Gazetevatan.com » Yazarlar » DEAŞ tehdidinde ikinci dalga...

DEAŞ tehdidinde ikinci dalga...

28 Haziran 2017 Çarşamba


Bayramın hemen öncesinde kamuoyuna yansıyan bir haber dikkatinizi çekmiş olmalı...

Hatırlamak gerekirse Suriye’deki çatışmasızlık bölgelerine Kazakistan ve Kırgızistan’ın asker göndereceğine yönelik bir iddia yer alıyordu. Bu konuya çok önce dikkat çekmiştik. Hatta Rusya henüz bölgenin dışındayken katıldığımız bir programda “IŞİD dalgasının ikinci hedef alanı Orta Asya olacak ve Rusya müdahale edecek” diyerek uyarmıştık. Zira Orta Asyalı radikal gruplar bugün DEAŞ’ı ortaya çıkaran insan kaynağına özellikle Afganistan ve Suriye’de katılmaya başlamıştı. O günlerde ortak tehdit alanında bulunan Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan bu süreci kaygılı bir eksende konuşmayı sürdürüyordu.

Bölgenin “demir yumruk” ülkesi olarak bilinen Özbekistan, başka saikler olsa da bu güvenlik açığına karşı sert tedbirler uygulamaktan kaçınmıyordu. Üstelik bu girişimlerden birisi karşısında BM’de kullandığımız oyun rengi dost Özbekistan’la ilişkilerimizde derin yaralar açmıştı.

Elbette ne Orta Asyalı ülkeler ne de bölgeyi kendi güvenliğinin kildi gören Rusya bu duruma sessiz kalmayacaktı.

Asırlar ötesine dayanan hedefleri bir tarafa Rusya’nın 2015’te bölgeye gelişi, Astana zirvesinin oluşumu ve sahayı birinci elden kontrol altına alma isteği Avrasya’nın merkezinde DEAŞ vb ağların engellenmesinin de bir gereği olarak kabul ediliyordu.

Peki Orta Asyalı ülkelerin Suriye’deki varlığı asker açıdan ete kemiğe bürünürse ne olur?

İşte bu sorunun cevabı dünyanın yeni savaş alanının nereye kaydırılmak istendiğinin de bir işareti. 1900’lü yılların başında Mackinder’in ortaya koyduğu “Kara Hakimiyet Teorisi”nden bu yana söz konusu bölge önemini koruyor. Bu ve benzeri yaklaşımlara göre dünyaya hakim olmak isteyenin Avrasya’nın merkezine uzak kalması mümkün değil. Soğuk savaş boyunda SSCB yönetim düşüncesinin ve sonrasında dünyanın farklı merkezlerinde oluşturulan politikaların jeopolitik ağırlığı bölgedeki enerji kaynaklarıyla ilgili.

Dolayısıyla enerji ve kaynak mücadelesinde Ortadoğu ile eklemlenmeye çalışılan bir Orta Asya söz konusu...

Kazaklar inisiyatif almaya devam ediyor

Başkent Astana’daki temaslarımız sırasında Kazakistan Dışişleri Bakanı Kayrat Abdurahmanov ile bir görüşmemiz oldu. Suriye’ye asker göndermeyeceklerini bir gün önce açıklamıştı... Yukarıdaki detaylar da Kazak Bakanın gerekçeleriyle uyumluydu. Astana görüşmelerinin 4-5 Temmuz’da devam edeceğini ifade etti. Sayın Abdurahmanov’a çok önemli bulduğum başka bir konuyu da sordum. Avrasya’nın kilit ülkelerinden Özbekistan Türk Konseyi adlı kuruluşa üye olacak mıydı? Türkiye ile ilişkileri nasıl bir seyir izleyecekti?

Kazakistan lideri Nazarbayev ile Türkiye’deki görüşmemizde bizzat bana yönelerek söylediği “kardeşim artık Türkiye- Özbekistan arasının düzelme vakti geldi. Bunu acilen başarmalıyız” sözleri Rusya krizinde olduğu gibi bu konuda da Kazakistan’ın neler yapabileceğini ortaya koyuyordu. Bakan Abdurrahmanov, yakın gelecek için çok iyimserdi. Kültürel alanda bazı temas ve ortaklıkların olduğunu belirtti. Özbekistan’daki yeni yönetimin kendi iç süreçlerini tamamlamasının ardından Türk Dünyasının çatı kuruluşuna üye olacağını vurguladı. 2018 imkansız gözükmüyor.

Her şeyden önemlisi yukarıdaki tehditleri bertaraf etmek için Türk Dünyasının birlikte hareket etme imkanı gelecekte çok değerli olacak.