Gazetevatan.com » Yazarlar » Köprüler

Köprüler

21 Ekim 2015 Çarşamba


1 Kasım yaklaşıyor!
 
Yaklaştıkça, binbir suratlı siyaset mühendisleri binbir türlü oyunlardan ibaret planları devreye sokuyor...
 
Kimi zaman terör kartıyla can güvenliği, kimi zaman ekonomi kartıyla masaya oturan ve rakamlarla oynayıp büyük kalabalıkları geçim kaygısı derdine düşürmekteler!
 
Korku tüneline büyük kalabalıkları sürükleyerek ülkedeki siyaseti yeniden dizayn etmek ve güç dengelerini alaşağı etmek istedikleri artık açıkça görülüyor.
 
Bin yıldan beri hep aynı oyun oynanıyor ama bin yıldan beri bu oyuna yine de düşülüyor ve kimse oyun bozamıyor!
 
***
 
Değişim ile yenilemek arasında pek bir fark yok gibi zannedilir.
 
Lakin, ikisi arasında çoğu zaman derin uçurumlar ve farklılıklar vardır.
 
Bazen yenilemek başlığı altında büyük bir dönüşüm ve değişim yaşanır.
 
Yenilemek, güncellemek ve hatta iyileştirmektir...
 
Değişim ise dönüşmektir...
 
Aslını kaybetmektir ve sahtesiyle yola düşmektir.
 
***
 
Değişimi de genellikle statüko düşmanlığı adı altında süsleyip püsleyenler bir yenilik gibi sunar.
 
Sanki, eski bir ayakkabı değiştiriyormuş gibi!
 
Eşyalarla arasındaki bağı kopartamayanlar bin yıllık bir bağı kesip atmaya çalışıyorlar...
 
Oysa, canlı bomba eylemcisi gibi kendi intiharınıza yani darağacına kendi ayaklarınızla götürüyorlar.
 
Ve sonuçta ipi çektiğinizde, düğmeye bastığınızda imha olursunuz...
 
Geride ise büyük yıkıntılar ve acılar bırakarak...
 
***
 
1 Kasım yaklaşıyor!
 
Bu ülkenin büyük kalabalıkları neyi yenilemek ve neyi değiştirmek istediğine iyi düşünüp karar vermelidir.
 
Yıkılan ülkelerin, sistemlerin, davaların ve insanın sürekli aynı kuyulara düşmesi başkaları gibi olabilme sevdası yüzündendir...
 
Bu sevda da değişim masallarıyla başlar ve biter!
 
***
 
Saint-Simón doktrininin özünde şu gerçek yatar;
 
- Bir toplumu bir araya getirip yeniden örgütlemek kabiliyeti, ancak insanlığın geleceğiyle geçmişi arasındaki bağı yakalayabilen ve böylece hatıralarıyla ümitlerini bağdaştırabilen, başka bir deyişle, geleneklerle geleceğe yönelik projeler arasında bir köprü kurup, herkesin özlemleriyle beklentilerine cevap verebilen insanlara özgü bir yetenektir!
 
Evet, biz sandığın başına giderken köprüleri yıkanlarla değil, kuranlarla birlikte olmalıyız...
 
Yoksa iki yakası bir araya gelmekten kurtulamayanlardan olabiliriz.