Kırmızı bisikletli seri katil!

DHA |  08 Ağustos 2018 Çarşamba - 2:30 | Son Güncelleme : 08 08 2018 - 11:18

Kayseri’de 5 gün önce öldürülen güvenlik görevlisi Sami Yılmaz’ın cinayet şüphelisi, daha önce kardeşinin de aralarında bulunduğu 7 kişiyi öldüren Hamdi Kayapınar çıktı. ‘Avcı’ lakaplı seri katilin cinayetlerde kullandığı kırmızı bisiklet evinde bulundu


Kayseri’de bir iş adamına ait villada güvenlik görevlisi olarak çalışan Sami Yılmaz, 2 Ağustos günü akşam saatlerinde, güvenlik noktasında uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi. Olayın ardından Cinayet Büro Amirliği ekipleri, şüphelinin yakalanması için özel ekip kurdu, çalışma başlattı. Ekipler, 950 saatlik güvenlik ve MOBESE kameralarının görüntülerini izleyerek, şüphelinin Hamdi Kayapınar olduğunu belirledi.

Evinde yakalandı

Kardeşinin de aralarında bulunduğu 7 kişiyi öldürdüğü iddia edilen, Şubat 2017’de tahliye olan Kayapınar, merkez Melikgazi ilçesi Yıldırım Beyazıt Mahallesi’ndeki evinde yakalandı. Şüphelinin evinden yapılan aramada, öldürdüğü güvenlik görevlisinden gasp ettiği tabanca ve olayda kullandığı tüfek, eldiven, kar maskesi ve cinayetlerde kullandığı kırmızı bisiklet bulundu. Şüphelinin evinde ayrıca çok sayıda tabanca ve tüfek ele geçirildi.

Kurbanlarına ‘av’ diyor

Kayapınar 2002 yılında seri cinayetlerin katil zanlısı olarak yakalandığında polise verdiği ifadede, cezaevinden çıktıktan sonra ailesi ve toplum tarafından dışlandığını, bu nedenle insanlara karşı kin beslediğini anlattığı öğrenildi. Kayapınar, öldürdüğü kişileri av, gasp ettiği para ve eşyaları av ganimeti olarak gördüğünü anlatırken, kendisini de avcı diye isimlendirdiği belirtildi. 

Tüfeği bisikletin sepetine koymuş

Kayapınar’ın daha önce işlediği cinayetlerde kullandığı kırmızı bisikletiyle olay gününden 3 gün önce bölgeye giderek keşif yaptığı ortaya çıktı. Kayapınar’ın olay günü de tüfeğini sepetine koyduğu kırmızı bisikletiyle bölgeye gittiği belirtildi. Burada çevreyi kolaçan eden Hamdi Kayapınar’ın, kimsenin olmadığını belirleyince Sami Yılmaz’ı kulübede öldürdüğü, çok beğendiği silahını da alarak çıktığı ifade edildi.

 

Silahını beğendiği için öldürmüş!

Gözaltına alınan Kayapınar, emniyette ilk sorgusunda cinayeti güvenlik görevlisinin silahını beğendiği, bu nedenle cinayeti işlediğini söyledi. Güvenlik görevlisi 2 çocuk babası Sami Yılmaz’ın eşi Yıldız Yılmaz, seri katil zanlısı Hamdi Kayapınar’ın en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Eşinin yasını tutan Yıldız Yılmaz, “Benim eşim, şerefli Türk ordusunun bir neferi idi. Uzman Çavuş olarak emekli oldu. Daha sonra güvenlik görevlisi olarak 2 yıldır çalışıyordu. Eşim böyle bir ölümü hak etmedi. 7 cinayet işleyen seri katilin nasıl serbest kaldığını anlamış değilim. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan bir asker eşi olarak bu katilin yeniden cezalandırılmasını istiyorum” diye gözyaşı döktü.

HUKUKÇULAR BİLE ŞAŞKIN

Bu kadar adamın katili 15 yıl yatıp nasıl çıktı?

- Avukat Ersan Şen: Bu kişinin alacağı cezaların toplanması gerekiyor. 1 Haziran 2005’ten önceki kanunlar bunu diyordu. Ancak toplanmasına karşın uygulanacak ceza 30 yıl hapis oluyor. Normal şartlarda bu kişinin hapisten çıkmaması gerekiyor. Burada Rahşan Affı adını verdiğimiz ve 23 Nisan 1999’dan önceki suçları kapsayan affı değerlendirmek gerekiyor. Tahminime göre bu kişiye 30 yıl hapis verildi. Rahşan Affı ile bu ceza 10 yıl indirilerek 20’ye düştü. Sonra da 2016 yılında İnfaz Kanunu’nda değişiklik yapıldı. Bu değişiklikten de faydalanarak serbest kaldı. Oysa bu kişinin 23 Nisan 1999’dan sonra işlediği cinayet de var. Bu dosyanın açılıp devletçe soruşturulması ve nasıl serbest kaldığının açıklanması gerekiyor.

 

‘36 yıl hapis yatmalıydı’

- İstanbul Üniversitesi Ceza Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer: Bir kişiyi öldürmenin cezası müebbet hapistir. Bu öldürmeler planlayarak yapılırsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. Bu olaydaki gibi 6 kişiyi öldürmüş bir kişinin bizim sistem içinde 36 yıldan önce serbest kalması mümkün değil. 36 yılı tamamlandığında denetimli serbestlik düşünülebilir. Ancak biz sürekli olarak aflar çıkarıyoruz ve bu şekilde ağır suçlar işleyen, özel denetim ve tedbirler sadece kağıt üzerinde kalıyor.

‘Ağzım açık dinliyorum’

- Ceza hukukçusu Doç. Dr. Yılmaz Yazıcıoğlu: Bu kişinin sebepsiz yere insan öldürdüğü ortada. Kardeşini ve 6 kişiyi daha öldürmüş ve 2017 yılında serbest bırakılmış. Ağzım açık dinliyorum. Burada devletin ağır ihmali söz konusudur. Son kurbanının ailesi kesinlikle dava açması gerekir. Çünkü böyle bir kişi tedavi edilmeden toplum arasına bırakılmamalı. İnfaz Kanunu’nu uygulayan yetkililerde de hata var. Onlar hakkında da soruşturma açılmalı. Kusuru olanlar var ise yargılanması çünkü taksir adam öldürmeye sebep olmuş durumdalar.

765 sayılı yasa kurtardı

Seri katil Hamdi Kayapınar, 1998-2001 yıllarında 6 kişiyi öldürüp 3 kişiyi yaraladıktan sonra yakalandı. 6 cinayet ve 3 yaralama davası tek dava kapsamında Kayseri’de görüldü ve müebbet hapse mahkum oldu. Ancak o dönem yürürlükte olan 765 sayılı TCK’da yer alan cezaların infazı hakkındaki hükümler gereğince müebbetin yatarı 16 yıl 2 gün olduğu için bu süre bitince tahliye edildi. 8 Nisan 1991 tarihinde çıkarılan bu yasa 1 Haziran 2006’ya kadar yürürlükte kaldı. Çıkarılan yasalarla müebbetin yatarı 24 yıla çıktı.

16 yılda nasıl çıktı?

- Avukat Hacı Ağca, ‘Avcı’ lakaplı seri katil Hamdi Kayapınar’ın, 8 Nisan 1991 tarihinde düzenlenen eski 765 sayılı ‘Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun’dan yararlandığını ve, 16 yıl 2 gün hapisten sonra tahliye edildiğini söyledi. Avukat Ağca, bunun nedenini de şöyle anlattı: Eski 765 Sayılı Kanun’da 8 Nisan 1991’de yapılan düzenleme ile müebbet hapis alan bir sanık, 16 yıl 2 gün kapalı cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmekteydi. Bu şahsın tahliyesinin temel sebebi de budur. O tarihli TCK’da maalesef cezaların infazı çok düşük olduğu için şahsın toplam yatacağı süre 36 yıldı. Bunun 16 yıl 2 gününü yattıktan sonra çıkıyordu. Geri kalan 20 yıl süreyi de ‘iyi hal’de geçirmesi gerekiyordu. Maalesef o tarihteki yasanın infazındaki düşüklük, bu sonucu doğurmuştur. 1 Haziran 2005’ten sonra yapılan düzenleme ile şahsın hapis yatacağı süre 24 yıldır. Seri katil tutuklanınca geçmiş cezalar da eklenecektir.

İlk cinayetini 14 yaşında işledi

KARDEŞİNİ İPLE BOĞDU

1994: Cinayetlerine 14 yaşındayken, 4.5 yaşındaki erkek kardeşi Serkan’ı iple boğup öldürdükten sonra kuyuya atarak öldürmekle başladı. Yaşı küçük olduğu için 4 yıl cezaevinde kalıp tahliye edildi.

BİR ESNAFI ÖLDÜRDÜ

30 Mart 1998: Kayseri’de Mart 1998’de bir av malzemeleri satan dükkan soyuldu. Bu olay kayıtlara sıradan hırsızlık olarak geçti. Oysa oradan çalınan silahla seri katil, cinayet işleyecekti. Kayseri’nin tanınmış esnafı 46 yaşındaki Yaşar Sezer, gece evinin önündeki otomobilinden çıkarken öldürüldü. Cesedi kanal boyu bölgesinde bulundu. Sezer’in üzerindeki değerli tüm eşyaları gasp edilmişti.

TÜFEK ÇALIP ADAM VURDU

6 Mart 1999: O gece yine bir av dükkanı soyuldu. İki tüfek çalındı. Bu soygundan 1 ay sonra yine bir gece yarısı 37 yaşındaki İbrahim Aydemir, bisikletiyle eve dönerken seri katil tarafından vuruldu. Ancak Aydemir’i öldüremeyince olay yerinden kaçtı.

BİR İŞÇİYİ YARALADI

9 Mart 1999: Seri katil, 3 gün sonra yine gece yarısı aynı yere geldi. Bu kez bir fabrikada çalışan 25 yaşındaki Bünyamin Selvitop hedefindeydi. O da saldırıdan yaralı kurtuldu. Halk artık Kayseri’de sokağa çıkmaya korkuyordu.

ÜÇÜNCÜ KURBAN DA İŞÇİ

16 Mart 1999: Saldırganın hedefinde bu kez 52 yaşındaki işçi Memiş Dinçaslan vardı. Dinçaslan’ın cesedi aynı bölgede kanalda bulundu. Dinçaslan’ın bütün parası çalınmıştı.

POLİSİ YARALAYIP KAÇTI

17 Mart 1999: Halkta iyice korku hakim olmaya başladığı o günlerde polis otosuna ateş edildiği anons edildi. Şüpheliyi yaya olarak takibe başlayan İlhan Duruş o gece saldırganın hedefi oldu. Bacağından vurulan Duruş, ilk kez saldırganı gören kişi oldu. Saldırganın 22 yaşlarında 1.65 boylarında biri olduğu ortaya çıktı. Kaçan saldırgandan bir süre haber alınamadı.

BU KEZ HEDEF BENZİNCİ

19 Nisan 1999: Bir süre ortada gözükmeyen seri katil, yine kanal boyu bölgesinde bir gece yarısı ortaya çıktı. Kanal Boyu’nda bulunan benzin istasyonunu bekçisi İbrahim Genç, TV izlediği sırada av tüfeğiyle öldürüldü. Genç’in de bütün parası alınmıştı.

BİR YARALAMA DAHA

31 Ocak 2001: Katil 2 yıl sonra yeniden ortaya çıktı. Saldırgan evine dönen Bedrettin Duvar’ı hedef almıştı. Yine av tüfeğiyle bir kez ateş eden saldırgan, hedefi olay yerinden ayrıldı.

3 KİŞİYİ AYNI ANDA KATLETTİ

3 Şubat 2001: Bu kez kurbanları 3 kişiydi. Cafer Şahin, Abdullah Aslan ve inşaat bekçisi Ali Aras. Üç maktul de tüfekle vurulmuştu. Yine para ve değerli eşyaları alınmıştı. Katil ilk kez olay yerinde bıraktığı boş kovanda parmak izi bırakmıştı. Kanal Boyu’nda bulunan 10 numaralı gecekonduya baskın düzenleyen ekipler, annesi ve kız kardeşiyle yaşayan Hamdi Kayapınar’ı yakalayarak gözaltına aldı. O gece evde yapılan aramalarda katile ait pantolonda son cinayetin kurbanlarından Cafer Şahin’e ait kanın bulunması delilleri güçlendirdi. 16 Şubat 2001’de tutuklandı.

VE SON KURBAN

2 Ağustos 2018: 2017 yılında yine serbest kalan seri katil, Kayseri’de 47 yaşındaki güvenlik görevlisi Sami Yılmaz’ı, silahını çok beğendiği için öldürdü. Kayseri Emniyeti 5 gün sonra 7 Ağustos 2018’de Hamdi Kayapınar’ı bir kez daha yakaladı.

Türkiye’nin seri katilleri

Her ne kadar ABD’deki gibi çok ve komplike olmasa da Türkiye de suç tarihine damga vuran seri katiler çıkardı. İşte onlardan en kanlıları...

Çivici katil (5 KURBAN)

Elektrik Kurumu’nda hat işçiliği yaparken 31.500 volt elektrik akımına kapılıp ağır yaralanan Süleyman Aktaş, bu olaydan sonra ilk olarak Antalya’da Nuri Keskin adındaki Başkomiseri öldürdü ve tutuklandı. Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nde 4.5 yıl tedavi gördü. Taburcu olduktan sonra köyüne dönen Aktaş, 1994’te dört komşusunu boğarak öldürdü, gözlerine ve kafalarına çivi çaktı. İfadesinde “Çivi görünce dayanamıyorum, insanların kafalarına çakmak istiyorum” dedi. Kamuoyunda “Çivici Katil” olarak anılmaya başlanan Aktaş, konulduğu Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine konuldu, buradan kaçtı ancak yakalandı. Aktaş, 2008’de de koğuş arkadaşı Ömer Yılmaz’ı, başına taşla vurup hastanelik etti.

Artvin canavarı (11 KURBAN)

1992-1995 yılları arasında Artvin ve ilçelerinde 11 kişiyi öldüren Adnan Çolak’ın kurbanları yaşları 68-95 arasında değişen kişilerdi. Çolak öldürdüğü 6 kadına da tecavüz etti. Saldırı sırasında kullandığı silah nedeniyle “Baltalı katil” ve “Artvin Canavarı” olarak anılmaya başladı. Yaralı kurtulan kurbanlardan biri sayesinde yakalandı. Cinayetlerini, “Yaşlı insanları öldürüyorsam da bunlar zaten zamanlarını doldurmuşlar. Onlar bizim yerimize fazladan yaşıyorlar. Belki de bizim kısmetimizi yiyorlar. Hem kendimi tatmin ediyordum, hem de onları öldürerek toplumu rahatlatıyordum” diye savundu. Adnan Çolak 5 yıllık yargılama sonunda 112 yıl ağır hapis cezasına çarptırdı ancak kamuoyunda “Rahşan Affı” olarak bilinen Şartlı Salıverme düzenlemesiyle 28 Mayıs 2005’te serbest bırakıldı.

Mobilyacı katili (3 KURBAN)

Mayıs-Temmuz 1998 tarihleri arasında İstanbul’da üç mobilyacıyı dükkanlarının bodrum katında kafalarına kurşun sıkarak öldüren Seyit Ahmet Demirci’nin kurbanları mobilyacılardı. İstanbul Esenler ve Bağcılar’da hiç tanımadığı mobilyacıları rastgele seçerek öldürmüştü. Daha sonra bunun nedeninin çocukluğunda yaşlı bir mobilyacının, dükkanının bodrum katında tecavüzüne uğraması olduğu ortaya çıktı. Yakalanmasaydı cinayetlerini tecavüze uğradığı yaşa (11) tamamlayacağını söyledi. Yargılamasında “Şuursuzca öldürdüğünü” iddia etti, akli dengesinin yerinde olmadığı savunması yaptı ancak üç kez idama mahkum oldu.

Kolici katil (5 KURBAN)

Orhan Aksoy; 5 kişiyi naylon iple boğarak öldüren, cesetlerini de kolilere yerleştirip değişik yerlere atan Orhan Aksoy, bu nedenle kamuoyunda “Kolici Katil” olarak tanındı. “Kolici Katil”, 2004’te 5 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Tornavidalı katil (18 KURBAN)

Yavuz Yapıcıoğlu, Türkiye kriminoloji tarihinin en tehlikeli, en çok cinayet işleyen sanığı. Polis kayıtlarına göre 18 kişiyi öldürdü. Ancak 43 cinayetin sanığı olduğu ileri sürüldü. İstanbul ve Ankara’da cinayetler işledi. Cinayetleri işleme biçimi nedeniyle, “Tornavidalı Katil” olarak anıldı. Yakalandığında “cezai ehliyeti” olmadığı için konulduğu akıl hastanesinde “Ben İsa’yım” iddiasında bulundu, bir hastabakıcıya ve bazı hastalara saldırdı, hastanede yangın çıkardı. 2002’de Çorlu’da bir spor tesisinin üç bekçisini öldürdü, sonra da sığındığı camide imamı ve orada bulunanları ağır yaraladı. Yargılandığı davada “bir katil, bir canavar” değil, “Atatürk” olduğunu iddia etti. Seri cinayetleri işlemeden önce bir tarikata girdiği ileri sürüldü. Halen cezaevinde.