Gazetevatan.com » Yazarlar » Keyfiyeler...

Keyfiyeler...

15 Ekim 2014 Çarşamba


Dünya, savaşla başlamış ve savaşla bitecek gibi...            
 
Ve dünya durdukça kurdun gözü koyunlardadır...
 
ABD, yine sınırlarımızın az ötesini bombalamaya başladı...
 
Seyirci ülkelerin seyirci halkları da bombalamayla meselenin çözüleceğini sanıyor... Oysa bilmiyorlar ki, yeni bir süreç başlıyor...
 
Yeni süreci okuyabilmek için, eski süreçlerin eski defterlerini açıp bir daha bakmak gerekir...
 
Ve bölgedeki geçmiş alacak verecekleri olanların yaptıklarını iyi analiz etmek lazım... Yoksa, gelecek süreçleri anlamakta zorlanırız...
 
Keyfiyelerin renginden aidiyet bağlarını çözmek gerekir... Keyfiyelerin sırrını çözemeyenler; çıranın köre, davulun sağıra faydası yok durumuna düşer...
 
Osmanlı Devleti 1877 yılında bölgeyi; Halep, Beyrut, Şam, Deyr-i Zor, Cebel-i Lübnan ve Kudüs olmak üzere altı idari bölgeye ayırmıştı...
 
1920 yılında Kral Faysal'ı mağlup ederek Şam'a gelen Fransız General Henri Gouraud ise bölgeyi; Şam, Alevi, Büyük Lübnan, Halep, Cebel-i Dürzi ve İskenderun Sancak Devleti (Hatay) diye altı farklı devlete ayırıp Birleşik Suriye fikrini hayata geçirmişti...
 
Ve Haçlı Seferlerini etkisiz hale getiren Selahaddin Eyyübi'nin türbesine giden General Gouraud sandukayı tekmeledikten sonra;
 
- Biz yine geldik. Haçlı Savaşları bizim zaferimizle bitti!demiştir...
 
***
 
Hatay, Türkiye sınırlarına dahil edildikten sonra Halep ve Şam birleşerek günümüzdeki Suriye Devleti  kurulmuştur... Osmanlı'nın arkadan hançerlenip eve gönderilmesiyle bölgenin rahatlayacağını hesaplayan batılı efendiler, bölgede üniversiteler açmış ve kendileri gibi düşünecek yeni nesiller yetiştirmeyi hayal etmiş...
 
Ve büyük oranda da başarmışlar... Beyrut Amerikan Üniversitesi mezunlarına bakıldığında ne demek istediğimiz  daha iyi anlaşılacaktır...
 
Biri, Lübnan'daki Durzi'lerin lideri... Dağın laik şeyhi diye bilinen Velid Canbolat Beyrut Amerikan Üniversitesi'n-de siyaset bilimi okumuş. Vaziyete göre pozisyon almış ve özellikle anlaşmazlıkların zirveye tırmanma süreçlerinde farklı politikalar izlemiş biri... Daha sonraları da demiş ki;
 
- Osmanlı devrinde işler daha iyiydi. Şimdi işler karışık. Bu ulus devletler bir felaket!
 
***
 
İki, Corc Habaş'-tır...
 
Filistin'in Lidda kentinde Grek Ortodoks kökenli tüccar bir ailenin çocuğudur... Beyrut Amerikan Üniversitesi'nde Tıp Fakültesi okumuştur...
 
Filistin Halk Cephesi'ni kurmuş, Arafat'a muhalif olan Habaş, Asala terör örgütünün de kurucuları arasında... Orly katliamı dahil bir çok terör eylemlerinde aktif olarak yer almış...
 
Üç, Antun Sadi...
 
Şam'dan Beyrut Amerikan Üniversitesi'ne gitmiş ve orada öğrencileri etkileyerek örgüt kurmuş. Osmanlı dönemindeki idari sisteminin altı bölgesinden oluşan Büyük Suriye Devleti'ni yeniden kurmak için siyasi faaliyetlerde bulunmuş...
 
Çıkan iç çatışmalar sonrası Suriye'de vatana ihanetten yargılanıp idam edilmiş...
 
Dört, Ürdünlü siyasetçi Vasfi Tel... Beyrut Amerikan Üniversitesi mezunu... Başbakanlık, Savunma Bakanlığı yapan Tel, 1971 yılında Filistin direniş hareketini Ürdün'den çıkartmış... Ve daha sonra Kara Eylül Örgütü'nce Kahire'de öldürülmüş...
 
***
 
Eğitim, insanlığın aydınlatılmasında her zaman geçerli bir metot değil... Kimlerin ve ne amaçla eğittiği daha çok önemli...
 
Bizde de durum pek farklı değil... Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden iki isim dikkat çeker. Biri Abdullah Öcalan, okulu terk edip PKK'yı kurmuş... Diğeri Hüseyin Velioğlu, okulu terk edip Hizbullah terör örgütünü kurmuş...
 
Büyük bir çelişki değil mi? Kamuyu yönetmek için eğitilen iki adam terör örgütü yönetmişler...
 
***
 
Ve 1948 yılında İsrail ile girdiği savaşta Golan tepelerini kaybeden Suriye, Amerika'ya karşı kendisini Rusya'nın kucağına bırakmış, daha sonraları Çin ve İran ile yakınlaşmıştır...
 
Ve uzun yıllar Fransa mandasıyla idare edildiğini ve etkisinde kaldığını da unutmamak şartıyla...
 
Osmanlı'dan sonra coğrafya “kurtların öldürdüğü, kargaların yediği” diyarlara dönüşmüş... Kardeşlik, Sedir Dağları'nın altına gömülmüş...
 
Araplar, içine düştüğü durumu şöyle özetliyor;
 
- Yaralı kartala sormuşlar “Niye bu denli hüzünlüsün?” “Beni vuran okun arkasında kardeşimin tüyleri var”
 
Kısacası, nasıl indireceklerini bilmedikleri eşekleri dama çıkartan batılı efendiler, yedi dervişin bir posta oturacağını ama iki hükümdarın dünyaya sığamayacağını akıl edemiyor...
 
Keyfiyelerin aidiyet uzantıları bulunmadıkça ve kökünden kurutulmadıkça coğrafyaya 'huzur' zor gelecek!