Gazetevatan.com » Yazarlar » Saray hikayeleri...

Saray hikayeleri...

08 Kasım 2014 Cumartesi


Batı basını, son bir haftadan beri yeni yapılan sarayı ve uçağı yazıp çiziyor. Bizdekiler de, kronikleşen muhalefet anlayışı ile onların peşinden gitmeyi gazetecilik sanıyor...
 
Kaybedilenlerin güçlü bir hatırlatıcısı olmadığı için, bir kez daha anlıyoruz ki, bu ülkede günlük yaşanıyor...
 
Dün de çabuk unutulurmuş... “Yarınlar bizim” diyerek devrim şarkılarını söyleyenler sadece günü kurtarmanın, sokakta ise kime sorulsa, ayrıcalık peşinde koşturuyor... Lakin, ülkenin kazandığı ayrıcalıklara ise tahammülsüzlük zirvede...
 
Merdiven altında basın açıklamaları yapıldığı, iki milyar dolar paranın çıkmasıyla dövizlerin fırladığı, hazinenin tam takır kaldığı ve IMF kapılarında dilenci pozisyonuna düşülen günler nedense unutuluyor...
 
Göz sadece bugünü görüyor... Lakin dünü hatırlamıyor...
 
Yarınlar şarkılarda kalmış!
 
***
 
Putin, Çavuşesku imajıyla sessiz çoğunluk harekete geçirilmek isteniyor... Ve sonra da büyük bir ayaklanma...
 
Oysa, Irak’ta kentler yağmalanırken, çocuklar vurulurken, kadınlara tecavüz ve işkence edilirken, camiler bombalarla yıkılırken, Bağdat düşerken gazetelerin sayfalarında Saddam Hüseyin’in saraylarının ve saltanat simgelerine ait resimli haberler yayınlanıyordu...
 
Ve paraların, kadınların, lüks araçların, uçakların haberleri hikayeleştiriliyordu... Algı operasyonu tek bir merkezden yönetiliyordu...
 
***
 
Pentagon, CIA, FBI, Beyaz Saray ve kamu kuruluşlarının o görkemli binalarından bahseden yok...
 
Evet, hem yazmış hem oynamış ve hem de kazanmışlar... Bizler ise seyretmekle yetinenlerdeniz... Bize asırlardan beri biçilen rol; Seyirci...
 
***
 
Bu oyunun benzerleri, ülkemizdeki her sektörde oynanıyor... “Bir lokma ve bir hırkaya vatanı kurtarma” stratejisi adeta kutsallaştırıldı... Oysa; fukaralığı kutsallaştıranların, devrimcilik ruhunu aşılayanların ve körükleyen sermaye baronların ve köşebaşlarını işgal etmiş kalemşorların Petrus şarap parasına birileri yıllarca çalışıyordu...
 
Ve hala da çalışıyor...
 
Bu ülkedeki bütün kazanımların bin katı 30 yıldan beri güneyimizde kaynatılan terör kazanlarına aktı... Faturası; 400 milyar dolar...
 
35 bin insan hayatını kaybetti...
 
Bu ülkedeki bütün kazanımların milyon katına denk düşen parayı Batılı efendiler müslümanların kentlerine bomba atarak harcadı...
 
Milyonlarca insan öldürüldü!
 
Bu katliam neden yazılmıyor?
 
Neylersiniz ki; İstanbul’u feth edip üzerinde keyif çatanlar bile hala Fatih ve Kanuni’nin saraylarından, saltanatından ve cariyelerinden bahsediyorsa, bugüne gelene kadar sabah olur!