Gazetevatan.com » Yazarlar » Çukur’da müzikten dizi izleyemiyoruz

Çukur’da müzikten dizi izleyemiyoruz

07 Mart 2018 Çarşamba


Birkaç haftadır Çukur’u izleyememiştim. Pazar günü hepsini bir arada izledim. Pazartesi akşamı da yeni bölüm vardı ve büyük yüzleşmeyi izleyecektik. Sonunda İdris Koçovalı Sadrettin’in oğlu Salih olduğunu öğrenecekti. Ancak diziyi izlemek ne mümkün! Neredeyse her sahnede öyle yüksek müzik var ki bir süre sonra dizi değil klip izlediğinizi düşünmeye başlıyorsunuz. Dramatik bir sahneye denk geldiniz ve sahnenin duygusuna girmeye çalışıyorsunuz bu defa da bir şarkı başlıyor. Müzikten karakterleri duymakta zorlanıyorsunuz. Bu Çukur’un en büyük sorunu! Müziği azaltıp sahnelerin duygusuna girebilirsek her şey daha iyi olacak. Dizide beni rahatsız eden bir diğer şey zaten oyunculuk biçimleri ve fiziksel görüntüleri birbirine çok benzeyen Aras Bulut İynemli ve Alperen Duymaz oldu. İkisi de hiç durmadan arızalı ve sinir krizi geçiren karakterlere dönüşüyor ve bazen kimi izlediğinizi şaşırıyorsunuz. Tamam Emrah psikopatlığı hayat biçimi yapmış ama Yamaç öyle mi? O kimyagerdi, müzisyendi, sonra Çukur’un babası oldu. Başına gelmeyen kalmadı ve hepsi çok ağır şeylerdi. Fakat bir dizide iki genç oyuncunun sürekli kriz geçirmesi bana fazla geldi. Emrah karakterinin inandırıcılığını artırmak için çok daha fazla detaya ihtiyaç olduğunu söylemeden geçmemek lazım! Gelelim yüzleşmeye... Finale kadar heyecanla bekledim. Erkan Kolçak Köstendil öyle güzel oynuyor ki, karakteri dalgalanmalarıyla öyle farklılaştırıyor ki keyifle seyrediyorsunuz. Ama büyük yüzleşme haftaya kaldı. İdris Koçovalı Salih’in yanına girdi ve bölüm finali oldu. Umarım haftaya duygu dozu yüksek, müzik dozu minimal sahneler izlemek nasip olur. 

Oscar goes to sahne tasarımı
 
90’ıncı Oscar Ödül Töreni sahiplerini buldu. Her zaman olduğu gibi uykusuz geçirdiğim gecenin sonunda sabah mutsuzdum. Favorim Three Billboards Outside Ebbing Missouri filmi sadece en iyi kadın oyuncu ve en iyi yardımcı erkek oyuncu kategorilerinde ödül aldı. Zaten iki kategorinin de ödülü alacağı belliydi. Şaşırtıcı olmadı. Bence en iyi filmi de hak etmişti ama ödülü Shape of Water aldı. Bugüne kadar izlediğim en sönük Oscar töreniydi. Ne kırmızı halıda renk vardı, ne de ödül konuşmalarında... Sadece en iyi kadın oyuncu dalında ödül alan Frances McDormand hepimizin gözünü yaşartan bir konuşmaya imza attı. Kendine ait olan en güzel anda aday olan tüm kadınları ayağa kaldırttı ve “Anlatacak çok hikayemiz var” dedi. Konuşmasını “inclusion rider” teklifiyle bitirdi. Yani sektör çalışanlarından sözleşmelerine ırk ve cinsiyet eşitliğini barındıran madde ekletmelerini istedi. Darısı bizim sektörümüzün başına! 
 
Oscar’a damgasını vuran diğer şey sahne tasarımıydı. Gerçekten kusursuzdu. Yıldızların kıyafetleri bile sahnenin yanında sönük kaldı. Her kategoride farklılaşan sahne sanırım en çok konuştuğumuz şeydi. O nedenle bu yıl Oscar goes to sahne tasarımı!