Gazetevatan.com » Yazarlar » İletişimin özü; selamlaşmak...

İletişimin özü; selamlaşmak...

08 Haziran 2016 Çarşamba


 
Selam; emniyet, huzur, selamet, sağlık, barış, rahatlık, kurtuluş gibi anlamlara gelir.
 
Selam vermek, bir kimseye yapılacak en güzel duâdır. Selam, karşımızdaki insana, “Benden sana zarar gelmez, selamettesin” mesajını verir. Selamlaşmak, dinimizin en büyük önerilerinden birisidir. İnsanlar selamlaştıkça, aral arındaki sevgi bağları daha da kuvvetlenir.
 
Selamlaşmak sevgiyi artırır
 
Hz. Muhammed, (Allahın’ın selamı onun üstüne olsun) bunu şöyle ifade etmiştir:
 
“Birbirinize selam verin ki aranızdaki sevgi artsın.”
 
Yaradanımız, Kur’ân-ı Kerîm’in bir çok âyet inde selâmlaşmaktan ve selâmın yararlarından söz etmektedir.
 
“Ey iman edenler, kendi evlerinizden başka evlere izin istemeden ve ev sahiplerine selâm vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”  (Nur, 27)
 
Yine aynı konuda, “Bir selâm ile selâmlandığınız zaman, ondan daha güzeli ile selâmı alın veya onu ayniyle karşılayın. Şüphesiz Allah, her şeyi çok iyi hesap edendir.” (Nisa, 86)
 
Bütün insanlar kardeş oldukları için, birbirlerini ister tanısınlar, ister tanımasınlar, karşılaştıklarında veya iletişim araçlarıyla görüştüklerinde selâmlaşırlar. Selam, hangi ırk, cins ve renkte olursa olsun bütün insanlar için evrensel bir araçtır. Selam, insanlar arasında sevgi, saygı ve dayanışma ruhunu arttırır. Hz. Muhammed bunu şöyle anlatmıştır:
 
“Sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız. Onu yaptığınız taktirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi size söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız.”
 
Sevgiyle ölü diriltilir...
 
Tatlı bir dil, insanlar arasındaki ilişkiyi bir anda yüksek noktalara taşıyabilir. Mevlana, bu anlayışı dile getiriyor:
 
“Sevgiden, tortulu sular durulur, berraklaşır,
 
Sevgiyle ölü diriltilir, sevgiyle padişahlar köle yapılır.”
 
Selâm, kültürümüzde, sanat ve edebiyatımızda lâyık olduğu yeri almış, binlerce şiir, öykü, roman, tiyatro ve diğer eserlerde sayısız olayda ifadesini bulmuştur.
 
Anadolu bilgelerinden Yunus Emre de dünyaya veda şiirinde şöyle demiştir:
 
 
Şu dünyadan gider oldum,       
 
Kalanlara selâm olsun,               
 
Acep halim n’olur? Diye            
 
Soranlara selâm olsun.               
 
 
Ben gideyim gelen gelsin
 
Şu dünyada kalan kalsın,
 
Ahret hakkım helal olsun,
 
Diyenlere selam olsun.
 
İnsanlar birbirlerine, çekinmeden selam vermelidir. O insanı tanıyıp tanımamak önemli değildir. Mevlana, şu dizelerinde dostluğu ve insanlararası ilişkiyi çok güzel anlatmıştır:
 
“Dostuyla hoş geçinen dostsuz kalmaz,
 
Müşteriyle iyi anlaşan iflas etmez.
 
Ay geceden ürkmediği için böyle parlak kaldı.
 
Gül de dikenle uyuştuğu için bu kokuyu elde etti.”
 
Kişi; varoluşundaki benliği kabul edip, ona selam verip, onu onayladıkça kendisine karşı özsaygısı artar. Kendisine olan özsaygısı arttıkça insanlara karşı anlayışı da artar.    Selam verdiğimizde, hem kendi varlığımızı karşı tarafa belirtir iz, hem de  karşı taraftaki insana verdiğimiz önemi gösterir iz. İnsanlara “benim için değerlisin” mesajını ver miş oluruz.  
 
Her gün, öz benliğimizi ve bütün varlıkları selamlamamız dileğiyle...
 
 
DALGINLIKLA SU İÇTİM. ORUCUM BOZULMUŞ MUDUR?
 
SORU: Bugünlerde unutkanlığım arttı, Ramazanın ilk günleri olunca da oruca alışırken birkaç kez unutup su içtim. Orucum bozulmuş mudur?
 
Unutmak, yaşantımızda olumsuz bir değer gibi görülüyor. Oysa sahip olduğumuz en güzel yetilerimizden biri. Acılarımızı, üzüntülerimizi unutmasak hayatımız nasıl olurdu kimbilir. Acı bir haberi ilk duyduğumuz andaki duygumuzu hatırlayalım, o hep sürse normal hayatımıza devam edebilir miyiz? Yaradanımız unutmayı geçerli bir sebep olarak kabul etmektedir:
 
Unutmak, Allah’ın ödülü...
 
Oruçluyken unutup bir şeyler yediğimizde , içtiğimizde  orucumuz bozulmuyor. Hatta, İslam kültüründe, oruçlu bir insanın unutarak bir şeyler yiyip içmesi, Allah’ın o kişiyi ödüllendirmesi olarak değerlendiriliyor.
 
Namaz ibadetinde de bir vakti unutarak geçirdiğimizde geçerli bir sebep olarak kabul ediliyor… Yani, Yaradanımız için unutmak önemli bir mazerettir.
 
Yaratıcımız bize ‘unutmak’ konusunda böyle yaklaşırken biz neden kendimize kızıyoruz, ‘keşke‘ler oluşturuyoruz; ben hepten  böyle yaparım zaten, yine şemsiyemi unuttum… Halbuki, o gün belki de saçımızın , bedenimizin  yağmur suyuna ihtiyacı vardır ya da o gün yağmur yağmayacak boşuna taşımış olacağız.
 
Hz. Yusuf’tan bir kıssa
 
Yusuf Peygamberin kıssasında, Hz. Yusuf hapisten çıkan arkadaşına krala kendisinden bahsetmesini söyler. Fakat ardından Allah’tan başka bir varlıktan çözüm beklediğini fark eder ve tövbe eder. Allah o kişiye Yusuf’ u unutturur ve kralın rüya görmesi üzerine yıllar sonra hatırlatır. Yusuf peygamber unutmasından dolayı arkadaşını sorumlu tutmaz, çünkü ardındaki nedeni fark etmiştir.
 
Aslında her şeyde bir hayır var. Kur’an’da Yaradanımız ‘Sizin olumsuz (şer) olarak gördüklerinizde olumluluk (hayır), olumlu olarak gördüklerinizde olumsuzluk olabilir, ama siz bunu bilemeyebilirsiniz’ diyor.
 
SORULARINIZI BEKLİYORUZ
 
Ramazan ayı ve oruçla ilgili tüm sorularınızı, Prof. Dr. Öznur Özdoğan’ın oznurozdogan@gazetevatan.com adresine gönderebilirsiniz.