Gazetevatan.com » Yazarlar » Şaşırmak

Şaşırmak

03 Aralık 2017 Pazar


‘Ailenin mal varlığına el konulması kararını şaşkınlıkla karşılıyoruz’

Zarrab Ailesi’nin avukatı

***

Bazen şaşırırız. Beşer bu. Hatta bazen şaşırmakla kalmayıp aklımızı oynatacak noktaya geliriz. Beşer işte! Belki de ezberlerden azade aradığımız anlam yüzündendir bu. Bugünkü koşullar altında ne kadar ararsak bulamayacağımızı düşündüğümüz (öğrenilmiş çaresizlik) şu meşum olduğunu sandığımız, Kaf Dağı’nda saklı olduğuna inandığımız anlam yüzünden... Evet şu aralar, milletçe, Zarrab ailesinin avukatından daha farklı bir anlam aradığımızsa kesin. Beşer varrrr, beşer var.

Feyza Hepçilingirler, anlamı ‘tasarım ve çağrışımların toplamıdır’ diye ifade ediyor. Neyi nasıl öğrendiğimiz konusunu irdelerken ise ‘insan doğduğunda bir şeyler biliyor ve yeryüzü serüveni boyunca  bunları anımsayıp öğrendiğini mi sanıyor’ diye soruyor. Elbette bilgi kuramının diğer bir merakı olan o soru cümlesini de atlamadan: ‘Yoksa beynimiz boş bir levha halinde mi doğduğumuzda?’

Her iki çıkarsama için de söylenecek sözler mevcut. Ancak gelin görün ki son yaşadıklarımızı ikisine de sığdırmakta zorlanıyorum. Bu topraklarda bir önceki hayatlardan devraldıklarımızla da, yepyeni beyaz sayfalar sunması hayal edilen başlangıçlarla da hep aynı yere varıyorum: Pes!

Gerçekten de son tanık olduklarımızı anlamlandırmaya çalıştığım ve anlamlandırmaya çalıştıkça kafamın daha çok karıştığı bir eşik bu. En vasat açıklamasıyla bir tarafta kağıt toplayarak gününü kazanmaya çalışan hap kadar çocuklar ve bir tarafta ortada uçuşan milyon dolar cümleleri var. Neyi nereden tutmaya çalışırsam çalışayım bir çırpıda buharlaşıyor. Bilebildiğim tek şey, bu ülkenin dürüst, alın teriyle çalışan insanlarına karşı işlenen çok ciddi bir ayıp olduğu. Ve bu ayıbın failleri hâlâ milyon dolarlardan bahsetme hakkını kendilerinde bulabiliyorlar. Yüzsüzlükleri, mağduriyetleri, ezberleri sonsuz. O kadar sonsuz ki tek gerçek buymuş gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Oysa hepimizin ‘anlaması’ gereken çok önemli hususlar var. Ama ezber... Her şeyi ezip geçiyor. En olmadık durumlarda, en olmadık suflörler vatan millet aşkından bahsediyor. Ezberleri o kadar gıpta edilesi bir yanılgıda ki, birçok insanın kafasının karışması kaçınılmaz hale geliyor. Oysa o kadar yalın bir gerçek ve bu gerçeğin ifade ettiği bir anlam var ki... Ama ezber...

Oysa ezber... Bunu da Feyza Hanım’ın sözleriyle açıklamaya çalışayım: ‘Ezber, bir bilgiyi hiçbir yere dayamadan beyinde tutmaya çalışmaktır; anlama ise o bilgiyi öncekilerle bağlantılandırmak. Dişçi bile, takma bir dişi sağındaki solundaki dişlere bağlar; yapıştırdığı yerde tek başına duramayacağını bilir.’ (sırası gelmişken implant ödenekleri konusunda Meclis’in hareketliliğini de anmadan geçmeyelim; bu hareketliliği kendi çıkarları için değil de bu ülkenin insanlarına karşı sorumlulukları için hayata geçirseler keşke, kısacası ezberleri bozsalar ve gerçekten bizi şaşırtsalar!)

Ne diyorduk? Hayatımız ezber... Ne zaman anlayacağız bunu sizce? Kısaca asıl şaşırmamız gerekenin kendi ezberlerimiz (kendi öğrenilmiş çaresizliklerimiz) olduğunu?