Gazetevatan.com » Yazarlar » Akif Senem aşkı yüzümüzü güldürür

Akif Senem aşkı yüzümüzü güldürür

19 Kasım 2017 Pazar


Özcan Deniz, Aslı Enver, İpek Bilgin’in başrollerini paylaştığı fakat her karakterin bazı bölümlerde başrole çıktığı senaryosuyla dikkat çeken İstanbullu Gelin dizisi heyecan dozunu her hafta yükseltiyor. İtiraf etmeliyim, ben ikinci sezonu ilk sezondan daha çok seviyorum. Çünkü hikaye ana aksında ilerlerken yan hikayeleri de işin içine örerek ilerliyor. Kendimi bir hafta Esma’ya üzülürken buluyorum, diğer hafta derdim Adem oluyor. Üstelik bizi tek bir aşkın içine atıp oradan oraya savurmuyor. Dizide Faruk ve Süreyya dışında ilgimizi çekecek aşklar var. Fakat hiç şüphe yok ki, son zamanlarda favori çiftim; Senem ve Akif. İkinci sezonun ilk bölümünde zaten Akif’in yüzümüzü güldürecek, yani diziye nefes aldıracak karakter olacağının sinyalini almıştık. Buna teyze yani Senem eklenince iş tadından yenmez bir hal aldı. Ben de haftalardır “Hadi bu aşk başlasın” diye bekliyordum. Sonunda beklenen kavuşma gerçekleşti. Akif’in Senem’e yaptığı yemek teklifi bir hafta sonra gerçekleşti ve ikiliyi beni kahkahalarla güldüren o yemekte izledik. Sahnenin mizanseni, diyalogları güzeldi. Fakat Fatih Koyunoğlu ve Neslihan Yeldan öyle güzel, mizahi bir yerden oynamış ki, “Bu aşk başladın ve yüzümüzü güldürsün” derken buldum kendimi. Özellikle Senem Akif’in sevgili olma teklifini kabul ettikten sonra Akif’in değişen oturuşunu hiç unutmayacağım. Bir de “Sevgilisi olan bir adam gibi oturuyorum” deyişine hala gülüyorum. Herkesin emeğine sağlık! İstanbullu Gelin’in ikinci sezonu bana “Hikayenin yan karakterlerini kuvvetli kurarsan izleyiciye iyi bir yolculuk yaptırırsın” dedirtiyor.

Çi bu bölüm hiçbir şey anlatmadı

Çi ikinci bölümüyle ekrana geldi. Açıkçası ikinci sezonunun ikinci bölümünde bu kadar durağan bir bölüm beklemiyordum. 66 dakikalık dizinin büyük bir kısmı reklamla geçti. Deniz ve Duru’nun karşılaşması bile büyük bir etki yaratmadı. Sadık Murat Kolhan ve Özge karşı karşıya bile gelmedi. Sanki vakit doldurmak için izlediğimiz bir bölüm gibiydi. Ta ki finalde Can Manay’ın eski sevgilisi karşımıza çıkana kadar... Dizinin bir yerinde Eti Bilge’ye Can Manay’ı korumaları gerektiğini, Manay’ın daha önce de gerçek aşkı bulduğunu sandığını ama sonucunun kötü olduğunu söyledi. Duru da Can’ın geçmişi hakkında sorular sormaya başladı. Ama tüm bölüm bunlar yerine bir şey olmadan geçti. Finalde Özge kendisine gelen resimlerin peşine düşüp Can Manay’ın eski sevgilisinin kapısını çaldı da “Oh hikaye başlıyor” dedim. Sadece bir an Nur Fettahoğlu’nu ve yüzünün bir bölümünün hasarlı olduğunu gördüm. Zaten sonra bölüm bitti. Gelecek hafta hikayeyi göreceğiz ama televizyondan hızlı bir anlatım diliyle izlememiz gereken internet dizimizin boş bir bölümle geçmesine de izleyici olarak üzgünüm. Zaten Çi, kitaptan farklılaşmaya başladı. Zaten ekranda süre doldurulması için onlarca dakika bir şey olmayan hikayeler izliyoruz ve mutsuzuz. Bari internet dizisinde hızlı bir anlatım dilini hak edelim. Zaten internet dizisinin ana derdi de bu değil miydi?