Gazetevatan.com » Yazarlar » Lüksün tanımı değişiyor

Lüksün tanımı değişiyor

12 Mart 2017 Pazar


Belki o çok beğendiğiniz lüks çantayı satın alabilmek için yıllarca çalışmanız gerekiyor. Belki de birkaç ay kemerleri sıkıp topuklu ayakkabı koleksiyonunuza en sevdiğiniz markanın bir modelini daha ekleyebileceksiniz. Her ne şekilde olursa olsun, lüksü günlük hayatınıza sokmak için çaba sarf edeceksiniz.

Ya hikaye biraz daha değişiyorsa? Ya lüks markalar da artık daha erişilebilir olmak istiyorsa? Herhangi bir çanta modeline binlerce lira vermeniz gereken markaların ürün gamındaki en ucuz parçalardan birisi akıllı telefon kılıfları. Sizce bu bir tesadüf mü? Ya da ‘sneaker’ tipi ayakkabıların her lüks markanın raflarında yer alması ve görece uygun fiyatıyla peynir ekmek gibi satılması şans eseri mi gerçekleşiyor?

Lüks markalar, akıllı telefon kılıfı ya da spor ayakkabı gibi günlük hayatta sıklıkça görünürlük sağlayabilecekleri alanları boş bırakmak istemiyor. Bir yandan da bu görünürlük, müşterilerinin çok daha farklı ürünler alması için bir teşvik yaratıyor. O lüks markayı günlük hayatına entegre ettiğini düşünen moda severler, yarın mağazaya girdiklerinde yıllarca çalışıp alabilecekleri bir çantayı gözlerini kırpmadan satın alabiliyor. Tabi sonrasında kredi kartlarını bir süre başka hiçbir şey için kullanamamak pahasına.

Lüks moda markalarının bu tür denemeleri, dijital dünyada da karşılığını buluyor. Instagram hesabından size muhteşem fotoğraflar sunan, Snapchat kanalınızı istila eden, Whatsapp konuşmalarınıza emojilerini sokuşturan lüks markalar sanki bizim bilmediğimiz gizli bir amaca hizmet ediyor.

Evet, belki hepimiz eşitlikten yanayız ancak moda dünyası, eşitliği bir yere kadar savunabiliyor. Günün sonunda hepimize eşit olduğumuz söylense de bazılarımız o çantayı hala ancak hayal edebiliyor. Bir de o çantanın emojisini arkadaşlarıyla yazışmalarında kullanıyor. Hepsi bu.

Şapka devrimi

Bundan birkaç sene önce tanıştığımızda, Merve Bayındır, Türkiye’de zor sayılabilecek bir işin altından kalkmaya çalışıyordu; şapka tasarımcılığı. Yalan yok, ilk anda benim bile nostaljik bir kültürün parçası olarak tanımladığım bu iş, onun gözlerinin içinin parıldamasına neden oluyordu. Nişantaşı’ndaki butiğinde sunduğu tasarımları, bir süre sonra İstanbul’un moda haftasında, tıklım tıklım defileler arasında sunulmaya başladı. Sonrasında kendisini ve tasarımlarını radarımda tutamadım; ta ki geçen haftaya kadar.

Dünyanın en önemli at yarışı organizasyonlarından olan Royal Ascot için hazırlanan ve sezon trendlerinin öncüsü olarak kabul edilen ‘Royal Ascot Stil Önerileri’ sayfalarında Merve Bayındır imzalı bir tasarımla karşılaştım.  Organizasyon kapsamındaki farklı etkinliklere hangi tip kıyafetlerle katılmanız gerektiğini gösteren bu öneri listesinde bir tasarımı yer alan Merve Bayındır, Stephen Jones ve Philip Treacy gibi efsane isimler arasına adını yazdırmış oldu.

Sadece İngiltere’de değil, bütün dünyada sıkı takipçileri bulunan ve stil önerileri bir hayli ciddiye alınan Royal Ascot ile birlikte anılmak, bir şapka tasarımcısı için en önemli adımlardan olsa gerek. Merve Bayındır ve ekibini tebrik ediyor, hayallere sımsıkı sarılarak çok çalışmanın güzel sonuçlar vereceğini bir kere daha hatırlatıyorum.