Gazetevatan.com » Yazarlar » Sufle siyaseti

Sufle siyaseti

13 Ağustos 2014 Çarşamba


 
Yeni Türkiye günleri başlıyor...  Lakin, diğer yandan Eski Türkiye alışkanlıklarından da kimse vazgeçmiş değil gibi...
 
Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden dolayı ortalığı yangın yerine çevirmek isteyenler; kural dışı oynamaya devam ediyor...
 
Yeni Türkiye, sistemin hakim olduğu düzen demek...
 
Kişilere endeksli bir siyaset hakim kılınmaya çalışıldığında ise Eski Türkiye aynen devam ediyor demek...
 
Siyasetten geçinenler, işleri rast gitmeyince felaket senaryolarına sarılmaya başladı! Ve Ankara’da sıcak günler yaşanıyor...
 
Kapalı kapılar ardında siyaseti yeniden dizayn etme oyunları sahnelenmeye çalışılıyor...
 
Sufle ve Replik’çilerin kafaları gözükmeye başladı bile...
 
Siyaseti bir meslek gibi yaşamına sokanlar, bir türlü siyasetten uzaklaşamıyor...
 
Ve statünün simgelerinden kopamıyor...
 
***
 
Yeni Türkiye günlerinde ise; siyaset bir meslek olmaktan çıkıyor ve kendini sürekli yenileyen bir stratejiye doğru yolalacağa benziyor...
 
İşte bu gerçek birilerini rahatsız ediyor...
 
Mesele, pozisyon kapmak ya da korumak olmamalı...
 
Aksi halde; Demirel, Erbakan, Türkeş ve Ecevit’e kimsenin söz söyleme hakkı olamıyor... Ve Demirel’e  ‘Yedi defa gidip sekiz defa geldi’ diyerek yıllarca dalga geçenlerin söz hakkı kalmıyor...
 
Siyaset, ülke için bir hizmet fırsatıdır...
 
Zamanı geldiğinde ise bırakmayı, kenara çekilmeyi bilmektir...
 
Ve genç insanlara devretmektir...
 
***
 
Yeni Türkiye günlerinde en önemli yenilik siyasetten geçinme günlerinin sona ermesidir...
 
Siyaset nehir gibi olmalıdır...
 
Ve sonunda bir denize dökülebilmek, siyasetin başarı göstergesidir...
 
Nehirler, denizlere değil de bir göle dökülüyorsa, orada bataklık kaçınılmazdır...
 
Siyaset, şirketleşme değildir...
 
Şirketleştiği zaman bir dönem ülkenin sırtında kamburlaşan KİT’lerden farkı olmaz... Parti mezarlığına giden siyasi partilerin yokoluşlarının nedenleri bir daha incelenmelidir...
 
***
 
“Mahkeme kadıya mülk değildir” lafını söylemek doğru da, “Meclis siyasetçiye mülk değildir” sözü mü yanlış!
 
Dışarıda halk sürekli kendini yeniliyor...
 
12 yıl önce 6 yaşında olan bir çocuk bugün 18 yaşında...
 
Ve üniversiteye başlıyor...
 
Yıllardan beri hep aynı insanları görmekten bıkıp usandık... Kimse kendini vazgeçilmez, olmazsa olmaz ve pozisyonun bir parçası olarak görmesin, bu fikirde ısrar etmesin...
 
Çünkü, “Mezarlıklar yeri doldurulamayacak kahramanlarla doludur” sözü boşa söylenmemiş...
 
Yenilik, değişim lafla olmaz...
 
Yenilenmekle, değişmekle ve değiştirmekle olur...
 
Aksi halde Yeni Türkiye’yi, Eski Türkiye günleri bekliyor...
 
Siyaset, unutulmuş oyunların, söylemlerin yeniden sahneye konulması sanatı değildir... Ülkenin elli yıllık gelecğeini belirleyebilen politikaları, hayalleri hayata geçirebilmektir...