Gazetevatan.com » Yazarlar » Paylaşmak

Paylaşmak


 
Acımızı, sevincimizi, ekmeğimizi, yemeğimizi paylaşmak... 
 
Şu fani dünyada hayatımızı anlamlı ve değerli kılan paylaşmaktan daha güzel bir mutluluk var mı? 
 
Hz. Muhammed ne diyor?
 
Hayatıyla insanlık için model olan Hz. Muhammed -Allahın’ın selamı onun üstüne olsun-, paylaşmayı ‘insan olmanın getirdiği doğal bir sorumluluk’ olarak tanımlamış ve insanlığa şöyle seslenmiştir:  
 
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”
 
Yanıbaşımızda oturan, komşumuzdur; sınırlarımızı paylaştığımız, ülke komşumuzdur; sınırlarını paylaştığımız kıta, komşumuzdur…
 
Acılar paylaştıkça azalır...
 
Zorlukları aşmak, acılara dayanabilmek paylaşmakla mümkündür. Sevinçler ve güzellikler paylaştıkça çoğalır. Acılar ve hüzünler paylaştıkça azalır.
 
Dertlenmek, herhangi bir nedenden ötürü üzülmek ve kaygı duymak; dertleşmek ise üzüntülerini, sıkıntılarını dile getirip, ruh halini, düşüncelerini paylaşmak, bir kimse ile sıcak ilişkiler kurabilmektir. Dertleşme, yakınlığın bir göstergesidir. İnsan bazen böyle bir yaklaşıma ihtiyaç duyar. Derdini paylaşacak birilerini arar, çünkü düşüncelerini aktarmak zorundadır. Sevgimizi, yakınlığımızı daha yoğun göstermek kadar güzel bir davranış olabilir mi? İnsanın, sıkıntılarını sürekli içine atmak yerine bazı yakın dostları ile paylaşması son derece yararlıdır.
 
Paylaşmayan insan açgözlü ve cimridir. Dostu yoktur ya da yok denecek kadar azdır. Dostu ve arkadaşı; parası, malı ve mülküdür.  
 
Amellerin en zoru üçtür!
 
Hz. Muhammed dünya hayatının cazip olması ve benliğimize kapılmamızın etkisiyle zorlanacağımız üç davranış konusunda bizleri şu sözleriyle farkındalığa çağırmaktadır: “Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hakkını verebilmek, her durumda Yüce Yaradanı hatırlayabilmek ve kardeşine bol bol ikramda bulunabilmektir” . 
 
Günümüzde hayat şartlarının getirmiş olduğu ağır yükler nedeniyle belki de bizim için en değerli varlığımız olan çocuklarımıza gerekli zamanı veremiyoruz. Öyle ki çalışan bazı anne-babalar, çocuklarının gelişimini yoğun iş tempolarından arta kalan zamanlarında bakıcıların verdiği bilgiler ile izleyebiliyorlar. Oysa bu değerli varlıklarımıza paylaşımı ve insan sevgisini verebilmenin yollarını sonuna kadar araştırmalıyız. Çocuklar paylaştıkça gelişir.
 
Cahil bilmediğini sormaktan utanmasın
 
Kardeşliğin temeli olan paylaşma duygusunu çocuklarımıza verebilmek, eşya alış verişi ile başlayan bir paylaşma duygusu yaratmak, en önemlisi geleceğimiz olan çocuklarımıza sevgi duygusunu verebilmek çok önemlidir. Küçükken paylaşmayanlar, büyüyünce hiç paylaşamazlar... Muhammed bilgilerimizi paylaşmamızı da şu sözleriyle önermektedir: Cahil, bilmediğini sormaktan utanmasın. Âlim, içinden çıkamayacağı bir meselede ‘En iyisini Yüce Yaradan bilir’ demekten sakınmasın.
 
İnsanın bilinç olarak yükselmesi yaşadığı hayatın kalitesini yükseltecektir. Bu nedenle bilenlere sormak, gerçeklere göre davranmak ve yaşamak ruh ve beden sağlığımızı artırır. Bizleri hem bu dünyada hem de sonsuz alemde mutlu kılar.
 
Yaradanımız Yüce sevgisiyle bizlere ihtiyacımız olan bütün nimetlerini sunmaktadır. Bizlere düşen bu nimetleri en güzel şekilde değerlendirmektir: Bizlere emanet olan evreni, dünyamızı, bedenimizi koruyalım. Sahip olduklarımızı, bereket değerini hiç unutmadan paylaşalım. Barış için önce yüreğimizi sevgi ve huzurla dolduralım. 
 
 
YAŞADIKLARIMIZ İMTİHAN MI, ÖĞRENME Mİ?
 
SORU: Değerli hocam dünya hayatında yaşadığımız her türlü acı ve sıkıntı karşısında bir çok yetkin hoca “Bu durum Allahın bir imtihanıdır, cenneti kazanmak için sabretmelisin” diyor. Oysa ki dünya hayatında bir öğretmen ancak öğrettiği şeylerden imtihan ediyor. İnsan hiç bilmediği bir konuda nasıl imtihan edilir ki. Bazen “Allah hep mi beni imtihan ediyor?” diye düşünüyorum. Rabbimi çok seviyorum fakat bu konunun içinden çıkamadım. Yardımcı olur musunuz? HİLAL YAZICI
 
DİN psikolojisi alanında yapılan çalışmalar gösteriyor ki bir insanın hayatı ve yaşadıklarını imtihan olarak algılaması kaygıyı, depresyonu tetikliyor: Birçok bilimsel araştırmada, hastalara, hasta yakınlarına, depremde, yakınları vefat edenlere, ailevi sorunlar yaşayanlara yaşadıklarınızı imtihan olarak mı, yoksa öğrenme olarak mı değerlendiriyorsunuz? diye sorduk. Soruya imtihan olarak cevabını verenlerin kaygı ve depresyon puanları yüksek çıktı. Bu anlayışın daha çok cezalandıran bir Yaratıcı algısının sonucu olduğu görüldü.. Yaşadıklarını öğrenme olarak değerlendirenlerin kaygı ve depresyon puanları ise daha düşük çıktı.
 
Hz. Muhammed: Rabb’im terbiye etti
 
Hz. Muhammed (Allah’ın selamı O’nun üstüne olsun) “Rabb’im beni terbiye etti, ne güzel terbiye etti.” sözüyle, hayatın öğrenim ve üretim süreci olduğunu belirtmekte ve yaşantıların öğretici boyutuna dikkatimizi çekmektedir. 
 
Yaşadığımız acılar, psikolojik anlam ve ruhsal çıkış arayışını tetikler. Bastığımız yer kayıp gittiğinde bakışımızı yukarıya çeviririz. Kendimizi hayatın öğreticiliğine açarak, yaşadığımız olayların tesadüf olmadığını anlamak önemli bir farkındalıktır.
 
Felsefeci Karl Jasper’ın dediği gibi “Hayat çözmek zorunda olduğumuz bir kitap değil, yazmak zorunda olduğumuz bir defterdir.” 
 
 
SORULARINIZI BEKLİYORUZ
 
Ramazan ayı ve oruçla ilgili tüm sorularınızı, Prof. Dr. Öznur Özdoğan’ın oznurozdogan@gazetevatan.com adresine gönderebilirsiniz.