Birinci hedef hangisi?

Gaziantep kıyımının ardından Türkiye’nin Suriye içinde bir kara harekatı yapmasına kimsenin diyecek bir şeyi yoktu.

Böyle bir kanlı eylemin karşılığının olması kaçınılmazdı. Kuşku açıklayan ülkelerden bunu gayet ölçülü yaptı.

Harekatın hedefinin IŞİD olduğu hemen açıklandı. Türk askeri sınırı geçtiği andan itibaren de IŞİD güçleri geri çekildi.

Aradan geçen birkaç gün içinde ise, harekatın hedef sanki IŞİD’den çok PYD imiş gibi bir görüntü ortaya çıktı.

PYD-YPG’nin tümüyle PKK’ya bağlı olduğunu kanıtlamak için çok çaba sarf ediyoruz. Ancak Amerikalılar da Ruslar da bu konuda aynı fikirde değil.

Amerika, PYD’nin Fırat’ın doğusuna çekildiğini söylerken Ankara’ya söylediği bunlara yönelik operasyonların durdurulmasıdır.

Ankara’nın oldukça hassas bir dönemde böyle bir dış operasyona girişmiş olmasını Rusya da hoş karşılamamış, Putin Türkiye ziyaretini iptal etmiştir.

Rusya ile tekrar bahar havasına dönme çabaları hızlanmışken Putin’in frene basmasının arkasından başka hamleler de gelebilir.

Türkiye’nin bir yıkım kalkışmasını bertaraf etmesinin üzerinden henüz bir buçuk ay geçti. Ülkenin bütün kurumları derin sarsıntılar geçirirken, Suriye toprağında kara harekatına girişilmesini “yıkılmadık ayaktayız” gösterisi olarak görenler az değil.

Haberin Devamı

Operasyonlarda daha çok PYD-YPG’nin hedef alınması da başka soru işaretlerine yol açıyor.

Türk askeri Cerablus’a girdikten sonra bir kesimin “fetih” havası çalması da şuursuzluktan başka bir şey değildir. Konu, içerde moral yapmak ve bir siyasi kuvvet göstermek amacıyla kullanılırsa başka sıkıntılara kapı açılmış olur.

Dışımızdaki dünya bu fetih havalarını ciddiye almakta ve Ankara’nın niyetleriyle ilgili kuşkularını yeniden ortaya çıkarmaktadır. Dünyanın hiç bir merkezinden de Ankara’ya “aferin” gelmeyecektir.

Başka ülkenin toprağında izinsiz kara harekatı her zaman ciddi bir sorun kaynağıdır. Üstelik Suriye Kürtlerinin birinci hedef haline gelmiş olmasının içerdeki yansımaları da bellidir.

DİĞER YENİ YAZILAR