Kilit

11 Nisan 2015 Cumartesi


Stratejik derinliğin çok yüzeyinde gezinen bir aydın ve basın topluluğuna sahibiz.

İçerideki günlük olaylara, gelişmelere, söylemlere ve siyasi tartışmalara takılıp kalan ve şekil değişikliklerinde ısrar edenler sürekli duvarlara çarpıyor.

İddialarını ideale dönüştürmek ve kötü beklentilerden beslenebilmenin mağlubiyetinden bıkıp usanmayan bu topluluk dışarıdaki dünyayı okuyamıyor.

İran buna son örnektir!

***

İran ABD ile Lozan’da anlaşınca ülkemizdeki bu topluluk büyük bir hüsrana uğradı.

Çünkü, İran’ın Amerika ile savaşacağına o kadar çok inanmışlardı ki.

İran ve ABD arasındaki nükleer kriz belki de bir büyük savaşın eşiğinden dönmüş gibi gözükebilir ama sonucun böyle olacağı da belliydi.

Beş bin yıllık bir tarihi yolculuğundan bugünlere gelen İran, geleneklerinden biri de “kriz tırmandırma” stratejisidir. İran bir kez daha uygulayarak istediği sonucu elde edememiş olsa da önemli bir mesafe kaydetmiş oldu.

Krizi tırmandırıp en tepesinde uzlaşabilme stratejisiyle bölgede kendine daima güçlü bir alan açmış ve ayakta kalabilmeyi başarabilmiş İran’ı iyi tanımak lazım.

Lakin, bizim ülkedeki aydın ve basın topluluğunda doğru dürüst tanıyan yok.

***

İran adeta Şirazi’nin stratejisini uyguluyor.

“İki dünya huzuru, şu iki kelimededir;

Dosta karşı cömertlik, düşmanlarla uzlaşı” diyen Şirazi’nin bu sözleri İran’ın kulağına küpe olmuş gibi.

Şekil değişikliklerini “değişim”in kaçınılmaz bir tarafı görenler daima hüsrana uğruyor.

Sıfır sorun stratejisini ülkenin dış politikasına yansıtan AK Parti sürekli eleştirildi.

“Arabuluculuklarla bölgede etkileşme çabasını son dönemlerde inisiyatif alan taraf noktasına taşımış olması” pozisyonundan sürekli rahatsız olan bizdeki topluluk ülkenin ne zaman duvara çarpacağını bekliyor.

Kimse boşuna beklemesin, kim ne derse desin Türkiye her zaman coğrafyanın kilit ülkesi olmaya devam edecek.

Ve kendilerini kriz senaryolarından kurtarmaları gerek.