Kendinle barışık işine de aşık ol
.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakanlık görevini aldığı 28 Ağustos’tan hasta olduğu geçen hafta cuma gününe kadar tek gününü dahi boş geçirmeden ve günde en az iki hatta üç-dört programa katıldı. Davutoğlu, gazetecilerin, “enerjinizin kaynağı ne” sorusuna, “Birincisi, özgüveniniz olacak kendinizle barışık olacaksınız; ikincisi yaptığınız işe aşkla bağlanacaksınız; üçüncüsü yaptığın işten o anda yorulursanız başka bir uğraş ile meşgul olacaksınız, yazmak gibi. Asıl yorulanlar atıl insanlardır” dedi.
Davutoğlu, Paris ve Berlin ziyaretlerinin ardından Türkiye’ye dönüşünde Başbakanlık muhabirlerinin özel hayatına ilişkin sorularını da yanıtladı. Yoğun programına karşın enerjisinin kaynağının ne olduğunun sorulması üzerine Davutoğlu, “Size bunun formülünü açıklayayım” diyerek, şunları söyledi:
- ÇILGINCA KARARDI: Birincisi kendisiyle barışık, özgüvenli insandan daha güçlü kimse olmaz. İnsanın yüreği ile beyni arasında farklılaşma olmaması gerekiyor. Hayatım boyunca kendi çizdiğim doğrultuda kendi serüvenimi yaşamaya önem verdim. Herkes farklı şeyler yaparken, ben farklı tercihlerde bulundum. Üniversite tercihimde de diğer şeylerde de... Bir an, evliyim, iki çocuğum var, çocuklar küçük. Eve geldim, Sare Hanım mecburi hizmetini yapıyor bir taraftan, bir taraftan ihtisasa hazırlanıyor. 15 gün sonra Malezya’ya gidiyoruz dedim ve gittik. Şimdi baktığımda çılgınca alınan bir karardı, bütün aile düzenini bozup bilinmeyen bir şeye gitmek.
- KAÇTA OLURSA OLSUN: Eve gittiğimde, kapıyı kapattığımda, yaptığım ilk şey, mutlaka çocukları, torunları gider, uykularında öperim. Daha çocukları gece gelip de öpmeden uyuduğum vaki değildir. O çocuk, onu hisseder.
- YEMEK YAPMA KONUSUNDA CAHİLİM: Yemek yapma konusunda çok kötüyüm. Hiçbir şey bilmem. Annem beni mutfağa sokmadı. Sonra da Sare Hanım gibi iyi bir aşçı, düzenli bir eşe sahip olunca hiç ihtiyaç hissetmedim. Yalnız, bazen yalnız kaldığımda yaptığım... Çocuklar bir araya geldiğinde, ‘Baba ne olur, peynirli yumurta yap’ derler. Çok iyi yaparım, 3-4 peyniri karıştırarak. O da Malezya’da yalnız kaldığımda geliştirdiğim bir şey.
-OSMANLI SULTANLARI ÇOK KULLANIR: Severek yaptığınız bir işten yorulduğunuzda, dinlenme ihtiyacı hissettiğinizde bir kenara çekilip atıl durmaktansa, sevdiğiniz başka bir işi yapın. İş değiştirmek insanı dinlendirir. Kitap okumaya veya yazmaya başladığımda bütün her şeyi unuturum. Osmanlı sultanlarının bir meslek sahibi olmasının arkasındaki sırlardan biri de budur. Yorulduğu zaman Sultan Abdülhamit marangoz işi yapıyor, başka biri şiir yazıyor, bir başkası Elmas, mücevher işi yapıyor. Ve orada dinleniyor. Bizim çocukların, benden gözlemle öğrendikleri bir şey var, ben kitap okurken ya da yazarken bana kim ne derse desin, evet derim. Bir an önce beni yalnız bıraksın diye. Çocuklar zor izinleri, benden o dönemde, o saatte alırlar. Sonra Sare Hanım telaşla gelir, ‘Nasıl izin verdin?’ ‘Vallahi hiç hatırlamıyorum’ derim. Çocuklar o arada izni koparırlar.






