Gazetevatan.com » Yazarlar » Yarınları beklerken...

Yarınları beklerken...

07 Ekim 2015 Çarşamba


Rusya, Suriye’de ve kentleri bombalıyor!
 
Amerika ise müttefikleriyle birlikte Suriye’de ve bir yerleri bombalıyor!
 
Birileri Esed muhaliflerini birileri de Esed yandaşlarını bombalıyor...
 
Ve sonuçta kötülerden daha çoğu yani masum insanlar öldürülüyor...
 
Kadınlar, çocuklar ve yaşlı insanlar sahipsiz kalmış, bombalarla harabeye dönüşen kentlerin yıkıntıları arasında bir hayat yaşamaya çalışıyor oralarda!
 
Korkarak...
 
Ağlayarak...
 
Ve yarınları bekleyerek!
 
Esed ise saray duvarlarının içerisinde iktidarda durabilmek uğruna yılanlara sarıldığının farkında dahi değil!
 
***
 
Ve büyük bir belirsizlik yaşanıyor sınırlarımızın biraz ötesinde.
 
Amerika ve ne de Rusya’ya kimse bir şey diyemiyor!
 
Sınırlarımız kasıtlı ihlal ediliyor!
 
Güçlerin arenasına dönüşen bir ülke durumunda Suriye!
 
Tıpkı geçmişte Afganistan’da olduğu gibi...
 
Asırlardan beri kanla yıkanan Şam, Halep ve diğer beldelerde yaşayanlardan çok yeraltında ölenler değil öldürülenler yatıyor!
 
Kısadır buralarda ömür...
 
Savaşsız bir gün yoktur...
 
İki kardeş olan ve dünyada ilk işlenen cinayetin adresidir; Şam...
 
Ve Kabil’in Habil’i öldürdüğü yerdir Şam’daki Kasiyun Dağı!
 
O dağı görmüştüm ve seyrederken dahi ürkmüştüm...
 
Ağlamıştım...
 
***
 
Yaşadığı dönemde Şam’ın soylularından olan ve Divanü’r Resail makamına kadar yükselmiş olan yazarlardan İbn Kalanisi’nin Şam Tarihine Zeyl yani ilave diyerek kaleme aldığı I. ve II. Haçlı Seferleri Dönemi’ni anlatan eserini okuduğumuz zaman kanlı bir tarihin sayfalarının ta o günden beri açıldığını ve nedenlerini bir kez daha hatırlıyoruz...
 
Ve anlıyoruz ki Haçlı Seferleri daha bitmemiş...
 
Kim bilir kaçıncısını yaşıyoruz, yaşayacağız!
 
***
 
Feridüddin Attar’ın bir hikayesi aklımıza geliyor...
 
Yaşlı bir mezarcı varmış bir gün kendisine sormuşlar;
 
- Bir ömür boyu çukurlarda mezar kazar durursun... Yeraltında şaşılacak ne gördün?
 
Mezarcı diyor ki;
 
- Bu nefsim, tam yetmiş yıldan beri mezar kazdığımı gördü de bir an bile ölmedi!
 
Sürgün diyarı olduğu günden beri aslında, dünya büyük bir mezarlık...
 
Savaşlarla, ölümlerle beslenen ve kendilerine bir ders çıkartamayanların nefisleri kuduz bir köpek gibi azgınlaşmış!
 
Yaşatarak değil, öldürerek var olmaya çalışanların diyarıdır; dünya...
 
***
 
Küçük bir kıvılcımla belki de dünya büyük bir savaşın eşiğinde!
 
Ve yaşananlardan anlıyoruz ki Türkiye’yi de bu kirli oyuna dahil etmek isteyen güçler var!
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belki de bu ay içerisinde Amerika seyahati var... New York’ta Birleşmiş Milletler binasının girişinde Şirazlı Sadi’nin “Ey başkalarının derdini dert edinmeyen, insan denilmeye layık değilsin sen!” sözünü dünyayı yönetenlere bir daha hatırlatması ve haykırması gerekiyor...
 
Ve artık savaş oyunlarına karşı çok dikkatli olunması gereken bir süreçten geçiyoruz.
 
Yarınları oturup sessizce beklemenin de çok uzağındayız artık!