Halaçoğlu,Sarafyan'dan resmi başvuru bekliyor

AA |  23 Şubat 2007 Cuma - 11:01 | Son Güncelleme : 23 02 2007 - 11:01

Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Ermeni tarihçi Ara Sarafyan'ın Harput Ovası'ndaki mezar iddiaları konusunda birlikte araştırma talebinde bulunuyorsa, bunu resmi olarak bildirmesi gerektiğini söyledi


Halaçoğlu, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, Sarafyan'ın İstanbul
Üniversitesinde düzenlenen bir toplantıda 1915 yılında Harput Konsolosu olan
Leslie Davis'in ve bazı misyonerlerin raporlarından hareketle 12 bin Ermeni'nin
katledildiğini öne sürdüğünü belirtti.

Sarafyan'ın bu Ermenilerin Hazar Gölü çevresindeki bir vadiye atılarak
üzerlerinin toprakla örtüldüğünü iddia ettiğini de hatırlatan Halaçoğlu, şunları
kaydetti:

''O zaman kendisine bir soru yönelterek teklifte bulundum, dedim ki, 'Sayın
Sarafyan, bu 12 bin kişilik toplu mezarı birlikte açmaya ne dersiniz?'. O kadar
desteksiz ki, 12 bin kişiyi dolduracak çukur bulamayacağınız gibi, o dönemde
dozer de olmadığı için kazma kürekle 12 bin kişinin üzerini örtmeniz de mümkün
değil.''

Sarafyan'a bu teklifini ilettiğinde Ermeni tarihçinin kendisinin oraya
gittiğini, araştırma yaptığını, ancak bir şey bulamadığını ilettiğini anlatan
Halaçoğlu, şöyle devam etti:

''Ben de dedim ki, bulamadığınız bir şeyi sadece birtakım raporlara
dayanarak bu şekilde ifade etmeniz, Osmanlı arşivinde, başka arşivlerde belge
görmeden, sadece misyoner duyumlarına göre bunları bu şekilde varmış gibi ifade
etmeniz bir bilim adamına yakışmıyor. 'İstiyorsanız o zaman bütün Anadolu
genelinde Ermenilere ne olduğunu, o tarihte daha doğrusu Müslümanlara ne
olduğunu, genel adıyla 1915'te neler olduğunu birlikte araştıralım' dedim. Böyle
bir teklifte bulunmuştum, o teklife karşılık sanıyorum bu Nusaybin'de var olduğu
iddia edilen ve toplu mezar olduğu iddia edilen mezarla bağlantılı olarak onlar
da bize böyle bir teklifte bulundular.''

''TEK YANLI ARAŞTIRILMAZ''
Halaçoğlu, bu konuyu gözden geçirirken sadece tek yanlı olarak araştırma
yapılmamasını, Osmanlı arşivlerinin yanında, Ermeni arşivlerini de mutlaka gözden
geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Sarafyan'ın kendisine doğrudan yazı yazmadığını da ifade eden Yusuf Halaçoğlu, şunları söyledi:

''Aslında Sarafyan'ın bizimle doğrudan ilişki kurması gerekiyor. Şimdi eğer
bana resmi olarak yazı göndermezse başkasının aracılığıyla yapılacak bir işlem
ciddi olmaz. Bilim kurulları arasında da şimdiye kadar bir uygulama olmamıştır.
Muhakkak bize ulaşmaları gerekiyor. Bu tekliflerini bize resmi olarak
bildirmeleri gerekiyor.

Ben de bununla ilgili kendilerine bir e-mail gönderdim. Eğer resmi olarak
kendileri bizden böyle bir birlikte araştırma talebinde bulunuyorlarsa muhakkak
ki bize bildirsinler. Biz o çerçeve içinde nerede buluşacağımızı, bu araştırmayla
ilgili yöntemlerin ne olacağını ve nasıl bir araştırma yolu izleyeceğimizi
birlikte belirleyeceğiz ve ondan sonra araştırma başlayacak.

Zira şimdi 'Harput'ta bir vakayı ele alalım' demekle sorunu çözemezsiniz. Bu
bir başlangıç olabilir. Ama ben şöyle düşünüyorum, hemen 'memnuniyetle kabul
ediyorum' dememdeki maksadım şuydu. Biz hiçbir şekilde, hiçbir yerden onların çok
arzu ettikleri bir yer de dahil olmak üzere çekinmediğimizi, her şeyi
araştırabileceğimizi beyan etmek istedik.''

''Bizim tarihimizden, onunla yüzleşmekten korktuğumuzu hiç kimse söyleyemez.
Her yerle, her şeyle, her yöntemle araştırmaya hazırız'' diyen Halaçoğlu,
''Dolayısıyla mezar açmak diyorlarsa mezar açarız, 'araştırma yapalım' diyorlarsa
araştırma yaparız'' görüşünü dile getirdi.

Ermeni komitelerinin Türklere ve Müslümanlara yönelik mezaliminin de ele
alınması gerektiğini ifade eden Halaçoğlu, Anadolu'da katliam yapan Taşnak
örgütünün de arşivlerinin bulunduğunu, Erivan ve Boston'da bulunan bu arşivlerin
açılmasının tarihe ışık tutacağını söyledi.

Ara Sarafyan'ın Harput'un Rus işgaline uğramaması nedeniyle önerisini bu
bölge üzerinden dile getirdiğini, oysa o dönemde Rus işgaline uğramayan pek çok
bölge bulunduğunu kaydeden Halaçoğlu, ayrıca iddiaların dayandırıldığı Davis'in
raporlarında da birbiriyle çelişen pek çok ifade bulunduğunu söyledi.

''YÜKSEK TAZMİNAT ALABİLİRLER''
Halaçoğlu, 1948'deki soykırım sözleşmesinde, soykırım kararlarının geçmişe
şamil olamayacağı yönünde bir hükmün bulunduğunu belirterek, sözlerini şöyle
sürdürdü:

''Dolayısıyla, soykırımla ilgili 1915'i ilgilendiren bir mahkeme oluşturulamaz'' dedi.

Böyle bir mahkeme oluşturulması halinde de pek çok ülkenin yaptıklarının o
mahkemeye intikal ettirilmesi gerektiğini vurgulayan Halaçoğlu, ''Ermenilerin
Türklere yaptıkları ya da Yunanlıların Türklere yaptıkları veya Rusların Türklere
yaptıkları, onların da mahkemeye gitmesi lazımdır o zaman. Yani, Balkanlar'dan
5.5 milyon insan topraklarından edilmiştir, sürgün edilmiştir, bu da bir etnik
temizliktir.''

Bu durumda işlerin iyice çığırından çıkacağını ifade eden Halaçoğlu, şunları
kaydetti:

''Parlamentoların aldığı kararlarla ilgili sadece Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine başvurulabilir. Ben hukukçu değilim ama çözüm yolu olarak ancak bunu
görebiliyorum. Parlamentoların aldığı kararlarda, 'Türkler tarihleriyle
yüzleşmelidir, Türkler soykırım yapmıştır ve kabul etmelidirler' deniliyor.
Türkler kim? Orta Asya'daki Türkler mi? Kafkasya'daki, Balkanlar'daki Türkler mi?
Türkiye'deki Türkler mi? 4 bin yıl öncesindeki Türkler mi, günümüzdeki Türkler
mi? Şimdi Türkler kim? Her şeyden önce bunu parlamentoların açıklığa kavuşturması
lazım.

Bana savunma hakkı tanımadan beni nasıl dünyanın en adi suçuyla suçluyor?
Ben birey olarak AİHM'e parlamentolarıyla birlikte dava açarsam tazminat
kazanacağımı düşünüyorum. Çünkü ben bir Türküm ve nüfus cüzdanımda Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı yazıyor. O zaman ben AİHM'e parlamentoları verdiğimde bu
kararı almakla beni rencide ettiklerini, suçladıklarını, dolayısıyla buna hakları
olmadığını ortaya koyarak parlamentolardan yüksek miktarda tazminat
kazanabilirim. Eğer bir kişi bunu bir parlamentoya karşı yapsa ondan sonrası da
çorap söküğü gibi gider. Bütün parlamentolar da aldıkları karardan
vazgeçebilirler.''

Bunu resmi yetkililerden çok sıradan vatandaşların ve sivil toplum
kuruluşlarının yapması gerektiğini kaydeden Halaçoğlu, sözde Ermeni soykırımı
konusunda karar alan ve aralarında İsviçre, Fransa, Almanya, Belçika, Polonya ve
İtalya'nın da bulunduğu 19 ülkeye karşı bunun yapılabileceğini sözlerine ekledi.

ETİKETLER

0