Gazetevatan.com » Yazarlar » Hal ve gidiş

Hal ve gidiş

28 Kasım 2016 Pazartesi


‘Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin

1961 yazı ortalarında Küba’nın resmini yapabilir misin’

Saman Sarısı, Nazım Hikmet

***

Hal ve Gidiş, orijinal adıyla Conducta, 2014 yılında Küba’da gişe rekorları kıran bir filmdi. Sadece Küba’da da değil. ABD, Kanada, İsveç gibi sinema sektörünün en canlı olduğu ülkelerde de birçok başarıya imza attı. Filmin yönetmeni ErnestoDaranas, uyuşturucu bağımlısı fuhuş batağına düşmüş bir annenin kaybetmeye yazgılı oğlu Chala’yı beyaz perdeye yansıtırken, aslında çağdaş Küba’nın yaşadığı çelişkileri de gözler önüne seriyordu. 11 yaşındaki bu oğlanın güvercin ve köpek eğiterek hayatını kazanma çabası, acımasız bir yoksullukla Chala gibileri umursamaz bir dünya arasına sıkışıp kalmış bir atmosferde, artık ‘mutluluğun resminin’ kolay kolay yapılamayacağı izlenimini de veriyordu insana.

Ta ki yönetmen Daranas, bizleri Carmela ile tanıştırıncaya kadar... Carmela, altmış yaşlarında idealist bir öğretmendi; Ömrünü Chala gibi ‘kadere yenilmiş gözüken’ çocuklara arka çıkmaya adamış o iyi insanlardan. Sistemin kırıla kırıla geldiği noktada, okulun  kırık dökük bilgiler için değil, yaşam eğitimi için bir fırsat olduğunu hatırlatan yanıyla büyük ve eskimeyecek bir umuttu da Carmela. Karşısına çıkan ‘çağdaş’ Küba eğitiminin ‘çağdaş’ öğretmenlerine, eğitimin ilk etapta insanı kazanmak olduğunu taviz vermeden anlatıyordu. İnsanı kazanmanın yolunun da ulvi bir sabır ve sağduyulu bir vicdandan geçtiğinin altını çizerek...

2014 Küba’sında, dünyanın en büyük gücünün dibinde (ABD), o en büyük gücün Miami ‘postasına’ dayanmaya çalışırken, uyuşturucu ve fuhşun bu güç tarafından pompalanmasına tüm dünya ile birlikte tanıklık ederken, kendi olma çabasını veren bir ülkede (Küba), yaşanan savrulmalar elbette kaçınılmaz olacaktı. Carmela bunu çok iyi bilen o Kübalı kadınlardandı. Mutluluğun resminin uyuşturucu batağındaki bir ülkede, vasat ve ezber adımlarla çözülemeyeceğini bilenlerden. Olup bitenleri görmekten uzaklaşan, uzaklaşmayı tercih eden genç kuşak meslektaşlarına, bu ‘kayıp gibi görünen’ çocukları yaşama katmanın yolunun, onları dışlamak değil kazanmak olduğunu hatırlatan, o gerçek eğitimcilerden. Sorunların, halı altına süpürülerek değil sadece ama sadece o sorunlarla yüzleşerek çözülebileceğine inananlardan. İlerlemiş yaşına rağmen, ah vah edip geçmişte yaşamayanlardandı Carmela. Ve bu ruhla Chala’yı da kurtaracaktı. Nasıl mı? Chala’yı kazanarak...

Devrim varsa, devrimin şimdiki zamandaki adıydı Carmela. Mutluluğun resmine inanan o büyükanne; o asla yaşlanmayacak kadın, o güzel elli insan.