Gazetevatan.com » Yazarlar » Sincar’da gerçekten neler oluyor?

Sincar’da gerçekten neler oluyor?

28 Mart 2018 Çarşamba


IIrak’ın kuzeybatısında, 60 km uzaklıktaki Sincar bölgesi bugünlerde Türkiye’nin sınır ötesi güvenlik hattında kalın çizgilerle çiziliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 19 Mart’ta, Beştepe’de yaptığı konuşmada “Afrin’den sonra Münbiç, Ayn el Arap, Tel Abyad, Resulayn, Kamışlı şeklinde, bu koridoru tümüyle ortadan kaldırana kadar bu süreci devam ettireceğiz.” demişti. Bu sayılan yerlerin kontrol altında alınması demek “Fırat’ın doğusu” olarak ifade edilen terör koridorunun ortadan kaldırılması anlamına geliyor. Ne ölçüde sürdürülebilir bir strateji tartışılabilir; ancak Türkiye’nin Afrin sonrasında bu hat üzerindeki terörist tahkimiyle yüzleşmesi kaçınılmaz gözüküyor. Dolayısıyla bu mesaj aslında terör maşalarından ziyade kullanıcı ABD’ye veriliyor. 
 
Bununla birlikte aynı konuşmada “Bir gece ansızın Sincar’a da gireriz, oradaki PKK’lıları da temizleriz.” sözleri öteden beri dikkat çektiğimiz bir tehlikenin kapıya dayandığını işaret ediyordu. Zira Sincar’a teröristlerin akışı yeni değil. Biz aylar öncesinde yazılarımızda ve katıldığımız TV programlarında bu gelişmeleri vurguluyorduk. Önce buradaki Ezidilerin DEAŞ saldırıları karşısında terör örgütüyle dirsek teması sağlaması ve desteğini alması ardından da Rakka’nın temizlenmesi sürecinde Semelka sınır kapısından farklı sayılarda intikal eden terörist gruplar... Sayılarının iki binden fazla olduğu biliniyor.
 
Bu açıklamanın ardından Sincar’daki terör örgütü temsilcisi, YBŞ’nin (Direniş Birlikleri) sorumlusu Dijvar Fekîr, Sincar’ın öz savunma gücü olduklarını ve hiç bir şekilde çıkmayacaklarını duyurdu. 23 Mart’ta KCK’nın sözde yürütme organı adına yapılan açıklamada söz konusu bölgede güvenliğin sağlandığı ve teröristlerin çekildiği belirtildi. Barzani’ye yakın medya ağları da PKK’nın çekildiğini ve artık güvenliği Irak ordusu ile YBŞ’nin sağlayacağı yönünde haberler yaptılar. 25 Mart’ta Sincar’a gelen Irak güçlerinin YBŞ’yi ziyaret ettiğine yönelik fotolar paylaştılar. Hatta KDP Üyesi Hemin Hawrami, kendilerinin PKK’nin Şengal’den çekilmesiyle ilgilerinin olmadığını, Türkiye ve Irak arasındaki bir anlaşmaya dayandığını bile ileri sürdü. Çünkü gayrimeşru referandum sonrası Peşmergenin alanı boşaltması eleştirilirken, bu kez de her fırsatta “Sincar’dan gitmeyeceğiz.” diyen PKK’lı teröristlerin çekilmesi sahadaki unsurlarınca tereddütle karşılanıyordu.
Peki ne değişti de terör örgütü “ikinci Kandil” denilen Sincar’dan çekiliyordu?
 
Bunun bütünleşik birkaç sebebi bulunuyor.
 
(1)Öncelikle Sincar’dan çekildiği belirtilen teröristlerin gerçekten orayı terk edip etmedikleri bizzat Türk makamlarının teyidine muhtaç gözüküyor. Üstelik YBŞ adıyla ve çoğunlukla yerel unsurlardan devşirilen teröristlerin bölgedeki varlığı teröristlerin farklı yüz ve renklerde yaşamaya çalışmasından başka bir şey değil. 
 
(2)Bir an için kısmi bir çekilmenin olduğunu kabul edersek, Türkiye’nin Afrin’deki ilerleyişi terör gruplarının olası çatışma alanlarını daraltmasını ve daha entegre bir coğrafyada hazırlık yapma taktiğini işlevsel kılıyor. Üstelik Türkiye’nin en üst düzeyde Sincar’ı işaret etmesi bataklığın adım adım örülmesini sağlayarak ABD’nin Fırat’ın doğusundaki yığınağını ciddi riske sokabilir.
 
(3)Eğer Irak ordusu ve Haşdi Şaabi ile bir anlaşma neticesinde çekilme gerçekleşmişse bu durum kısa vadeli bir stratejinin yansıması olabilir. Şöyle ki Sincar’ın Irak merkezi hükümeti tarafından kontrol edildiğine yönelik bir algı/kabulün olması Türkiye’nin buraya bir operasyon yapmasının önünü tıkayacak sebepler arasında sayılıyor. Böyle bir etkileşim hem Irak Kürt Bölgesel Yönetimine hem de diğer hat üzerindeki terör gruplarına zaman kazandırabilir. 
 
İşte bu muhtemel yaklaşımlardan yola çıkarak diyebiliriz ki Sincar kesinlikle Menbiç’ten ayrı düşünülemez.