Gazetevatan.com » Yazarlar » Sade’ce

Sade’ce

04 Kasım 2017 Cumartesi


Büyüklerimizden uzun yıllardır duyarız; ‘Nerede o eski Beyoğlu!’ yargılamalarını... Haksız oldukları pek söylenemez elbette. Fakat zamanının hallerine, keyifli zamanlarına dönmesine gayret edenler de yok değil. Sade Meyhane, bu sıra bunların başını çekiyor. Geçtiğimiz sene hizmete girmişlerdi. Biz de tanıtmak için kaleme alsak da, geleceğinden emin olacak kadar müneccim değildik tabii ki... Vakit aktıkça gördük ki, itinalı olundu mu, şartlar zorlasa da işler tıkırında gidebiliyor. İnsanların malum meselelerden dolayı gitmekten çekindiği bölgede tavrını koruyan adresler ayakta kalabiliyor.

Amerika’yı baştan keşfetmeye gerek yok! Evvelki sezon nasıl ilerliyorsa, aynı rayda yol alıyorlar. Yine kırk çeşit meze tabaklarda ve demlenme malzemeleri kadehlerde mevcut. Kars’dan gravyer dahi getiriyorlar. Ana yemekleri doyurucu. Eğlenceden de eksik kalmıyor kimse... Fasıl ekipleri, saatlerce mesai harcıyor sahnede. Onca dert, onca oralardan uzaklaşma sebebi varken insanların gözünde tam yol ileri diyor, Sade Meyhane...

Etnik turlamalar

- Sabah akşam Nişantaşı, Etiler vesaire gezinmek artık saçma gelmiyor mu size de? Fabrikasyon yemeklerle beslenip duruyoruz, bilmem kaç şubeli kafelerin gölgesinde. Gerek lezzet için lokantaları, gerek gezmek için sokakları, inanın daha verimli birçok semt var İstanbul’da... Kabımızdan biraz çıkıp, alternatifleri değerlendirmenin, memleketin en büyük şehrini dip bucak gezmenin zamanı geldi geçiyor.

- Bizim yolumuz, Fatih taraflarına düştü. Gidip de Kadınlar Pazarı’na uğramamak olmaz. Zira, kuzunun en kıymetli pişme halleri oralarda. Ziyaret noktamız; Şeref Büryan. Bilen bilir; büryan, kuzunun olduğu gibi kuyuda, kendi sıcağıyla hazırlanma halidir. Kuyudan çıktı mı patır patır dökülür etler oldukları yere. Sırf bu kalemle de kalmıyor bu nokta. Siirt yemeklerinden çıkmışken yola, perde pilavını da sunmadan geçmiyorlar. Enva-i çeşit tatlıları, bir de ara sıcak niyetine haşlama içli köftelerini saymıyorum bile.

- Bir taraftan, işimiz gezmek. Hazır ordayken, dükkanın sırasındaki dükkanlara uğramak şart. Hepsinin kendine has ürünü olan onlarca esnaf var. Kimi Van’dan peynir getiriyor, kimi Anzer’den bal. Aktarları ise saymaya köşem yetmez. Yıllık alışverişinizi yapmazsanız, ben bir şey bilmiyorum. Üşenmeyin; severseniz yakın mesafede, tarihi Vefa Bozacısı yer alıyor. Eskilerin adetlerinin ne derece zevkli olduğunu anlarsınız. Duvarda, bir fanus içinde, Atatürk’ün bardağının olduğunu es geçmemek lazım. Siz anlayın oraların tarihini! Karşısında, milyon çeşitli Vefa Gazozcusu. (Gazozcu diyip, sakın geçmeyin.) Dilerseniz; müzesi hayat dolu Vefa Lisesi de cabası...