Gazetevatan.com » Yazarlar » Tek renk değil, her renk

Tek renk değil, her renk

03 Haziran 2017 Cumartesi


Moda markaları ya da mağazalar, popüler kültürde kolayca kendisine yer edinebilme, hatta günlük hayatımıza gizlice sızma gücüne sahipler. Eğer Ankara’da yaşadıysanız, Karum’un önünde buluşmak üzere sözleştiğiniz günleri hatırlarsınız. Yolunuz Nişantaşı’na düştüyse, ‘Chanel’in önündeki havuz’ size tanıdık gelir, Beymen’in kafesinde bir kahve içmek gündelik bir keyiftir. Anadolu yakasındakiler içinse Suadiye Vakko yılbaşı dönemindeki seyirlikler listesindedir.

Sadece bizde değil, dünya çapında da durum böyle. Bu tür özellikli noktalarda konuşlanan markalar genellikle en ufak bir çaba sarf etmeden hayatımıza sızmanın sefasını sürmeyi tercih ediyor. Kimi zamansa ufak bir dokunuş, dilimize yerleşmiş, aklımıza kazınmış bu noktaları bir adım daha ileriye taşıyor.

Örneğin Los Angeles’ın en uğrak noktalarından Paul Smith mağazası, devasa pembe duvarı sayesinde sosyal medya tutkunlarının favorilerindendir. Henüz hayatımız Instagram filtreleriyle renklenmemişken moda severlerin ilgisini çekmeye başlayan bu duvar, tahmin edebileceğiniz gibi son yılların en çok fotoğraflanan noktaları arasında. Ancak Paul Smith markasının bu pembe duvarın kıymetini bildiği pek söylenemez; ta ki bugüne kadar.

Meşhur ‘pembe duvar’ Haziran ayını ‘Pride’ ayı olarak kutlayan Amerika’da gerçekleştirilen etkinlikler çerçevesinde her renge kucak açan gökkuşağının renklerine bürünmüş. Instagram tarafından da desteklenen ve LGBT+ haklarına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinliklerin başını çeken böylesi iddialı bir çalışmanın bir moda markasının öncülüğünde gerçekleştirilmesi, bir hayli dikkat çekici. Ne diyelim, darısı bizim markalarımızın başına.

Kuzey esintisi

Daha önce size H&M grubunun yeni markası Arket’ten bahsetmiştim. Sonbahar’da Londra’da iki mağaza ve Kopenhag’da bir mağaza ile moda dünyasına adım atacak markanın nasıl bir seçki sunacağı yavaş yavaş belli oluyor. Arket’in fazlasıyla sade ve amaca yönelik bir kullanım sunan web sitesi ara ara güncellenerek belli başlı bilgiler paylaşıyor. Online dünyada dolaşmaya başlayan bazı görsellerse markanın ilk tasarımlarından detaylar sunuyor. Şık, trendlerin peşinde ancak netliği elden bırakmayan bir koleksiyon vaat eden bu ilk görseller, bir süredir hepimizin dikkatini çeken kuzeyli tasarım anlayışının devamı niteliğinde. Bakalım koleksiyonun tamamı paylaşıldığında karşımızda nasıl bir marka olacak?

Daha pahalısı yok!

Ünlü müzayede evi Christie’s geçtiğimiz günlerde bir rekora imza attı ve tam 380 bin dolarlık bir çanta satışı gerçekleştirdi. Evet, doğru okudunuz. Bugüne kadar bir açık arttırmada satılan en pahalı çanta, yaklaşık bir buçuk milyon liralık bir etikete sahipti.  Hermès tarafından 2014 yılında üretilen timsah derisi Birkin model çanta, renginden dolayı ‘Himalaya’ olarak adlandırılıyor. Çantanın tutacak bölümü 205 elmasla kaplanmış ve altın bir kilit mekanizması eklenmiş. Tabii ki bu eklemeler sayesinde çantanın fiyatı rekor seviyeye ulaşmış.

Çantayı açık arttırmayla satın alan kişinin kimliği sır gibi saklanıyor. Bu ismi - eğer kendisi çantayı koluna takıp da magazincilerin önüne atlamazsa - öğrenebileceğimizden de şüpheliyim.