Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Hillary Clinton dizimizi takip ediyor’

‘Hillary Clinton dizimizi takip ediyor’

02 Temmuz 2018 Pazartesi


CIA’de parlak bir uzmanken istifa edip üniversitede profesörlüğe geçiş yapan Elizabeth adında bir kadın düşünün. Eşi ve çocuklarıyla sakin ve mutlu bir hayatı var. Bir gece yarısı arkadaşı ABD Başkanı evine geliyor ve ona Dışişleri Bakanlığı’nı teklif ediyor. Elizabeth fazla düşünmeden teklifi kabul ediyor ve hayatına bir anda diplomasi, bürokrasi, nükleer tehdit, ayak oyunları ve bir stilist giriyor. Çünkü bakanın kıyafetleri de ülkede büyük ses getiriyor. Duygularını işine karıştırmaktan hiç vazgeçmiyor. Başkanın arkadaşı olması Beyaz Saray çalışanları tarafından hoş karşılanmasa da Elizabeth aklı ve kalbi arasında hep muhakame yapıyor. Bu konuda şahane bir destekçisi var: Kocası Henry. Üniversitede teoloji profesörü Henry eşinin adeta vicdanı gibi, onlar şahane bir ekipler... Bu zorlu yolculukta birbirilerine tutunmaktan hiç vazgeçmiyorlar. Amerika’da 4 sezonu geride bırakan, Türkiye’de de ciddi bir izleyici kitlesine sahip Madam Secretary dizisinden bahsediyorum. Dizinin başrol oyuncuları Tea Leoni ve Tim Daily’le CBS Stüdyoları’nın Amsterdam bürosunda bir araya geldik. Gerçek hayatta da sevgili olan ikili güleryüzleriyle karşıladı beni. Tabii ki merak ettiğim çok fazla şey vardı.

 
Sanırım first gentleman olacağım

4’üncü sezonun son bölümünde Elizabeth ABD Başkanı olmak istediğini açıkladı. Henry ise eşine “Biliyordum” diye cevap verdi. O zaten her şeyi biliyor. Acaba Amerika’nın ilk kadın başkanı olma macerasını izler miyiz? Tea Leoni gülümseyerek cevap veriyor: “Dizi başlarken bu konuda espri yapıyordum. Gazetecilerden ‘Elizabeth başkan olacak mı?’ sorusu geliyordu. Ben de ‘Bunu 4’üncü sezonda sormalısınız’ diyordum. Ancak işler oldukça farklı gelişti. Şimdi bu fikri sahiplenmiş durumdayız. İzleyici bizi ekranda görmek istediği sürece bu yolu takip edeceğiz. Başkan olur mu bilemiyorum ama bu dizide her şey mümkün.” Peki, Elizabeth başkan olunca Henry’ye nasıl hitap edeceğiz? Tim Daily “Sanırım first gentleman olacağım” diye cevap veriyor. Ardından da ekliyor: “Benim bu dizide en sevdiğim şey; Henry ve Elizabeth’in inanılmaz bir evliliklerinin olması. Karşılaştıkları her güçlüğe rağmen birbirlerine tutkulu bir adanmışlıkla yaklaşmalarını çok seviyorum. Şimdi başkanlığa hazırlanış sürecinde yaşanacakları oynamak için sabırsızlanıyorum.” Tea Leoni espriyi patlatıyor: Hillary ve Bill Clinton’la konuşup nasıl gittiğini sormamız gerekecek. (Gülüyorlar)”

Eğlence dünyasının evililikleri felaket

Benim dizide en sevdiğim şeylerden biri Elizabeth’in tüm bu maskülen dünyanın içinde kadınlığından vazgeçmemesi... Tea Leoni bunun önemli bir nokta olduğunu söylüyor ama Tim Daily bir erkek olarak onun da bu durumdan çok keyif aldığını söylüyor: “Dünyada bu kadar güce sahip bir kadın, aynı zamanda hem bir anne, hem bir eş, hem de kadınların sahip olduğu tüm o özelliklere sahip. Bir kadın olarak karakterine tam anlamıyla sahip çıkan biri ve bu durum çok hoşuma gidiyor.” Tea Tim’e bir öpücük gönderiyor ve “Teşekkürler tatlım” diyor. Aslında Tim Daily çok önemli bir noktaya parmak basıyor. Henry ve Elizabeth her kötü koşul karşısında bile kenetlenmeyi becerebilen bir çift. O nedenle izleyicilerin yolunda giden bir evliliğe tanık olmalarının çok önemli olduğuna inanıyorum. Daily, “Çünkü artık hiç böyle evlilikler görmüyoruz. Hala yürüyen bir evliliği aktarıyor olmamızdan son derece memnunum” diyor.

Diplomasiyle başarabilirmişiz

Hillary Cilinton’ın bu diziyi takip ettiğini biliyorum Nasıl bir ilişkileri olduğunu soruyorum. Tea Leoni samimiyetle cevap veriyor: “Kendisini yansıtan dizimizi seviyor. Dışişleri Bakanı Albright ya da Dışişleri Bakanı Clinton’ın ‘Vay canına, bu harika bir bölüm olmuş. Bu aktardığınız şaşırtıcı derecede gerçek” dediğini duymak oldukça büyük bir iltifat oluyor.” Aslında en çok merak ettiğim şey şu; bir dizi aracılığıyla bile olsa politik ve sosyal sorunlara katkı sağlayabiliyor olmak nasıl hissettiriyor? Tea Leoni, “Harika hissettiriyor. Geçmişte yaşanan bazı politik tecrübelere geri dönerek onları yeniden yazıyor ve farklı sonuçlar elde edecek şekilde canlandırıyoruz. Geçmişte düşmancıl bir yaklaşım gördüğümüz yerlere diplomasi koyabiliyoruz. Bazen düşündüğümde ‘Böyle olsaydı çok daha iyi olurdu’  dediğim zamanlar oluyor. Başka kelimelerle ifade etmek gerekirse; bunu başarabilirmişiz.”

Etrafını katletmeden de doğruyu yapabilirsin

Hazır ABD Başkanlığı’na hazırlanan bir dışişleri bakanı bulmuşken soramazsam olmazdı. Dizide Elizabeth duygularını işine karıştırıyor diye erkekler tarafından küçümseniyor. Neden dünyada böyle bir yargı var. Duygularımız işe karışınca gerçekten her şey berbat mı olur? Tea Leoni, “Kurumsallaşmayla beraber insanlık dışarıda bırakılıyor. Kadınlar stratejilerine duygu katmayı başarabiliyor ama erkekler bu şekilde hissetmiyor. Ancak bazen biz yörüngemizde ilerlerken birinin çıkıp bizi durdurması ve ‘Peki ya böyle yaparsak nasıl olur?’ demesi gerekiyor” diye cevap veriyor. Daily ise bambaşka bir bakış açısı sunuyor: “Kültür artık şunlarla ilgileniyor. Kaç para kazanıldı? Ne kadar kâr elde edildi? Yapılan yatırımın getirisi ne oldu? Bazen daha çok kazanç elde ettirenden ziyade daha iyi olanı yapmamız gerekiyor. Kadınların başlattığı ve ‘Bilinçli Kapitalizm’ adı verilen bir akım var. Bu harekette ‘Hem kazanç elde edebilirsin hem de doğru olanı yapabilirsin’ düşüncesi savunuluyor.

Madam Secretary 4’üncü sezon bölümleri 15 Ağustos’tan itibaren her çarşamba Foxlife’da...