comScore
Gazetevatan.com » Yazarlar » Planlı bir kriz

Planlı bir kriz

13 Mart 2017 Pazartesi


Önce Almanya, kendi toprağında Ak Parti’nin siyasi faaliyet yapmasını engelleyecek tedbirler aldı. Arkasını Hollanda getirdi, siyasi ve diplomatik geleneklere aykırı bir üslupla Ak Partili bakanları sınır dışı etti.

Bunların arkasından İsveç de bir kapalı salon toplantısına izin vermedi. Danimarka da Yıldırım’ın miting yapmasını istemedi.

Bütün bunlar için küçük teknik gerekçeler öne sürülmektedir. Bunların hiç biri çözülmeyecek sorunlar değildir.

Avrupa Almanya’nın başlattığı planlı bir siyasi operasyon yapmaktadır.

Bu gelişmelerin ana nedeninin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Nazi uygulamaları” suçlamasının olduğuna inanmak da kolay değildir.

Bu ifadeyi çirkin ve haksız bulanların bu kadar sert ve kaba uygulamalara geçmelerinin izahı da kolay değildir.

Bu operasyonla anlatılan çok açıktır: Türkiye’deki siyasi iktidarı, çoğunlukta olan siyasi iradeyi sevmiyorlar, istemiyorlar.

Olabilir, ama bu da son birkaç günlük uygulamaların gerekçesi olamaz.

Avrupa Birliği ülkelerinin ortak standartlarını bu şekilde çiğnemeleri de ancak başka şeylerin hazırlığı olabilir.

Avrupa’da ağırlıklı eğilim, 16 Nisan referandumunda hayır çıkması ve Erdoğan yönetiminin ağır bir yara alması ise, bu hesabın doğruluğu da şüphelidir.

Bu kriz kaçınılmaz olarak milliyetçi duyguları beslemiştir, besleyecektir. Bu da sandıkta evet cephesine yarayacak bir etki yaratacaktır.

Almanya şu anda aradan çekilmiştir, Türkiye ile Hollanda karşı karşıya kalmıştır. Bu krizin büyümesi de başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın büyük ülkelerinin Hollanda’nın yanında durmalarına bağlıdır.

Hollanda bunu göze almış görünmektedir. Ankara da sorunun başında “Nazi” kelimesini kullanarak buna hazır olduğunu ilan etmiştir.

Ankara bu krizi beklemiyordu, Almanya tarafından önüne bırakıldı. Bu yüzden Ankara’nın hareket ve esneklik imkanları da fazla değil.

Almanya gibi, Türkiye’nin Hollanda ile ekonomik ilişkileri çok yoğundur. Belki ekonomik kaygılar bu krizin erken atlatılmasını sağlar.

Ama Avrupa’nın “Sevmiyoruz, istemiyoruz” tavrını değiştirmesini sağlamaz.