Gazetevatan.com » Yazarlar » HDP’nin yeni konumu

HDP’nin yeni konumu

05 Temmuz 2014 Cumartesi


Selahattin Demirtaş ile, ilk kez bir Kürt siyasetçi devletin en tepesi için aday oldu. Bu, kendi başına bile Kürt açılımının başarısını gösteriyor.
 
60’lı yıllarda ilk kez Yeni Türkiye Partisi ile bağımsız bir Kürt partisi deneyimi yaşanmıştı. Bu parti kendi özgün siyasi çizgisini oluşturamadı, dönemin koşullarında yok oldu.
 
Kürt siyasetçiler, mevcut düzen partileri içinde, kendi kimliklerini çok açık etmeden siyaset yapmayı yaklaşık otuz yıl sürdürdüler. İlk kez DEP ile, Erdal İnönü SHP‘si sayesinde Meclis’e kendi kimlikleriyle 1991’de girdiler. Tansu Çiller’in devlet talimatlarıyla hareket etmesi dolayısıyla Meclis’ten hapse gittiler.
 
BDP ile en uç nokta...
 
Sonraki HADEP, DEHAP gibi deneyimler hep devlete çarptı ama Kürt siyaseti de önemli deneyimler kazandığı gibi, yasal siyaset alanındaki mevzilerini genişletti.
 
BDP ile ulaşılabilecek en uç noktaya ulaşıldığının tespiti yapılırken bunu en açık olarak Abdullah Öcalan ifade etti.
 
Meşru siyaset alanında sadece Kürt partisi kimliğiyle varılabilecek olan en üst noktaya ulaşılmıştı. Daha ileri ve etkili bir siyasi aşamaya geçebilmek için Kürtlerin de içinde bulunduğu bir demokrat ve sol partiye ihtiyaç vardı.
 
Bu hat çizilirken sadece muhalefet uğruna, ulusalcı-devletçi hatlarla aynı noktaya düşmemeye özen göstermek de Öcalan’ın üzerinde durduğu bir nokta olarak öne çıktı.
 
Yüzde 10’luk hedef
 
HDP bu hattıyla hem Kürt siyasetini hem de demokrat ve kesimleri kucaklayacak bir parti olabileceği umudunu verdi.
 
HDP’nin bu konumunu sağlamlaştırması ulusalcı-devletçi ve kişi üzerinden, Erdoğan karşıtlığı üzerinden oluşan muhalefetten kendisini ayırmasıyla gerçekleşti.
 
CHP ve MHP sahte çatı adayları ararken HDP’nin kendi genel başkanıyla, “gerçek” bir adayla oyunu kurallarına göre oynaması da diğer muhalefetlerden farkını netleştirmiş oldu.
 
Öcalan HDP’nin birinci “aktör” konumuna gelmesi için yüzde 10’luk bir oy oranı hedeflemişti. Bunun gerçekleşme zamanı da 10 Ağustos olarak ortaya çıkıyor.
 
Siyaset eksikliğini gerçek olmayan bir adayla kanıtlayan CHP-MHP’nin yüzde 30’larda kaldığı bir seçimde yüzde 10’a ulaşabilen HDP bundan sonra Türk siyasetinin, Türkiye siyasetinin birinci aktörlerinden biri olmaya çok yaklaşmış olacaktır.