Gazetevatan.com » Yazarlar » Siyah Beyaz Aşk’ta aşka inanmadık

Siyah Beyaz Aşk’ta aşka inanmadık

18 Ekim 2017 Çarşamba


D Productions-Lale Eren ve Ayşe Elif Durmaz’ın yapımcılığını, Eylem Canpolat ve Sema Ergenekon’un senaristliğini, Yıldıray Gürgen’in müziklerini, Yasin Uslu’nun yönetmenliğini üstlendiği Siyah Beyaz Aşk, pazartesi akşamı ilk bölümüyle Kanal D’de başladı. İbrahim Çelikkol, Birce Akalay, Muhammet Uzuner, Arzu Gamze Kılınç, Ece Dizdar, Deniz Celiloğlu, Cahit Gök, Uğur Aslan, Sinem Ünsal, Özlem Zeynep Dinsel, Timur Ölkebaş, Fatih Topçuoğlu, Ceyla Odman, Nihan Aşıcı, Burcu Cavrar ve Kadriye Kenter’in rol aldığı dizi Tüm Kişiler’de 3.05 reytingle 16’ncı, AB’de 4.38’le 6’ncı, ABC1’de 3.52’yle 10’uncu oldu. Sonuç şaşırtıcı mı? Hayır! Zira, pazartesi akşamı Söz alıp başını gitmişken, son haftalarda çift basamaklı reytinglere ulaşmışken Siyah Beyaz Aşk’ın bir anda memleket meselesinin önüne geçemeyeceği belliydi. Ama ben çok uzun yıllardır hazırlanan bir proje olduğu için Siyah Beyaz Aşk’tan umutluydum. Üstelik İbrahim Çelikkol ve Birce Akalay’ın tanıtımlardaki uyumu da gözden kaçmıyordu. Siyah Beyaz Aşk bana fazlasıyla 2008 yapımı Kore dizisi East Of Eden’i anımsattı. Gelelim ilk bölümün detaylarına... Öncelikle dizinin prologu yani jenerik öncesi sahne hiçbir şeye hizmet etmiyordu. Kızın doktor, adamın tetikçi olduğunu anlamak dışında hiçbir işimize yaramadı. İleride yarayacaksa da bu ilk bölümde anlaşılamadı.

Eskide kalmış duygusu vardı

Polis, tetikçi, belediye başkanı, doktor arasındaki ilişkiler ağı iyi kurulmuştu. Ancak ilk bölümden bu kadar da olmaz denilen şeyler vardı. Öncelikle Ferhat hiçbir gizem taşımıyordu. Flashbacklerle geçmişine yolculuk yapmamıza rağmen, hiçbir kadın bu kadar robotlaşmış, gözünü kırpmadan yanında adam öldüren ve ona insan gibi davranmayan bir adama aşık olamaz. Özellikle hayatını herkesi yaşatmaya adamış ve ağabeyi ise kendisini adalete adamış bir kadın... Tüm bölüm boyunca Aslı’nın Ferhat’ın insan olduğuna şahit olduğu tek yer köpeği sevmesiydi. Ferhat’ın Aslı’dan ne ara etkilendiğini ve finaldeki “Benim karım olursan yaşarsın” sorusunu soracak kadar gözünü kararttığını anlamadık. Zira, ikisi de birbirinin hiçbir anına şahit olmadı. Yani Siyah Beyaz Aşk’ta aşka inanmadık. Aşkın renklisine değil, renksizinden bir gram bile göremedik. Namık ve Yeter arasındaki ilişki gerçekten mide bulandırıcıydı. Ferhat Namık’ın oğlu olmasına rağmen onu dayısı bilmesi ve Yeter’le Namık’ın kardeşmiş gibi davranmaları şaşırttı. Bence ilk bölümün asıl problemi neyin gizemli kalacağı, neyin seyirciye açıklanacağının karışmış olmasıydı. Ancak senaryodan ziyade en büyük problem rejideydi. Ne yazık ki, işin atmosferi gerçekçi değildi. Pek çok sahne iliştirilmiş gibi duruyor, bütünlük taşımıyordu. Ama ben de en çok uyandırdığı duygu eskide kalmış duygusuydu. Sanki 15 sene önceden gelmişti.

İşte çok malzeme var

İlk bölümün bir bilgisayar üzerine kurulması, iki karakterinde dizinin en başındaki tıraş olma ve giyinme klibi dışında hayatlarına tanıklık etmememiz bu karakterlere inanmamızı zorlaştırdı. Oysa Namık’ı Ferhat’ın dayısı zannetmeye devam etseydik, Ferhat ve Yiğit arasındaki ilişkiye odaklanabilseydik, Aslı-Cem ve Sinan arasında bir bağ izleyebilseydik belki işin içine daha fazla girebilirdik. Üstelik reji bu durumu kapatabilseydi bambaşka bir şey ortaya çıkardı. Ezcümle; Siyah Beyaz Aşk dramanın pek çok trüğünü hikayesinde taşıyan, ancak çok seslilikle özünden uzaklaştırılmış bir iş olmuş. Eğer hikaye doğduğu ana geri dönebilirse, günü değişirse ve reji bu dünyayı inandırıcı kılırsa bu işte çok malzeme var. Herkesin emeğine sağlık!