Gazetevatan.com » Yazarlar » Türkiye’de kadın ayırımcılığı!

Türkiye’de kadın ayırımcılığı!

08 Mart 2018 Perşembe


Bugün Dünya Kadınlar Günü… Daha doğru ifadesiyle “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”.
 
Öncelikle tüm kadınların “Kadınlar Günü” nü kutluyor, geçen yılların onlara daha eşit, daha güvenli ve mutlu şartlar getirmesini diliyorum.
 
İfadedeki “emekçi” sözcüğünün korunması, özellikle Türkiye gibi ülkelerde kadınların “emeğinin karşılığını alamayan emekçiler” olması nedeniyle önemlidir.
 
Dünya Kadınlar Günü’ de ABD’de 8 Mart 1857 yılında “emeğinin karşılığını alamayan ve daha iyi çalışma şartlarına kavuşmak isteyen” kadınların bir tekstil fabrikasındaki grevi ve çıkan yangında çok sayıda kadın işçinin hayatını kaybetmesiyle başlamış, daha sonra tüm dünyada kutlanması kabul edilmiştir.
 
NewYork’ta 1857 yılındaki kadın emekçilerin şartları bugün 2018 yılında hala geri kalmış ülkelerde ve maalesef Türkiye’de de devam etmektedir.
 
Ayırımcılık sürüyor
 
Kadın-erkek cinsiyet ayırımcılığı, geçen yıllar içinde ülkemizde azalmamış, tam aksine artmıştır.
Hemen tüm çalışma alanlarında erkeklere öncelik verilmesi ve yönetim kademelerinin erkeklerden oluşması, kız çocukların eğitimde erkeklerden geri bırakılması ve aile yaşamında da “cinsiyete dayalı işbölümü” yapılması kadınların karşılaştığı haksızlıkların sadece bazılarının nedenidir.
Nüfusunun yarısı kadın olan ülkemizde “okuma-yazma bilmeyen kadın oranı erkeklerden 5 kat fazla”dır.
 
Birçok bölgemizde kız çocuklar okula gitmek yerine çocuk yaşta evlendiriliyor ve devlet “hamile kız çocuğu” skandallarına rağmen henüz bu büyük soruna bir çare bulmuş, önlem almış değil.
Çocuk ve kadınlara tecavüzlerin artması üzerine kurulan komisyon, bu konuya “çocuk gelin” adı altındaki çocuk tecavüzlerini de dahil etmeli, medyada-sosyal medyada verilen yanlış mesajlar önlenmelidir.
 
Bugün hala okullarda “kız ve erkekler arasında iş bölümü” kitaplarda bile “kızların çocuk doğurma ve bakması, yemek pişirmesi, bulaşık-ütü gibi ev işlerini yapması”, erkeklerin ise dışarda çalışması olarak anlatılıyor.
 
Bakanlarımız bile konuşmalarında “kadının görevinin çok çocuk doğurmak ve annelik” olduğu görüşünü empoze ediyor. Oysa araştırmalar, çocuk sayısı arttıkça kadınların çalışma oranının düştüğünü gösteriyor.
 
AB Ülkeleri ve Biz
 
Türkiye’de kadın istihdamı oranı erkeklerin oranının yarısından daha az.
 
Erkeklerde yüzde 65 olan oran, kadınlarda yüzde 27.5. (Bir başka araştırmada erkekler yüzde 71.6, kadınlar yüzde 31.5)
 
AB ülkelerinde ise kadın çalışan oranı ortalama yüzde 59. İsveç’te yüzde 74.
 
Türkiye’deki araştırmalarda eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne katılımın arttığı da görülüyor.
 
Yalnızca “Kadınlar Günü”nde kadınlara övgüler dizmek yetmiyor, önce kız çocukların eğitimini arttırmak, sonra “doğru” eğitim vermek ve kadınlara karşı her tür ayırımcılıktan vazgeçmek gerekiyor.
Gelecek yıl, bu anlamlı günü çok daha olumlu ve ümit veren şartlarda kutlamamızı ümit ediyorum.