Katilini yakalatmak için hayata döndü

Kenan BUTAKIN / HABER MERKEZİ |  02 Kasım 2009 Pazartesi - 11:30 | Son Güncelleme : 02 11 2009 - 11:30

Reenkarnasyon hikayesi çok satanlar listesine girdi


Reenkarnasyona bir numaralı kanıt olarak gösterilen “Titu olayı” iki buçuk yaşındaki Titu Singh isimli bebeğin ailesine önceki hayatıyla ve öldürülmesiyle ilgili ayrıntıları anlatmasıyla ortaya çıktı. Titu, dünya basınından da büyük ilgi görmüştü

Önceki yaşamlarında öldürüldükten sonra hayata dönerek katillerinin yakasını bırakmayan kurbanların reenkarnasyon hikayeleri oldukça sık anlatılan bir durum. Ancak 1990 yılında İngiliz BBC televizyonunda yayınlanan bir belgeselle büyük olay yaratan Hintli Titu Singh’in reenkarnasyon hikayesi tüm dünyada yankı uyandırmış ve tartışma yaratmıştı. Hindistan’da yaşayan Titu, ailesine önceki yaşamındaki hayatını ailesini ve Agra şehrindeki eski evini anlatmaya başladığında 2.5 yaşındaydı. Anıları o kadar detaylıydı ki bir radyo dükkanında çalıştığını, adının Suresh Verma olduğunu ve Uma isimli eşinden 2 çocuk sahibi olduğunu bile anlatıyordu. Ailesi önceleri çocuğu ciddiye almıyordu ancak bazen bir yetişkin gibi davranan Tito bir gün silahla vurularak öldürüldüğünü, daha sonra cesedinin yakılarak küllerinin nehre atıldığını söylediğinde endişelenmeye başladılar.

Davayı yeniden açtırdı

Titu, Agra’daki evini özlediğini söylerken ağabeyi şehre giderek bu hikayenin doğruluğunu araştırmaya başladı. Uma isimli 2 çocuk sahibi dul bir kadın tarafından işletilen Suresh Radyo isimli bir dükkana rastladı. Uma, Singh ailesini ziyaret etmeye karar verdi. “Önceki aile”sine kavuşan Titu, Uma’ya önceki yaşamında gittikleri bir panayırı anlattı ve evlerini bahçesine gömdüğü altınlarda bahsetti. Şoke olan Uma, kocasının yeniden hayata döndüğüne inanmıştı. Dehşete düşen aile hikayeyi doğrulamak için Titu’yu Agra’ya götürdü. Küçük çocuk, Suresh’in 2 oğlunu hemen tanıdı ve ölümünden bu yana radyo dükkanındaki değişiklikleri de hemen fark etti. İngiliz BBC kanalına çıkarılan Tito, Suresh’in arabasında otururken başına yediği bir kurşunla hayatını kabettiğini anlattı. Otopsi raporları da kurşunun Suresh’in sağ şakağından girdiğini kafasının sol tarafından çıktığını gösteriyordu.

Daha sonra Tito’nun saçları canlı yayında tıraş edildi ve küçük çocuğun başının sağ kısmında tam da kurşunun girdiği kısımda ve sol tarafta kurşunun çıktığı kısımda 2 yara izi olduğu ortaya çıktı. Küçük çocuk Agra’daki bir mahkemeye cinayetin başka ayrıntılarını da anlatarak otoriteleri davayı yeniden açmaları için ikna etmeyi başardı. Titu’nun verdiği bilgiler sayesinde Suresh’in katili yakalandı ve mahkeme önüne çıkarılarak yargılandı.

Reenkarnasyona İnanan ünlü İsİmler

Dünyaca ünlü birçok sanatçı ve düşünür reenkarnasyon inancına sahipti ve daha önce farklı bir bedende dünyaya geldiklerine inanıyordu. İşte reenkarnasyona inanan ünlüler:

General Patton: İkinci Dünya Savaşı’nın ünlü komutanı Kartaca Generali Hannibal’ın ruhunu taşıdığına inanıyordu. Kendisi ve ailesinin üyelerinin önceki yaşamlarından anılarını hatırlayabildiklerini öne sürüyordu.

Henry Ford: Önceki hayatında bir savaş sırasında hayatını kaybeden bir asker olduğunu düşünüyordu. Reenkarnasyon sayesinde zamanın kölesi olmaktan kurtulacağını ve dehasını önceki yaşamındaki deneyimlerine borçlu olduğunu öne sürüyordu.

Plato: Devlet isimli yapıtında gelecek yaşamlarını seçen ve yeniden doğan ruhlardan söz ediyordu.

Nietzsche: Ünlü varoluşçu Alman filozofun reenkarnasyona inanışına sahip olduğu öne sürülüyor ancak bu konuda kesin bir bilgi bulunmuyor.

Goethe: Alman şair ve oyun yazarı, hayatının bir bölümünde reenkarnasyon üzerine incelemelerde bulunmuştu.

Benjamin Franklin: Reenkarnasyon inancını “Ben ölümü biraz da uykuya benzetiyorum. Sabaha daha dingin uyanacağız. Ne şekilde olursa olsun bu dünyada her zaman var olacağıma inanıyorum” diye açıklamıştı.

Salvador Dali: İspanyol sanatçı 5 yaşına geldiğinde ailesi tarafından kendi doğumundan önce yaşamını yitiren ağabeyinin mezarına götürüldü ve kendisine onun kardeşinin reenkarnasyonu olduğu anlatıldı.

Jack London: ABD’li yazar daha önce sayısız kez dünyaya geldiğini düşünüyordu. Hatta önceki yaşamdan deneyimlerin eserleri üzerinde önemli etkiye sahip olduğuna inanıyordu.

Büyükbabasıyla benzer bir yara izini taşıyor

Kanada’nIn British Columbia eyaletinde 80’li yıllardan bu yana reenkarnasyon üzerinde çalışmalar yürüten doktor Antonia Mills için ölümden sonra yaşamın en önemli kanıtı 5 yaşındaki Nathan isimli çocuk oldu. Vancouver kentinde yaşayan Nathan, dünyaya gelmeden önce babası korkunç kabuslar görmeye başladı. Rüyasına halen anne karnında olan oğlu silahla vurularak ölüyordu. Aile, küçük Nathan doğduğunda göğsünde büyük bir yara izi olduğunu fark etti. Nathan’ın dedesi Mark Peters ise kendi babasında da savaşta aldığı bir yara sonucu benzer bir işaretin bulunduğunu öne sürüyordu. Ancak küçük Nathan ve büyükbabası arasındaki benzerlikler bununda bitmedi. 2 yaşında konuşmaya başlayan Nathan, kendi babasının doğumunu, anne ve babasının kendisi doğmadan önceki tartışmalarını ve onların düğünlerini hatırladı. Hatta dedesi Peter’ın çocukluğunda ne kadar yaramaz olduğunu bile anlatabiliyordu.

Önceki yaşamını 9 yaşına gelince unuttu

ABD’li psikiyatrist ve reenkarnasyon araştırmacısı Jim B. Tucker için yaşamı boyunca karşılaştığı en ilginç reenkarnasyon vakası uğruna Hindistan’a kadar gittiği Kum Kum Verma isimli 3 yaşındaki bir kızdı. Delhi yakınlarında yaşayan Verma, önceki yaşamında şehrin 40 km uzağındaki bir başka şehirde yaşadığını öne sürüyor ve yaşadığı yer hakkında birçok detay sayabiliyordu. Küçük kız, önceki yaşamındaki oğlunun ismini ve mesleğini, torununun ismini, evindeki süs havuzunu, demir kasasını, sakladığı kılıcı ve hatta beslediği yılanı bile hatırlıyordu. Hatta önceki yaşamında bir demirci ile evli olduğunu ve ondan 2 çocuk sahibi olduğunu da söylüyordu. Sonunda ailesi bu duruma bir çare bulmak için küçük kızı psikologlara götürmeye başladı. Tucker ise uzun araştırmalarının sonunda Verma’nın anlattığı şehirde bir demirci dükkanı buldu. Dükkan gerçekten de Verma’nın anlattığı gibi demircinin evinin altındaydı. Demirci ise eşinin yaklaşık 4 yıl önce doğum sırasında öldüğünü ama oğullarının hayata olduğunu söylüyordu. Ancak küçük kız 9 yaşına geldiğinde bu anıların hepsini unuttu.

Reenkarnasyon hikayesi çok satanlar listesine girdi

Hİndİstan’In Yeni Delhi kentinde 1926’da dünyaya gelen Shanti Devi hayatı boyunca reenkarnasyon tartışmalarının ortasında yer aldı. Herşeş 1902’de Lugdi isimli bir kadının doğumda ölmesiyle başladı. Ölümünden 1 yıl 10 ay sonra Delhi’de Shanti Devi isimli çocuk dünyaya geldi. Devi, 4 yaşında konuşmaya başladığında eski kocası ve çocuklarından bahsederek çevresindekileri şaşırttı. Devi, Lugdi’nin ölümü hakkında detaylı bilgiler veriyordu. Daha sonra yakınlarına eski yaşamındaki kocasının adı olarak Lugdi’nin kocasının ismini verdi. Lugdi’nin eşi Kanjimal de Devi’nin anlattıklarını doğruladı. Hatta Devi ‘eski’ kocasına bahçeye gömdüğü paranın yerini gösterdi. Olay büyüyünce Hindistan bağımsızlık hareketi lideri Gandi, durumunu araştırmak için 15 kişilik bir komite kurdu. Dünya basınında da ilgi gören Shanti Devi’nin 2 yaşamına ait anıları bir kitapta toplandı. “Daha Önce Yaşamıştım”, 16 dile çevrildi ve satış rekorları kırdı.

İşte Türkiye’den ÇARPICI örnekler

VATAN, reenkarnasyonun ülkemizde sıkça yaşandığı Hatay’da, daha önce başka hayatlar yaşadığını iddia eden vatandaşlarla konuştu...

‘Artık eski ailemle görüşmüyorum’

Hatay’da yaşayan Oto Galerici Tayfur Çiçek de, 3 yaşındayken farklı isimler söylediğini ve ailesinin bu durumu farkettiğini söylüyor. Çiçek şöyle konuştu: 3 yaşındayken konuşmaya başladım. Bazı isimler söylemeye başlayınca ailem merak ediyor. Zaman geçtikçe anlıyorlar çünkü söylediğim isimler bizden 2 köy uzaklıkta yaşayan bir aileye aitti. Bir süre sonra tanıştık. Onlar inanmadı benim onların 39 yaşında ölen oğulları olduğuma. Ancak evlerinde sakladığım tabancamı bulunca anladılar. Tek tek isimleri söyledim kardeşlerimin orada. Artık inanıyorlar. Önceki yaşamımda ismim Hanifi Türkmen’di ve çiftçilik yapıyordum. Babamla beraber evimizin yakınındaki bahçede çalışırken düştüm ve bel kemiğim kırıldı. 3 yıl boyunca yatağa bağlı yaşadım ve daha sonra öldüm. Ancak yaşım ilerledikçe bu durum beni iyice bunalttı. Çünkü çift kişilikliydim. Bir yandan eski ailem ve bir yandan da yeni ailem vardı. Keşke böyle bir şey yaşamasaydım. 15 yaşına kadar eski ailemle görüşmeye devam ettim ancak daha sonra görüşmeyi bıraktım ve ticaret yapmaya başladım. Yani kendimi işe verdim.

‘Afrika’da ilkel bir kabilede yaşıyordum’

ARAP asıllı 56 yaşındaki Arkeolog Jozef Naseh, önceki hayatında Afrika’da yaşadığını hatırladığını belirterek, “Gözlerimi kapadığımda yaşadığım yerleri görebiliyorum” diyor. Naseh şunları kaydetti: Bu hayatımda 7 yaşındayken ilkokulda düştüm ve bayıldım. Daha sonra hastaneye kaldırıldım. Kendime geldiğimde eski hayatımı hatırlamaya başladım. Önceki hayatımda Afrika’da yaşadığımı hatırlıyorum. Ancak 7 yaşında öldüğüm için sadece çocukken yaptıklarımı nasıl oyunlar oynadığımı biliyorum. Kabile gibi bir yerde yaşıyorduk. Avcılık yaptığımızı hatırlıyorum. Birçok kardeşim vardı ve Afrika’da yaşayanlar gibi geleneksel kıyafetler giyiyorduk. Nasıl öldüğümü hatırlıyorum. Kabilemize yakın bir yerde kardeşlerimle oynuyordum. Daha sonra yüksek bir ağaca tırmanmaya başladım. En üstlerde bir dala çıktım ve o esnada ayağım kaydı ve düştüm. Aramızda sadece kardeşimin ayakkabısı vardı ve ben onun ayakkabılarına bakıyordum. Kardeşim yanıma geldi ve beni kucağına alıp götürdü. Sonrasını hatırlamıyorum çünkü ölmüştüm. Önceki hayatımda dünyanın farklı bir yerinde ilkel bir hayat yaşıyordum. Bu tabiki tüm hayatımı etkiledi. Arkeolog oldum ve ölüm ve mezarlarla ilgili çalışmalar yapmaya başladım. Bu konuyla ilgili çalışmalara katıldım. Bir süre sonra artık alıştım bu duruma.

‘Bundan önceki hayatımda dedemdim’

Hatay’dakİ en ilginç olayı yaşayanlardan biri de 30 yaşındaki Ali Aşkar. Beyaz eşya servisinde çalışan Aşkar, önceki hayatında dedesi olduğunu söylüyor. Aşkar hikayesini şöyle anlatıyor: Dedemin ismi de Ali Aşkar’dı. O, 1980 yılında Mayıs ayında öldü. Ben de 1980 yılında Ekim ayında dünyaya geldim. Ailem onun ismini taktı bana. 3 yaşındayken çok farklı isimler aslında babam ve annemin bildiği isimleri söylemeye başladım. Daha sonra dedemin geçmişini anlatmaya çalıştım. Bunları ne babam ne de annem veya başka biri biliyordu. Anlattıklarım dedemin anne ve babasını kaybettiği 7 yaşında başlayan hikayelerdi. Ben gözümü kapadığımda o anları yani dedemin geçmişini kendimin geçmişini hatırlıyorum. Önceki hayatımda babam ve annem öldükten sonra yengem bana baktı. Askerliğimi hatırlıyorum. 4 yıl boyunca askerlik yaptığımda nasıl zatürre olduğumu nasıl acı çektiğimi hatırlıyorum. 63 yaşında nasıl öldüğümü de hatırlıyorum. Yüksek tansiyondan fenalaştım, felç oldum ve öldüm. Ben öldükten sonra ağlayan insanları da gördüm. Taziyemi izledim. Normal bir insandan 10 kat daha sinirliyim. Yaşadıklarım çok kötü aslında. Aklımı başka şeylere vermeye çalışıyorum. Ama açıkçası yaşamayı sevmiyorum.

ABD’de her 3 insandan biri reenkarnasyona inanıyor

’Reenkarnasyon konusunda araştırmalar yürüten bilim adamları dünya üzerinde şimdiye dek 69 ile 96 milyar arasında insanın yaşayıp öldüğünü tahmin ediyor. Araştırmacı Joe Fisher tarafından kaleme alınan “The Case for Reincarnation” (Reenkarnasyon için Savunma) isimli kitaba göre şu anda yaşayan 6 milyar kadar ruh en az 15-20 kez yeniden hayata dönmüş olabilir. Dünya çapında ise çoğu Budist ve Hindulardan oluşmak üzere 1.25 milyar insanın ruhun yeniden beden bularak dünyaya döndüğüne inandığı tahmin ediliyor. Ruhun yeni bir beden bularak yaşama dönmesi inancı reenkarnasyon batıya 19’uncu yüzyılda geldi. Dünyanın en büyük araştırma şirketlerinden Gallup tarafından yürütülen araştırmalara göre ABD’lilerin yüzde 27’si reenkarnasyona inanıyor. Yani neredeyse her 4 ABD’liden biri bu fenomenin gerçek olduğunu düşünüyor. Yüzde 20’lik bir grup bundan emin değil yüzde 51’lik bir grup ise bu inanışı kesinlikle reddediyor. Reenkarnasyon ve benzeri inançlara genellikle kadınlar daha çok rağbet ediyor. Kadın ve erkekler arasında bu fenomen özellikle 30 yaşın üzerindekiler arasında daha yaygın. Eğitim seviyesi yükseldikçe reenkarnasyon inancı da giderek azalıyor.

YARIN

ABD’de tartışma yaratan “Küçük pilot James” vakası gerçek mi yoksa ailenin ünlü olma çabası mı?

Stanford Üniversitesi bilim adamlarının reenkarnasyonun matematiksel olarak mümkün olup olmadığını incelediği araştırmanın çarpıcı sonuçları.

Reenkarnasyon konusunda dünyanın bir numaralı uzmanı olan Ian Stevenson’ın kitabındaki Türk çocukların ilginç öyküsü.

Reenkarnasyon konusunda dünyanın bir numaralı uzmanı olan Ian Stevenson’ın kitabındaki Türk çocukların ilginç öyküsü.

ETİKETLER

0