YOL

02 Temmuz 2014 Çarşamba


Ortadoğu’daki İslam ülkelerinde başka çare ve yollar arayanların içine düştüğü vahşeti seyrediyoruz... Ertuğrul Özkök, İslam ülkelerinin içine düştüğü durumu özetliyor, yığınla soruyu da Başbakan Erdoğan’a sormuş;
 
- İslam alemi neden bu cehennem ateşine düştü? Irak’ın 93 yıllık iddiası neden çöküyor? Suriye neden bu insanlık dramını yaşıyor? Libya neden Kaddafi’den beter günler yaşıyor?
 
Ve kendince bütün bu soruların cevabını bulmuş;
 
- Mezhepçilikten çöküyor arkadaş...
 
***
 
Ve biz de diyoruz ki, filmin son resim karesinden yola çıkarak olayları yorumlayacağına filmin başına neden hiç dönmüyor?
 
İslam coğrafyasındaki bu vahşi tabloların tek nedeni, Özkök’ün yere göğe sığdıramadığı Batılı efendilerin ülkeleridir...
 
Vehhabiliği, İngilizler... Şiiliği, Yahudiler kurmuş ve yaymıştır... Mezhepçiliği, izmleri, ırkçlığı, silahlanmayı, bölünmeyi, parçalanmayı da başlatan, sürdüren yine Batılı efendilerin ülkeleridir!
 
Yani, yıllardan beri yere göğe sığdıramadığı zihniyettir...
 
***
 
“Barzani, Kerkük için elime silah almaya hazırım!” diyor, kimseden artık ses dahi çıkmıyor... Birileri de tepki  ayağına kuru gürültü yapıyor...
 
Birileri de çıkıp dünden bugüne gelişin hikayesini yani filmin başını hatırlatmıyor... Kalabalıklar, gamsızlaşıyor... Kerkük’ün kendisi verilmiş, yetmemiş, Musul, Mekke, Medine, Kahire, Şam, Halep, Bağdat, Basra, Amman, Kudüs verilmiş, ağlayan olmamış...
 
İhanetin hesabı sorulmamış ki! Sorulmadığı gibi, hainlerle sürekli yoldaş olmak başarıdan sayılmış...
 
Yol; yoldakilerden daha değerli olduğu için, bu kadar ihanete, sadakatsizliğe rağmen ayakta duruyor...
 
***
 
IŞİD teröristlerinden biri twitter’daki hesabında, S. Arabistan’ı fethedeceklerini ilan ediyor ve  diyor ki;
 
- Mekke taşlara ibadet edenleri öldürecek ve Allah’ın yerine ibadet edilen Kabe’yi yıkacağız!
 
Şia, Vehhabi geleneğinin kalabalıkları götüreceği son nokta işte burası; Kabe’yi yıkmak...
 
Müslüman, taşlara ibadet etmek için Kabe’ye gitmiyor ki... Allah’ın evine misafir olmanın mutluluğunu, huzurunu, sevincini yaşamak, af olunmak için gidiyor... Ve Yaradan’ın küçük bir merhametine sığınıyor...
 
***
 
Ürdün’de büyükelçilik yapan Feridun Cemal Erkin belki de yüzyıllar boyu unutulmayacak bir hatırasını naklediyor... İhanetin pişmanlığını anlatan ibretlik bir belge...
 
İngilizlerin, babası Abdullah’ın Osmanlı’ya isyan etmesi karşılığında Hicaz kralı yapıldığını belirten Kral Hüseyin;
 
- Babam, Hicaz’a kral oldu ama Vehhabiler kendisini düşürdü... Yerine Kral Suud getirildi... Babam da ingilizlerin himayesinde Kıbrıs’a yerleşti... Hastalanınca, Amman’a getirttim...
 
***
 
Ve bir dönemin ihanet perdesini aralayan Kral Hüseyin daha sonra büyükelçi Erkin’e diyor ki;
 
- Havanın çok sıcak olduğu bir gündü... Sarayın bütün pencereleri açıktı... Saray bandosunun ise her ikindi vaktinde bahçede konser vermesi adettendi...
 
Bando, bir ara İzmir Marşı’nı çalmaya başladı... Babamın yüreğindeki yaraların yeniden kanamaması için camı kapatttım... Ve pencereyi açmamı istedi, ardından dedi ki;
 
‘Ben, velinimetime ihanet etmiş asi bir kulum. Günahım büyük... Kral olacağımı sandım, Allah beni sürgünlüğe düşürdü... Hasta olup buralara sığındım... Aç pencereyi, marşı dinleyeyim, duyduğum vicdan azabının şiddeti, o eski hatıraların canlanması ile daha da artsın’
 
***
 
İslam coğrafyasında toprakların sınırlarını çizmek, İslam dininin kurallarını yeniden yazma projesi asırlardan beri birilerinin büyük bir hayali...
 
Lakin, yolun sahibi Allah, izin vermeyecektir...
 
Yoldakiler sapıtsa, unutsa, gaflete düşse, şaşırsa ve satılsa dahi, YOL kıyamete kadar yıkılmayacak...
 
Yola bakmak lazım, yoldakilerine değil!