Gazetevatan.com » Yazarlar » Köşe kapmaca oyunları - 2

Köşe kapmaca oyunları - 2

05 Eylül 2015 Cumartesi


Fransa’nın Cote d’Azur bölgesinde “yeni” ve  “eski” kent diye niteleyeceğimiz, artık köy gibi kalmış “markalaştırılan” yerleri dolaştığımızdan, hayatın pahalı oluşundan ve yaşamanın zorluklarından çarşamba günkü yazımızda bahsetmiştik.
 
Ve izlenimlerimizi özetlersek, diyebiliriz ki; dünyanın tüm zenginlerini buluşturan cazibe merkezleri haline getirilmiş eski ve yeni kentlerdeki oteller, restoranlar, barlar, oteller, caddeler ve ünlü markaların bir araya getirildiği mağazalar ise adeta Birleşmiş Mağazalar Teşkilatı’na dönüştürülmüş!
 
Ülkemizde de durum pek farklı değil.
 
İnsanlık dramında bir türlü birleşemeyen Birleşmiş Milletler Teşkilatı ünlü markalar kadar dahi organize olamayan bir örgüt durumuna düşmüş! Sermayenin acımasızlığına da dünyanın her yerinde şahit oldukça sömürgeci anlayışının daha da azgınlaşmaya doğru yol aldığını söyleyebiliriz...
 
***
 
Ve ülkemizin içindeki silahların neden susmadığını, susturulmak istenmediğini de anlıyoruz! Doğu’da Türkiye’nin yıldızlaşmasını istemediklerinden her türlü oyun oynanıyor...
 
Batı, reklam ve lüks algısıyla kentlerini, denizlerini, markalarını efsaneleştirirken, paraya çevirirken bizler hala bir arada yaşayabilmenin ayrıntılarında boğuşturuluyoruz.
 
Bir inek ya da kuzu derisinin dörtte bir parçasını yüzlerce renk ve model çeşitliliğiyle küçük bir çantaya, ayakkabıya, cekete, monta dönüştüren para sihirbazları “tanrılaştırdıkları” putları yani markaların ürünlerini kırk deveyi satın alacak paraya çevirebilmenin yolunu keşfetmişler...
 
***
 
Ve Demirören Holding’in Türkiye Total’in satış sözleşme töreni için Londra’ya geçtik. Londra’da durumun pek farklı olmadığına bir kez daha şahit olduk. Hayat pahalılığından dolayı artık İngiliz’lerin kentin etrafındaki küçük kasabalara yerleşmeye başladığını öğrendik...
 
Ve Londra ise artık dünya zenginlerinin buluştuğu, yaşadığı bir kente dönüştüğünü... Özellikle de Araplar kentin hemen her yerinde...
 
Yaklaşık 60 yıllık iş hayatının zirvesine büyük bir bayrak diken Erdoğan Demirören ve ailesi yaptığı bu hamleyle aslında ülkemizdeki yerli sermayeye de büyük bir mesaj vermiş oldu.
 
Dünya ekonomisinin gittikçe daraldığı ve büyük dalgalanmaların yaşandığı ve “ekonomik kriz kapıda”, “yabancı sermaye ülkeden kaçıyor” diyerek ortalığı yangın yerine çevirenlere rağmen Demirören grubunun bu kararı büyük bir ihanet oyunun gerçeğini de ortaya çıkartmış oluyor...
 
***
 
325 milyon euroya alınan Total ile grup kendi alanında daha da büyük bir oyuncu haline geliyor.
 
Londra’dan döndükten sonra; ömrünü ülkesine, işine ve ailesine adayan Erdoğan Bey’le buluştuğumuzda çocuklarına ve bizlere sadece bir cümle söyledi;
 
- Bizler geldik ve gidiyoruz. Bu kararı ülkemiz, milletimiz, çocuklarımız ve torunlarımız için aldık... Ülkem yoksa biz zaten yokuz! Hayatım boyunca daha çok kazanayım ve harcayayım diye bir hırsın sahibi hiç olmadım... Ama ülkem ve milletim daha çok kazansın, çalışanlarımızın sayısı daha çok artsın hırsımdan da asla vazgeçmedim. İş hayatımda kimseyle bir kavgam olmasın diye de çok uğraştım. Ülkemize ve milletimize bir faydamız olduysa ve olacaksa bu duygu beni çok sevindirir... Yoksa biz geldik ve gidiyoruz!