Gazetevatan.com » Yazarlar » Düşünmeyen adamlar

Düşünmeyen adamlar

22 Temmuz 2015 Çarşamba


“Dolmabahçe” haberiyle bir ülkeyi ayağa kaldıran, bize göre 6-7 Eylül olaylarını tetikleyen asparagas habercilerle eş değerde olan “operasyonel” yayıncılığın perde arkası her geçen gün biraz daha aydınlanıyor...
 
Aydınlandıkça, “düşünülmemiş düşünceler” kafasına sahip binlerce “düşüncesiz” uzaktan kumandalı robottan farksız gazeteci kılıklı adamların aramızda dolaştığını farkediyoruz!
 
Şimdi maskeleri düşüyor kafadan sakatlanmış gazetecilerin... Ki bunlarla geçmişte oturup konuştuğumuzda ise kullanılmaya müsait olmadığımız için bize “yobaz” diyorlardı...
 
Diyoruz ki, “Genç Subaylar Rahatsız!” haberiyle ne yapılmak istendiyse, Dolmabahçe haberiyle de aynı şey yapılmak istenmiştir....
 
***
 
Dış ya da iç uzantılı gizli servislerin, siyasi iradelerin karargahlarındaki masaların başında yapılan dosya diğer adıyla araştırmacı gazeteciliğin bu ülke de vardığı son nokta işte burası!
 
30 yıl boyunca hiç bir gizli servisin, ve organize örgütün veya siyasi iradenin kullanabileceği bir gazeteci ve yönetici olmadığımız için kimseye yaranamadık ve “akil adamdan” sayılmadık...
 
Ve ne zaman bu tarz bir dosya sunulsa daima şunu söyledik;
 
- Kim ne biliyorsa çıksın konuşsun ve biz de yayınlayalım!
 
***
 
Ergenekon, Balyoz operasyonlarının iddianame ve fezlekeleri polis ve adliye muhabirleri aracılığıyla servis edilince, tavrımız sert oldu! Ve editör kadroya şunları söylediğimi hatırlıyorum;
 
- İddianamelerden kim haber yaparsa son gazeteciliği olur! Söz konusu kişilerin tutuklanışları haberdir ama iddiaların senaryosunu yayınlamak felakettir...
 
Ve bize göre gazeteciliğin bitişinin son noktasıydı!
 
Biz böylesine bir tutum aldığımız için kimileri “derin devlet” ve kimileri de “askerci” diyerek damgaladılar.
 
Ya sonra? İddianamelerden haber yapanlar yılın gazetecileri ilan edildi. Yıllar sonra o yılın gazetecileri seçilenler cezaevine gönderildi. Darbe diyenler yıllar sonra “kumpas” deyiverince işler değişti.
 
***
 
Kakao işçileriyle röportaj yapan ama olayları çarpıtan ve kendince eklemeler yapan New York Times muhabirinin haberi yalanlanınca gazete yönetimi hesap sorar.
 
Haberinin doğruluğuna dair belge istendiğinde ise muhabir gösteremez ve özür yazısı yazmayı teklif eder ve gazetenin üst düzey yetkilisi muhabire der ki;
 
“Önünde çok iyi bir gelecek var, ama burda değil.”
 
Diyeceğimiz şu; bu ülkede de bu tarz bir medya yönetimi olmadığı müddetçe hiç kimsenin dürüst gazetecilik ilkelerinden söz etmeye hakkı yok!
 
Kimler ne kadar “operasyon gazeteciliğine” müsait olmuşsa sektördeki kariyerini de tayin etmiş oluyor.
 
Terörize stratejisiyle çalışan uzaktan kumandalı gazetecilerin, Suruç’taki katliama imza atan intihar bombacılardan bir farkı yok!