Gazetevatan.com » Yazarlar » Milano Moda Haftası’ndan notlar

Milano Moda Haftası’ndan notlar

27 Şubat 2017 Pazartesi

Milano Moda Haftası bugün sona eriyor. Bizse bu moda dolu şehir bayrak yarışını Paris’e devretmeden önce, defile ve davetlerde olup bitenlere birlikte göz atmaya devam ediyoruz


Önümüzdeki sonbaharın trendleri bir bir şekillenirken Milano Moda Haftası üzerine düşeni yapıyor ve kadınları kendine hayran bırakacak tasarımlara ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Katıldığım defilelerde heyecan seviyesi yüksek, yüzler gülüyor. Bakalım hangi markalar ve koleksiyonlar Milano Moda Haftası’nı geçer notla tamamlıyor.  

Milano’dan yükselen trendler

- Şapkalar, önümüzdeki sonbaharın trendleri arasında zirveye oynamaya kararlı. Belki örgü bir bere, belki 60’lara gönderme niteliğinde bir denizci şapkası; tercih sizin. Rengi, deseni, şekli nasıl olursa olsun, binbir türlü şapka yükselen trendler arasında.

- Sonbahar denince akla ilk gelen parçalar arasındaki çizmeler, bu sezon da revaçta. Özellikle dizin üzerine kadar uzayan modeller pek çok kadın için uygun olmasa da moda dünyası diz üstü çizmeler konusunda ısrarcı.

- Kırmızı, Milano’daki pek çok koleksiyonda güçlü bir şekilde yer alırken, bazı koleksiyonların imza rengi haline geldi. 2017 sonbaharını ‘Kırmızının Elli Tonu’ olarak hatırlayacağız, şimdiden hazır olun.

Desenlerin gücü adına 

Benim için başarının moda dünyasındaki karşılığı bir renk, desen ya da kesimin belirli bir markayla anılır olmasıdır. Nasıl ki ‘kırmızı tabanlı ayakkabılar’ dediğimde aklınıza Christian Louboutin geliyorsa, pek çok moda sever için ‘şal deseni’ ya da orijinal adıyla ‘paisley’ denince akla ETRO gelir. Köklü İtalyan markası, çok uzun yıllardır sahiplendiği bu deseni kutlamaya karar vermiş olmalı ki defile alanına girerken beni bekleyen dev ekranlar sayesinde rengarenk kaleydoskopların içerisinden geçtim ve kendimi eğlenceli bir kutlamada buldum. Yüzyıllardır kullanılan şal deseninin getirdiği yaratıcılığı çok iyi kullanan ETRO, baş tasarımcı Veronica Etro’nun Uzak Doğu seyahatlerinden ilham alan Sonbahar/Kış 2017 koleksiyonuyla podyumdaydı. Şal desenine leopar ve kaplan gibi desenler eklenmiş, aplike çiçeklerle farklı bir boyuta geçilmiş, turuncu, sarı ve pembelerin hakimiyetinde bir renk patlaması yaratılmıştı.Bu kadar farklı elementi içeren bir koleksiyonu karmaşa yaratmadan sunabildiği, hatta bu yaratıcı karmaşayı sahiplendiği için ETRO’yu tebrik etmek gerek.

Değişim sancısı

Milano denince akla gelen markaların başını çeken Armani, Emporio Armani Sonbahar/Kış 2017-2018 koleksiyonunu, geleceğe bir iz bırakma iddiasıyla açtı. Giorgio Armani’nin, sürekli tekrara düşen moda dünyasına bir eleştirisi olarak görülebilecek bu yaklaşım, yeni bir Emporio Armani sunma telaşındaydı. Aslında bu tür denemelerin ne ilki ne de sonuncusuydu. Geçtiğimiz Eylül ayında koleksiyon sunumunu Paris’te gerçekleştirerek nabız yoklayan Giorgio Armani, şimdi de farklı bir kadını podyumda yürüterek yeni bir denemeye imza atmış oldu. Siyah ve beyazın eşsiz dengesini puanlar ve kutucuklar sayesinde yakalayan açılış parçalarını göz alıcı kırmızılar takip etti. Eğlence dozu yüksek, nostaljik şarkılar eşliğinde podyumda süzülen tasarımlar, yavaş yavaş farklı renklerin etkisi altına girmeye başladı. Fuşya ve mavi tonlarını harmanlayan görünümlerin siyahtan rol çalmasıysa pek mümkün olmadı.  Koleksiyonun kapanışını yapan parçalardaki renk dengesi, yeni Emporio Armani kadınının en önemli özelliklerinden birisi olacağa benziyor. Podyumda gördüklerimiz de 2017’nin kadınlarını ve onların kararlarını daha yakından tanımaya çalışan bir moda devinin bunca yıldan sonra bile taze kalabildiğini ispatlıyor.

90’lara dönelim mi? 

Rengarenk odalardan oluşan, yüksek enerjili bir sunum alanındayım. Kadife diz üstü çizmelerin hemen yanındaki duvarda zümrüt gibi ışıldayan piton bootie’lere rastlıyorum. Yemyeşil bir masanın üzerinde ‘Prenses’ yazan bir el çantasına denk geldikten sonra durumu anlıyorum, 90’lar geri dönüyor.

Jimmy Choo, sonbahar koleksiyonunda hem yarım dekolteli topuklu ayakkabı gibi trendlere yer veriyor hem de 90’ların disko enerjisini yeniden hayatımıza sokmak istiyor. Ben rengarenk bir gündüz diskosuna hayır demem, ya siz?

Artık daha güzel

Son yılların yükselen ‘güzellik’ trendinden uzak kalamayan Christian Louboutin, arzu nesnesi olarak tanımlanabilecek rujları ve ojeleriyle bir süredir kadınların yeni tutkusu haline gelmişti. Kırmızı tabanlı topuklu ayakkabılarıyla tanıdığımız Fransız markasının güzellik dünyasındaki adımları giderek sıklaştı, parfüm koleksiyonundan sonra sıra göz makyajına geldi. Milano’da, son 50 yılın hit sanat eserleriyle dolu Leclettico’da sunulan yeni güzellik ürünleri, editörlerin kalp atışlarını hızlandıracak türdendi. Maskara, likit eyeliner ve kalem gibi ‘ilk bakışta çarpıcı etki yaratacak’ parçaları portföyüne ekleyen Louboutin giderek daha güzelleşiyor, benden söylemesi.