Gazetevatan.com » Yazarlar » Kılıçdaroğlu’nun kararı ve perde arkası

Kılıçdaroğlu’nun kararı ve perde arkası

05 Mayıs 2018 Cumartesi


Seçim kararı alınmasının ardından gündem belirleme hamlesini kullanmak isteyen CHP, birbiriyle bağlantılı iki adım attı. Önce 15 milletvekili hamlesi sonra da siyasi yelpazedeki geçişkenliğin test edilmesi için bazı isimlerin tartıştırılması…Zira yeni sistemde yürütme ve yasama organı için ayrı pusulalar yer alıyor. Seçmenden yetki almak için ne sadece CHP’nin, ne de diğer partilerin oyları tek başına yeterli gözüküyor. Aslında bu yönüyle ülkede demokratik bir zemin sağlansa ve kuvvetler arasında denge kurulmasına izin verilse yeni hükümet sisteminin çoğulculuğu etkin kılması mümkün olabilir.
 
Hal böyleyken CHP uzun süredir ilk defa kendi gündem sahası ile Türkiye gündemini buluşturma konusunda geçici bir avantaj yakaladı. Bu kapsamda Abdullah Gül ve Abdullatif Şener ile Ak Parti tabanıyla etkileşim, İlhan Kesici ile sağ-sol seçmenin ortak alanda buluşturulması ve Yılmaz Büyükerşen ile Muharrem İnce isimlerinin CHP tabanındaki konsolide etkisi masaya yatırıldı. Bu süre zarfında anketler yapıldı, parti içi dengeler gözlendi.Belirtmek gerekir ki isimlerin ikiye düştüğü her safhada İlhan Kesici karşılaştırmadaki yerini korumayı başardı. NitekimKılıçdaroğlu’nun “Adayımız, bir başarı öyküsü olan, ekonomiyi bilen, bilgili birikimi yüksek ve kavgacı olmayan birisidir.” sözleri Kesici’yi tarif eder gibiydi.
 
Seçime sonuçlarına nasıl yansır bilinmez ama “Çıldırtacak aday” vb ucu açık söylemler dışında beklentiler belirli bir seviyede tutuldu. Seçmenler yorulsa da bir gün öncesine kadar hangi ismin aday gösterileceği kestirilemedi. Özellikle sosyal medyada günün belli başlı konularından birisiydi. “Şener ismi kesinleşti” yorumları yapılırken İnce’nin seçim otobüslerini giydirmekte olduğu bilgisi geldi.
Peki ne olmuştu da tarif edilen aday profilinden kongredeki en büyük rakip olan Muharrem İnce isminde karar kılınmıştı? Parti içindeki bazı isimler bunu anketlerde İnce’nin önde çıkmasına bazı isimler de CHP tabanını büyük ölçüde sandığa götürebilecek kişi olarak görülmesine bağlıyorlar. Bunlar bir yana asıl sebebin CHP oylarının muhtemel geçişkenliğine yönelik bir endişeden kaynaklandığını söyleyebilirim. Bir süredir CHP çevrelerinde bu endişeleri duyuyordum. Özellikle İstanbul ve kıyı şehirlerde “İyi Parti lehine belirli bir kayış var” deniliyordu. Ayrıca HDP’nin de tek başına seçime katılacağı dikkate alınırsa son iki günde CHP’nin kök seçmeninin sandığa götürülmesi hedefi baş sıraya yükseldi. 
 
Dolayısıyla CHP lideri Kılıçdaroğlu sadece 24 Haziran’ı değil, onun sonrasına yönelik bir fotoğrafı da irdelemiş görünüyor.
 
Peki Nasıl Bir Fotoğraf?
 
Kabul etmek gerekir ki Türkiye’de sağ ve sol seçmenin rekabetinde sağın parçalanmışlığına rağmen sol siyasal parti/partiler yarışa geride başlıyor. Bu yaklaşım Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağ/muhafazakar seçmeni kendi lehine sandığa götürmeyi başarması ile uzun süredir geçerliliğini koruyor. Elbette 24 Haziran’da başka bir denklem de ortaya çıkabilir. Fakat eğer Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tur gerçekleşmezse ya da ikinci turda sonuç değişmezse parlamentodaki milletvekili dağılımı ekonomi başta olmak üzere derinleşen sorunların nereye evrileceğini belirleyebilir. Ve yaklaşan yerel seçimler öncesinde dengelenmiş bir sandalye dağılımı yürütme/yasama ya da iktidar/muhalefet arasında siyasal rekabeti göreli biçimde ayakta tutabilir.