Gazetevatan.com » Yazarlar » Bu bir futbol yazısı değildir

Bu bir futbol yazısı değildir

07 Haziran 2017 Çarşamba


Konumuz, Barcelona’da futbol hayatını sürdüren Arda Turan’ın ulusal takım kaptanı sıfatıyla yaptıkları. 
Mevzu ilk bakışta futbol ve sporla alakalı görünse de, aslında değil. 
Mevzu, ‘insan’ olmakla ilgili her şeyden önce.
 
Uçakta sözlü ve fiili saldırı
 
Olayın ayrıntılarını VATAN ’ın spor sayfalarında okuyacaksınız ama kısaca şöyle özetlemek mümkün.
Milli Takım uçağı Üsküp’ten havalanmak üzere… Kapılar kapanmış… Milliyet Gazetesi spor yazarı Bilal Meşe, cam kenarındaki koltuğunda oturuyor. Kemeri bağlı… 
Arda Turan geliyor ve doğrudan galiz küfürler ederek Meşe’ye saldırıyor. Bağıra çağıra üzerine çullanıp boğazını sıkıyor tecrübeli gazetecinin.
Sonra Instagram hesabından yaptığı açıklamadan anlıyoruz ki yakın geçmişin hesabını kesmiş ‘oyuncu’.
Ve vahim olan, kendini haklı görüyor.
 
Meşe’nin telefondaki sözleri
 
Olayı duyar duymaz Bilal Ağabey’i aradım dün sabah.
Hâlâ şoktaydı. 
Arda Turan’dan şikayetçi olacağını açıklayan Bilal Meşe’nin telefonda söylediği şu sözler kayda geçsin istiyorum:
- 44 yıldır bu işi yapıyorum. Bugüne kadar ne haberler yaptım ama hiçbir zaman böyle bir tavırla karşılaşmadım. Kaldı ki ben hakaret içeren bir yazı da yazmış değilim. Bana bir yandan şereften, haysiyetten bahsediyor, bir yandan da anama, avradıma küfrediyor. 
- Yalnız, bir şey olacağını hissettim biliyor musun? TRT’den İbrahim Kırkayak’a söyledim bir akşam önce, “Benim başıma bir şey gelecek bu uçakta, içimde bir sıkıntı var” dedim. 
- Hiçbir şey yapamadım, öyle kaldım… Arda Turan’dan böyle bir şey beklemiyorum ki... Ben Arda Turan’ın her şeyini bilen bir adamım. Ben bu adama İstanbul’dan, özel çizme gönderdim İspanya’ya. Üzerinde isminin yazdığı özel çizme yaptırdım ben bu adama, düşün…
- Instagram’da bir açıklama yapmış olaydan sonra. Çelişkilerle dolu bir açıklama. O yazının altındaki yorumlarda insanlar zaten hak ettiği cevapları vermiş ona. Bir de şu var… Ben böyle bir şey yapmadım ama velev ki ben ağır bir yazı yazdım… Çağırırsın beni, konuşursun. “Arkadaş, ben bu yazıyı hak etmiyorum” dersin. Söyleme şekli vardır bunun. 
-Ama şunu söyleyeyim; bu yaptığıyla kendisini bitirdi. Benim boğazımı sıksa ne olur ki? Kem söz kendisine aittir. Bir lâf vardır bilirsin, para ve şöhreti taşımak dünyanın en zor işidir… 
 - Üzüldüğüm nokta şu… 44 sene sonra geldiğim noktada, hakikaten bu meslekten artık sıkıldım ben. Bırakıp gideyim diye düşünüyorum. 
 
Kötüden de örnek olur
 
Hem bir gazeteci hem bir sporsever hem de bir baba olarak şikayetçiyim Arda Turan’dan.
Çocuklarıma ‘örnek’ göstereceklerimden biri de o artık. “Bakın böyle olmayın, böylelerini alkışlamayın” diye örnek göstereceklerimden biri.
 Ne kadar ‘zeki’ bilmiyorum. ‘Çevik’ olduğunu sahada izliyorum. Sporcunun ‘ahlaklısı’ kriterine uymadığı ise alenen ortada Arda Turan’ın.
Rakip takım başkanını tokatlayan başkanların, topluca saldırıp muhabir döven ‘oyuncu’ların, rakiplere tüküren, küfreden, el kol hareketleri yapanların cirit attığı ve böylelerinin yaptıklarının yanlarına kâr kaldığı ortamda, o da hak ettiği yeri aldı. Kendisine hayırlı olsun.
Allah insana sadece yetenek değil akıl da vermiş… Kullanıp kullanmamak o insanın elinde.
‘Muteber’ değil, ‘müptezel’ olarak anılmayı seçenlere ne söylesek boş. 
 Dedim ya; konu futbol ya da spor değil. Konu insanlık. İnsan olmak…