Gazetevatan.com » Yazarlar » İlk seyahat Bodrum

İlk seyahat Bodrum

20 Mayıs 2015 Çarşamba


 
Şehrin merkezinde, yaz ayları ‘ha geldi, ha gelecek’ derken, ben sizlere çoktan golümü atıp ilk tatilime çıktım bile... Haliyle bu ilk seyahatim de, en klasikleşmiş yöre olan Bodrum’a oldu. Her ne kadar ‘klasik’ dediysem de, normal şartlarda ezberlediğiniz Bodrum turları gibi olmadı bu sefer. Kaldığım otelle, gezdiğim kasabalarla ve edindiğim tecrübelerle, aslında yörenin gidilesi bambaşka özellikleri olduğunu öğrendim. Nasıl anlatsam? Nereden başlasam?
 
Kalacak yer en önemlisi...
 
 
Çekip gitmenin de kendine göre sorunları var tabii... Özellikle de başımızı sokacak yer meselesi esastır. Ben bu problemi ‘Kaya Ramada Resort Bodrum’ ile çözdüm. Bilen bilir; otel, eski Dedeman Otel’in yerinde... Yenilemişler, alanı büyütmüşler, çok da güzel yapmışlar. Tatilde yorgun düşenler için, SPA merkezi bile yapmışlar. Hedef kış müşterisini de yakalamak elbette. Yakalarlar da... Çünkü hiç o bildiğiniz, olağan ‘tatil köyü’ hizmetleri vermiyorlar. Tesisin her alanında elit servis alıyorsunuz...
 
Öyle açık büfeye hapis olup, yiyecek doğru düzgün bir şey bulamamak da yok. Zira seçiminize göre dünya mutfağından farklı seçenekler sunuyorlar. Biz 2 günlük ziyaretimizin ilk gününü Japon, ikinci gününü ise İtalyan mönülerini deneyerek geçirdik. Suşi tabakları İstanbul’un kalburüstü tabakaya hizmet veren restoranlarını aratmıyor diyebilirim... İtalyan’da ise Risotto topları, kabak denemeleri son derece lezzetliydi. Ana yemekteki levrek buğlama ise cabası...
 
Tek handikap diyebileceğiniz detay, denize kıyısı olmaması... Fakat bunu da anlaşmalı plajlarla halletmişler. Hissetmiyorsunuz bile... Bir de benden duymuş olmayın; önümüzdeki sezon kendi ‘Beach’ mekanlarını açıyorlarmış. Personel deseniz; kibarlıkta sınıf atlamışlar. Zaten ziyadesiyle güzel olan her şeyi, bir de öylesi sunuyorlar ki, yemeyin de yanında yatın. Söylemeden geçmeyelim; hafta sonları otel restoranında canlı müzik programı da var. Meraklılarına duyurulur!
 
Her şey organik
 
 
Esasında duymaktan yorulduğum bir tabirdir bu; organik gıdalar... Fakat öyle bir yer ziyaret ettim ki, fikirlerimi alt üst etti... Bodrum’un Mumcular mevkiindeki, Selia... Henüz ‘Selam-ün aleyküm’ demişken, bahçe masasındaki çilekler bile yeterdi ya orada kalmaya neyse. Biz yine de detaylardan bahsetmeden geçmeyelim... Küçük bir sıkma makinesinde, sadece kendilerine yetecek kadar zeytinyağı üretiyorlar. Bahçede yetişen meyvelerin, marmelatlarını kavanozlarla satıyorlar. Sezonluk üzümlerini, mahsenlerinde damıtıp şarap üretiyorlar. Şansınız varsa sahipleriyle arkadaş olup, mahsende sofra kurdurtursanız bir de, değmeyin keyfinize... Bodrum’a giderseniz, bu lezzetleri tatmadan dönmeyin derim.