemi istemediği birileriyle görüşüyordu onun için mi beni görmezden geldi?..”

Sonra bu saçma fikri kafamdan silip atıyordum...

-“Benim görmemi istemeyeceği kişi kim olabilir ki?.. Ben tanımıyorum ki konuştuğu kişiyi?.. Kaldı ki otelin ortasında konuştuğu kişiyi benden niye saklasın ki?..”

***

Beri taraftan; eğer benim aşk ilişkimden dolayı içinde bir burukluk varsa, bunu niye karşılaştığımız gün söylememişti de, yıllar geçtikten sonra dışa vuruyordu?..

Bu yorum da anlamsızdı...

***

Ancak geriye bana anlamlı hale gelebilecek hiçbir cevap kalmıyordu...

-“Ben ne yapmıştım eski arkadaşa da, beni görmekten imtina etmişti?..”

O günlerde “çevremde kurulan kirli tezgahtan; beni her çevreden, her kesimden kopartmaya, hedef haline getirtmeye yönelik gizli odaktan yürütülen kalleş operasyondan bihaberdim...”

***

50 yaşıma kadar öğrendiğim hayat tecrübesi, bana yakından tanıdığım insanların neden aniden benimle göz göze gelmekten imtina ettiklerini anlamama yetmiyordu... Benzeri bir olay birkaç yıl sonra Ankara’da başıma geldi...

Üniversiteden sınıf arkadaşım, mezun olduğum TED Koleji’nin bir konserinde karşımda duruyordu...

Oğlu Kolej’de okuyordu...

***

Büyük bir gazetede yönetici ve köşe yazarı olmuştu... Salonda ikinci sırada oturuyordum... Birinci sıra boştu...

O da birinci sıranın önündeki boşlukta ayakta duruyordu... Tam karşımda...

Yüzüne bakıyordum “Selamlaşmayı” umarak...

Benden özellikle gözlerini kaçırıyordu...

İçimden “Aramızda bir şeyler oldu benim mi haberim olmadı acaba?..” diye geçiriyordum...

Hayır; hiçbir şey olmamıştı...

***

Aynı Newyork’ta eski dış haberlerci arkadaşın yaptığı gibi, gözlerini gözlerimden özenle kaçırdı eski sınıf arkadaşı...

*****

6 yıl önce Newyork’ta başıma gelen garip bir olay... (1)

HOŞ BULDUK BİRDMAN, HOŞ BULDUK BROADWAY... (5)

Onların niye böyle yaptıklarını anlayabilmem, yıllarımı alacaktı...

Şimdi 6 yıl sonra Newyork’a gidiyorum...

Üç çocuğumla, sahici bir hayatı yaşamak üzere...

Broadway müzikali öncesi otel konsiyaj’ında benzer kimliklerin selam vermez silüetlerini görecek miyim bilmiyorum;

Ancak 6 yıl sonra, o tezgahı perde arkasından kuranları deşifre etmiş olarak gidiyorum bu kez Newyork’a...

Ne de olsa Newyork “benim şehrim ve ben bu şehirde hayatı deşifre etmiş olarak çocuklarımla mutluyum...”

Hoş bulduk Broadway...

Hoş bulduk Birdman...

DİĞER YENİ YAZILAR