Gazetevatan.com » Yazarlar » Rusya, ABD’nin yerini mi alacak?

Rusya, ABD’nin yerini mi alacak?

05 Nisan 2018 Perşembe


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacak olan Akkuyu Nükleer Santrali’nin temel atma törenine katıldı, temeli Cumhurbaşkanı Erdoğan İle birlikte attılar.
Dün gelen haberlerde Rus medyasının bu ziyarete geniş yer verdiği ve “Türkiye, tarihte ilk kez dostumuz” manşetleri attığı vardı. Aynı gün “Türk istihbaratının verdiği bir istihbarat sayesinde Rusya’da büyük bir terör saldırısının önlendiği” haberini gördük.
Aynı gün Beştepe’de İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Putin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı üçüncü Suriye zirvesi yapıldı.
Erdoğan ve Putin’in samimi fotoğraflarına da bakınca Astana daha sonra Soçi zirveleriyle başlayan yakınlaşmanın giderek arttığı görülüyor.
 
Trump kararlı mı?
 
Gelişmeler akla birçok yeni soru getiriyor. Mesela, acaba Rusya ile bu yakınlaşmamız ABD ile ilişkileri etkiledi mi veya yakın gelecekte nasıl etkileyecek?
Türkiye için Rusya “ABD’nin yerini alacak yeni müttefik” olabilir mi, Rusya’ya her konuda güvenilebilir mi?
Trump geçen hafta Ohio’da basın toplantısında beklenmedik şekilde “Artık Suriye’den çekilme zamanı geldi” demiş ve bu sözler diğer ülkelerde ve kendi ülkesinde şok benzeri tartışmalar yaratmıştı.
Daha sonra aynı sözleri “Suriye’de bulunmak çok masraflı, çok külfetli” diyerek tekrarladı. 
Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Esad’ı devirme politikasından geri adım attıklarını belirten “Beşar Esad kalıyor, ABD Suriye’den çekilmemeli” sözleri bile Trump’ı kararından döndürmedi.
“Suudi Arabistan, Suriye’de kalmamızı istiyorsa bunun parasını ödesin” cevabını verdi. (Trump’ın bu sözleri bize de mülteciler ve diğer harcamalarımız konusunda dikkatin önemini hatırlatıyor.)
Bununla birlikte ABD Başkanı “Hemen yarın Suriye’den çıkamayacaklarını, bunun zaman içinde olacağını” da söyledi. 
ABD Dışişleri ve Savunma Bakanlıklarının Suriye’den çekilme açıklamasına gösterdikleri tepkiye bakılırsa bu “zaman” çok kısa olmayabilir.
 
Esad ve İsrail
 
SDG denilen örgütün büyük çoğunlukla PKK’dan oluştuğu, aslında PKK’nın farklı isimler altında terör ve işgal faaliyetlerini sürdürdüğü, ABD’nin de askerlerini SDG içinde bulundurduğu, PKK’ya eğitim dahil her tür desteği verdiği biliniyor.
Bugüne kadar ABD bütün bakanlıkları ve generalleriyle “SDG’nin Suriye’de en yakın müttefikleri olduğunu” tekrarlayıp durdu. Şimdi, bir yanda PKK’nın planladığı Suriye Kürdistanı, Irak’ta IKBY’nin bunlarla bağlantısı, İsrail’in çıkarları (hepsi topluca BOP), Suriye’de ele geçmiş petrol kaynağı bölgeler dururken acaba ABD bunların hepsinden bir kalemde vazgeçebilir mi?
Fransa neden aniden “Menbiç’e asker göndermekten söz etti ve sonra geri adım attı, bundan sonra niyeti nedir” gibi sorulara cevap bulmak gerekiyor. Rusya ile bu kadar yakınlaştıysak onun üzerinden Esad ile de sorunları çözmek her halükarda Türkiye’nin elini güçlendirecektir.