Kaç kişi ölmek üzereyken, televizyon karşısında daha fazla vakit geçirmeyi diler?..

“Kaç kişi ölmek üzereyken, iş yerinde ya da televizyon karşısında daha fazla vakit geçirmeyi diler?..”

Yanıt;

-“Hiç kimse...”

***

Bu soru ve cevaptan oluşan diyalogu eğitim verirken soran adam Stephen Covey’dir...

İş Dünyasında; otuzsekiz dile çevrilerek yirmi milyonun üzerinde satışa ulaşan; “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” isimli kitabın yazarı...

***

Aynı zamanda dokuz çocuk, kırküç torun sahibi ve aldığı sayısız ödüllere ek olarak Time Dergisi tarafından “En Etkili 25 Amerikalı’dan biri” olarak seçilen, 123 ülkede şubesi bulunan Franklin Covey şirketinin kurucularından biri Stephen Covey...

*****

KORKU...

Stephen Covey’in “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” isimli kitabını karıştırıyorum birkaç gündür...

Covey “etkili insanların paradigmalarını anlatabilmek için, hayatımızda etkili insan olmamızı engelleyen paradigmalarımızı sayıyor” kitabının önsözünde...

***

“Günümüzde pek çok kişi bir korkuyla pençeleşiyor...” diyor...

“Gelecekten korkuyorlar...

İş yerinde savunmasız kalabileceklerini hissediyorlar...

Haberin Devamı

İşlerini kaybetmekten, ailelerine bakma olanağını bulamamaktan korkuyorlar...

Bu savunmasızlık, çoğu zaman risk almadan yaşamayı, iş yerinde ve evde başkalarına bağımlı olmak gibi bir teslimiyeti içermeye başlıyor...

***

Buna çare daha fazla bağımsız olmaya çalışmaktır...

“Bana ve benim olana odaklanacağım... Kendi işimi yapacağım ve işim dışında bana gerçekten keyif veren şeylerle ilgileneceğim ...”

Bağımsızlık önemli hatta hayati bir değer ve başarıdır...”

*****

“BUNU HEMEN ŞİMDİ İSTİYORUM...”

Kaç kişi ölmek üzereyken, televizyon karşısında daha fazla vakit geçirmeyi diler..“İnsanlar bir şeyleri istiyorlar...

Hem de hemen şimdi olmasını istiyorlar...

-‘Para istiyorum... Güzel büyük bir ev, büyük bir araba, en büyük ve en görkemli eğlence merkezini istiyorum... Hepsini istiyorum... Çünkü hak ediyorum...’

***

“Günümüzün ‘kredi kartlarına alışkın’ toplumu; ‘Şimdi alıp, sonra ödeme yapmayı bir alışkanlık olarak benimsese de’, ekonomik gerçeklikler önünde sonunda devreye giriyorlar...

Satın almalarımızın, üretme yeteneğimizin önüne geçemeyeceği gerçeği, kimi zaman acı reçetelerle bize öğretiliyor...” diyor Stephen Covey...

Haberin Devamı

***

‘Çıkar talepleri acımasızdır ve affetmez... Çok çalışmak bile yeterli değildir...

Teknoloji alanındaki baş döndürücü değişim hızı ve teknolojinin küreselleşmesinin getirdiği artan rekabet yüzünden, eğitimli olmakla yetinmeyin... Kendimizi sürekli yeniden eğitmek, yeniden yaratmak zorundayız...

Eskimekten kaçınmak için, zihinlerimizi geliştirmeli, sürekli bilemeli ve yeteneklerimizi geliştirici alanlara yatırım yapmalıyız...

***

Üç dört aylık hedeflerinizi karşılıyor olabilirsiniz... Ancak o başarıyı bir beş on yıl sürdürecek gerekli yatırımları yapıyor musunuz?..

Sağlığımızda, evliliğimizde, aile ilişkilerimizde, işimizde ve toplumumuzun ihtiyaçlarında geçerli olan sorudur bu...”

*****

SUÇLAMA VE KENDİNİ KURBAN GÖRME...

“Bir sorunun yaşandığı yerde, genelde bir suçlama varolur... Toplum ‘kurban’ rolünü oynamaya düşkündür...

‘Keşke patronum bu kadar kontrol budalası olmasaydı?..’

‘Keşke bu kadar yoksul doğmasaydım...’

‘Keşke daha iyi bir yerde yaşasaydım...’

Haberin Devamı

‘Keşke babamdan böylesine öfkeli bir mizaç geçmeseydi bana...’

‘Keşke çocuklarım bu kadar isyankar olmasalardı...’

‘Keşke departmanlarımız verilen siparişleri böyle yüzlerine gözlerine bulaştırmasalardı...’

‘Keşke daha iyi bir yerde yaşasaydım...’

‘Keşke bu kadar gerileyen bir sektörde yer almasaydık...’

‘Keşke çalışanlarımız bu kadar miskin ve hevessiz olmasalardı...’

‘Keşke eşim daha anlayışlı olsaydı...’

Keşke... Keşke...

***

Sorunlarımız ve karşılaştığımız zorluklar için, bizden başka herkesi ve her şeyi suçlamak normal görünebilir...

Duyduğumuz acıyı geçici olarak hafifletebilir...

Ancak bir yandan da bizi aynı sorunlara mahkum etmeye devam eder...

***

Kendi koşullarını kabul edip, sorumluluğunu üstlenecek kadar alçakgönüllü birisini...

Bu zorluklar arasından sıyrılıp yaratıcı bir çözüm bulmak için gereken inisiyatifi alacak kadar yürekli birini gösterin bana...

Ben de size ‘yaptığınız seçimlerin yarattığı üstünlüklerin şifrelerini göstereyim...”

*****

YALNIZ OLMA DUYGUSU VE BEN...

Hayatımın ilginç bir mecrası var...

Haberin Devamı

Tek çocuk olmamdan başlayarak, yaşamımın başından itibaren bütün evrelerinde; her şeyi kendi başıma yapmak durumunda olan, hayatı tek başına öğrenmek zorunda kalan bir yaşam mecram oluyor...

***

Uzun yıllar, yaşadığım her şeyde; seçtiğim meslekte, içinde bulunduğum ilişkilerde, hayatla ilgili öğrendiğim tüm şeylerde ve edindiğim tecrübelerde; ‘yapayalnız bir hayatın’ desteksiz izlerini görüyorum...

Hayatta kimselerden organize bir yardım alamıyorum... Böyle bir hayat seçimim olmuyor...

Böyle bir hayat çizgim olmuyor...

***

Kişisel hayatımın zorluklarında karşılaştığım ağır sorunlarda, insani ve tesadüfi dostlukların dışında, “ilahi gücün görünmeyen planının dışında” hiçbir hesaplı, planlı desteğin ve yardımın öznesi haline gelemiyorum...

Bunun bir kişisel tercihim olmadığını; Tanrı tarafından hayatımın kuruluş dizaynının bu şekilde olmasının öngörüldüğünü fark ediyorum...

***

Uzun yıllar bu gerçeği yaşasam da, “bu farkındalığa çok yeni sahip olabiliyorum...”

Yaşamımda mutsuzluklar, umutsuzluklar, dramlar, kırılmalarla dolu anlarımın bütününde; yaşadığım koyu yalnızlığın, “insani bir trajedi değil, ilahi bir gücün içimdeki varlığını tescillenmesi” olduğunu anlıyorum...

***

Artık; “birbirlerine arka çıkarak, insani yalnızlıklarının üstesinden gelmeye çalışan” bireylere ve kliklere karşı, “Tanrı’ya yakın yalnızlığımın’, benim için bir handikap değil, ilahi gücün içime verdiği mucizevi yansıma olduğunu” fark ediyorum...

Artık “yalnızlık” bir eksiklik olmaktan çıkıyor, çoğalmanın, artmanın ve kazanmanın itici gücü haline geliyor...

Her şeyi Tanrı’nın içimdeki gücüyle yalnız başıma yapmaya çalışıyorum... Bu yalnızlığım ilahi tesadüflerle, evrenin ve ilahi gücün beni kolladığını fark ettiğim rastlantılarla, sürüp gidiyor...

***

Kendini kurban görme hissi ve yalnız olacağım duygusunun yarattığı ikilem; yerini; durumun varlığından güç alan mucizevi bir gücün içimde yeşermesine olanak tanıyor...

-“Bazı insanlar, yalnız başlarına bir misyonu yerine getirmek için vardırlar... Bu gerçeği bilirlerse, misyonlarının gereğini yaparlar...”

Coelho mu söylemişti; Robin Sharma mı?..

Yoksa her ikisi de mi?..

Pek önemi yok gerçekte... Söylenen söz hissiyatımın yansımasıdır...

DİĞER YENİ YAZILAR