Gazetevatan.com » Yazarlar » Gaz endişesiyle geçen son kış

Gaz endişesiyle geçen son kış

13 Şubat 2017 Pazartesi


Bakan Albayrak, “Bizim bir kış daha bu gaz endişesini yaşama lüksümüz yok. Bu son kışımız. Allah’ın izniyle seneyi gazda arz noktasında en ufak bir kaygı, endişe taşımadan geçireceğiz” dedi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, bazı gazete ve televizyonların temsilcileriyle kahvaltıda bir araya geldi. Türkiye’nin enerji alanındaki gelişmelerini anlatan Bakan Albayrak, özetle şunları söyledi:

“Türkiye’nin gelişmesine, doğalgaz tüketiminin yaygınlaşmasına, sanayi üretiminin artmasına bağlı olarak, doğalgaz tüketimimiz de artıyor. Ayrıca mevsimsellik de tüketimi etkiliyor. Bu yıl yılbaşından sonraki ilk pazartesi günü yaşanan 232 milyon m3 ile rekor kırıldı. Sorunsuz bir şekilde yönettik. Doğalgaz tüketimini belli bir döneme göre değerlendirmiyoruz. Kapasitemizi, dönemsel verilere göre değil, maksimum tüketim ve alternatif senaryolara göre güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Sistemde oluşabilecek arızalara, yaşanabilecek her tülü riske hazırlıklı bir altyapı sahibi olmamız gerekiyor.”

Kısıntı zorunluluğu bitti

“Kış aylarında hep belli sıkıntıları yaşıyorduk. Belli günlerde tüketim artışı yaşanıyor, aynı dönemde sistemdeki basıncın kaynak ülkelerde yaşanan teknik sıkıntılardan dolayı azalması da eklenince sistemde sıkıntıları oluşuyordu. Bu sıkıntılardan dolayı, konutlarda kesinti yaşanmaması için doğalgaz çevrim santrallerine kısıyorduk. Çok büyük boyutta arızalarda ise çevrim santrallerin dışında, özellikle kış da çok sert geçiyorsa, demir-çelik ve çimento fabrikaları gibi yoğun gaz tüketen fabrikalarda kısıntılara gitmek zorunda kalıyorduk. Hamdolsun o günler artık geride kalıyor. Sadece boru hatları değil, LNG ve depolama kapasitemizi de artırarak arz güvenliğinde oluşabilecek tüm riskleri orta vadede ortadan kaldırmayı hedefleyen bir strateji belirledik.”

 

LNG terminali ikiye katladı

“Hızlı bir şekilde kapasite artışı için atacağımız adımları belirledik. Tüm depolarımızda ve LNG terminallerimizde kapasite artışını hedefledik. Bunun yanında 6 ay gibi rekor bir sürede, ilk yüzer LNG terminalini hizmete aldık. Bunun yanında kapasite artışları ile, 2015 yılında LNG’den sisteme sağlanan günlük 34 milyon m3 olan günlük sisteme basma kapasitemizi 64 milyon m3’e çıkardık. Bu kapasite artışı, çok sert kış mevsimi yaşadığımız bu yıl bizim rekor tüketim taleplerini karşılamada elimizi güçlendirdi.”

“Yetiniyor muyuz? Yetinmiyoruz. Seneye kış ayına kadar kapasitemizi; inşallah iki tane LNG terminalinde kapasite genişletilmesi ve ikinci FSRU’nun da devreye girmesiyle 107 milyona çıkarıyoruz.

Biz kış aylarında günlük 200-250 milyon m3 tüketim gerçekleştiren bir ülke olarak, sisteme günlük en az 300 milyon m3 gaz sağlama kapasitesine erişmeyi hedefliyoruz. Bırakın aşırı soğuktan kaynaklanan yoğun tüketimi, Allah korusun, kaza, doğal afet, ya da teknik problem olduğunda dahi vatandaşımıza, sanayicimize ihtiyaç duyduğu gazı eksiksiz, sorunsuz sağlayalım.”

Yılda 50 milyar m3 tüketim

“LNG ve FSRU’nun yanında depolama alanında kapasite artışı için adımlarımızı belirledik. Geçen sene Meclis’ten geçirdiğimiz düzenleme ile asgari yüzde 20 depolama şartı getirdik. Yılda 50 milyar metreküp gaz tüketiyoruz. Yüzde 20’si kadar yani 10 milyar m3 depolama kapasitesine sahip olalım.”

 

 

Tuz Gölü projesi

“İşte Tuz Gölü depolama projesi. Açılışını gerçekleştirdik. 2000’lerin başından beri yaklaşık 15 yılın konusuydu. Bakan olduktan sonra ilk yoğunlaştığımız proje, arz güvenliği öncelikli stratejimiz çerçevesinde Tuz Gölü oldu. Müteahhitlerle oturduk konuştuk, bu süreyi çok ciddi bir şekilde erkene çektik. 2019’dan 2017’ye. Çünkü artık bizim bir kış bir kış daha bu gaz endişesini yaşama lüksümüz yok. Bu son kışımız. Allah’ın izniyle seneyi, artık herhangi bir olağandışı bir olay olmadıktan sonra gazda arz noktasında en ufak bir kaygı, endişe taşımadan geçireceğiz. Cumhurbaşkanımız açıkladı. Şimdi bunu daha ileri taşıyoruz. Toplamda 5,4 milyar m3’e çıkaracağız. Bu, bu alanda dünyada bir rekor düzey olacak. Türkiye’nin kışın günlük tükettiği gazın 3’te 1’i kadar gazı sisteme verebilecek.”

İsrail’le işbirliği ve gaz fiyatları

“Bir heyetimiz geçtiğimiz hafta İsrail’deydi. Biz bu meseleye iki türlü bakıyoruz. Bizim bu alandaki işbirlikleri kapsamında ortaya koyduğumuz 3 kritere de uyması. Her iki taraf için kazan-kazan bir proje olacaksa, bölgesel arz güvenliğine faydası varsa ve bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlıyorsa parçası oluruz... Süreç iki açıdan önemli. Doğu Akdeniz gazının Türkiye’ye veya Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması bölgesel arz güvenliğine katkı sağlayacak. Doğalgaz arz güvenliğinde önemli bir alternatif ortaya koyacak. İkincisi ise özellikle Gazze’de insani şartların iyileştirilmesi için, Gazze’yle alakalı somut ve kalıcı projelerin gerçekleşmesine imkan sağlayacak. Ciddi bir kaynak alternatifi olarak projeye ben olumlu bakıyorum, ama buradaki kritik konulardan bir tanesinin de ticari unsurlar olduğunu görmemiz lazım, yani fiyat. Türkiye olarak biz yeni bir döneme girdik, gaz fiyatları düşüyor, düşüreceğiz. Bu hem hane halkına, hem bütçeye, hem sanayiye yansıtmak istiyoruz. Ticaret yaptığımız bazı ülkelerle bunu bir noktaya getirdik. Yeni maliyet düşüşlerini içerebilecek çok kritik bir döneme giriyoruz.”

Yerli kömürde yeni süreç

“Yerli kömür, güneş ve rüzgarda da en az 5’er bin megavat civarı bir yatırımla biz 2023’e kadar 15 bin megavat sisteme yerli kaynaklara dayalı santrali devreye alacağız. Kömürde yeni süreci başlattık. Önümüzdeki hafta güneşte, YEKA modeli dediğimiz bin megavatlık Karapınar projesinin süreci başlayacak. İnşallah yaz bitmeden de bin megavat RES’te ihaleyi gerçekleştireceğiz. Bu projelerle güneş, rüzgar ve  yerli kömüre, yerli kaynaklara dayalı üretim stratejimizi hayata geçirmiş olacağız.”

Enerji ihraç eder hale gelmek...

“Bölgemizin en yoğun enerji ithal eden ülkesiyiz. Son 10 yılda ithalatımız maden ithalatı ile birlikte yaklaşık 500 milyar dolar.  Stratejilerimizi anlatırken şöyle bir ufuk çizmeye çalışıyoruz. Bu kadar bağımlı bir ülkeyken, bu kadar büyük ithalat yapan bir ülkeden, bir de bakmışsınız Türkiye 10 sene sonra enerji ihraç eden bir ülke olmuş. Şimdi enerji ithal eden bir ülkeden enerji ihraç eden bir ülke olmanız için, sadece doğal kaynak noktasında rezervinizin olması gerekmiyor. Bunu yapan doğal enerji rezervi olmayan ülkeler var. O zaman bunun şartlarını sağlamalıyız. Altyapı, tedarik, iyileştirme, sistem genişletilmesi… Kore’ye, Japonya’ya, Almanya’ya İtalya’ya bakın. Bu ülkelerde zengin doğal kaynaklar yok. Ama büyük enerji şirketleri, oyuncuları çıkarmış. Şimdi yine ben şunu söylüyorum: Bizim her senaryoya hazır olmamız lazım. Doğalgaz aldığımız 4 ülkenin tamamıyla sıkıntı yaşansa dahi, biz en yoğun gaz tüketiminin olduğu dönemde kendi depolarımızla, kendi LNG terminallerimizle, kendi FSRU’muzla, vatandaşımızın ısınmada, elektrik üretiminde, sanayinin çalışmada ihtiyaç duyduğu gazı sağlayabilelim. 2023’ün Türkiye’si buna hazır olması lazım. “

Marmara örneği

Yeni dönemin enerji yatırımlarında uygulama kararı öncesinde dikkate aldığımız üç referans noktası, kriteri var bizim için. Bir; arz güvenliği ihtiyacına göre yatırım önceliklerimizi belirleyeceğiz. Yani bu bölgede enerji fazlalığı varsa benim öncelikli yatırım listemde değil. Ama enerji açığı varsa, ben Türkiye’nin diğer ucundan 1500 kilometre iletim hattı kurup oraya elektrik sağlıyorsam, tıpkı Marmara Bölgesi gibi, o zaman orayı önceliklendireceğim.  İki; o bölgedeki o üretim tesisi yada kaynak maliyet açısından ne kadar uygulanabilir. Üçüncüsü de; iletim hattı altyapısı ne kadar uygun? Marmara örneği o açıdan önemliydi. Marmara Türkiye elektriğinin neredeyse üçte birini tüketiyor. Türkiye’nin bir ucundan Marmara’ya elektrik taşıyoruz. Çok yüksek yatırım gerektirdiği gibi, hava şartlarından, bu kadar büyük alanda meydana gelebilecek risklerden de etkileniyor. O zaman biz Marmara ve Trakya Bölgesinde üretimi arttırmamız lazım. Peki, hangi üretimi önceliklendireceğiz? Eğer benim doğal yerli kaynağım varsa onu önceliklendireceğiz. İşte burada da çok önemli altyapı projeleri hazırladık, yakın dönemde de onları da anons edeceğiz inşallah.”

Depolama yüzde 20’ye çıkacak

“Silivri’deki 2.3 milyar m3 depolama kapasitesini de 5 milyar m3’e taşıyarak, Türkiye’de düne kadar yüzde 4, yüzde 5 olan depolamayı hedeflediğimiz yüzde 20 düzeyine inşallah çıkartacağız. Bu, şu demek: yıllık 50 milyar metreküp gaz tüketen, özellikle kış aylarında çok yoğun tüketen bir ülke olarak sadece depolama noktasında asgari yeterliliği sağlamayacağız, günlük sisteme basma kapasitesini de bu manada da 300 milyonlara, 400 milyonlara çıkaracak bir kapasiteye ulaşacağız.”

Yerel kaynağın payı yüzde 49.3

“2016’da yerli kaynaklar ve yerli rezervler noktasında çok önemli bir başarıya imza attık. 2016 yılında elektrik üretiminde yerli kaynakların oranını iktidarımız dönemindeki en yüksek seviyeye, yüzde 49,3’e çıkarak... Yerli kömür, hidroelektrik santraller, güneş, rüzgar, tüm bu yerel kaynaklardan üretilen enerji toplam üretimimizin içerisinde yüzde 49,3’e çıktı. İnşallah 2020’lerde, enerjimizin 3’te 2’sini yerli kaynaklarımızdan sağlamayı hedefliyoruz. 2017’de ise elektrik üretimimizde yerli kaynaklarımızın payı, yüzde 50’yi geçecek inşallah.  Yerli kaynaklarınızın oranını 3’te 2’ye çıkardığınızda çok önemli bir mesafe kat ediyorsunuz. Enerjide de kendi kendine en zor dönemde yetecek altyapıya sahip olmayı hedefliyoruz.”