Gazetevatan.com » Yazarlar » Münir Özkul ve dürüstlük!

Münir Özkul ve dürüstlük!

06 Ocak 2018 Cumartesi


Türk Sineması’nın unutulmayacak sanatçılarından biri, büyük bir usta, benzersiz bir yetenek olan Münir Özkul dün hayata ve bizlere veda etti, nur içinde yatsın.
 
Bugün hala zevkle izlediğimiz, bizden sonraki kuşakların da aynı zevkle izleyeceği Hababam Sınıfı’nın Mahmut Hoca’sı Münir Özkul filmlerinde genellikle “az gelirli veya yoksul” karakterleri oynamıştı. Bununla birlikte o karakterlerin hepsi “dürüst, alın teriyle kazanan” karakterlerdi ve topluma o karakterler yoluyla çok doğru mesajlar veriliyordu.
 
Kötüler hep filmin sonunda kaybeder, iyiler kazanır ve “doğru”nun da dürüst olmak, başkalarının hakkına el uzatmamak olduğu anlatılırdı.
 
Mesajlara uyduk mu?
 
Münir Özkul’un filmlerde verdiği “dürüst ve hakkaniyetli olma, doğru yoldan sapmama” mesajları topluma elbette olumlu etkiler yapmıştır ama Türkiye’de yaşananlara baktığımızda pek de doğru yolda olmadığımız görülüyor.
 
Bir yanda yoksul büyük kitleler varken diğer tarafta haksız kazanç sağlayanlar, devlet kurumlarında kök salmış ve işi darbe girişimine vardırmış terör örgütleri, kadın ve çocuk tecavüzlerinde-cinayetlerde ve genel olarak şiddette ve yolsuzlukta artış ciddi bir endişe olarak ortaya çıkıyor.
 
Belediye başkanları
 
Ankara ve İstanbul dahil iktidar partisine ait birçok il ve ilçe belediye başkanı ya istifa etti veya görevden alındı. Arkasından İçişleri Bakanlığı Ana Muhalefet Partisi CHP’li Ataşehir Belediye Başkanı’nı görevden aldı. Perşembe günü de Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar ve 2 belediye meclis üyesinin görevden alındığı duyuldu.
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP Parti Sözcüsü Bülent Tezcan hükümetin “CHP’li seçilmiş belediye başkanlarını elinde delil olmadığı halde görevden aldığını, böylelikle halkın iradesini gasp ettiğini, bunun kabul edilemeyeceğini” söylediler.
 
Kılıçdaroğlu “Ak Parti’nin İstanbul’u kaybedeceğini anladığı için” bu yola başvurduğunu söyleyerek; 
“İçişleri Bakanlığı’nın Beşiktaş Belediyesi ihaleleriyle ilgili tüm teftişleri yaptığını, bir yolsuzluk çıkmadığını, Danıştay’ın da bunu doğruladığını, buna rağmen görevden alma işleminin yürütüldüğünü vurguladı.
 
Yargı bağımsızlığı
 
Bu olaylarda “yargının bağımsız ve tarafsız” olmasının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Eğer tarafsız bir yargı varsa, görevden almadan önce bütün iddialar soruşturulur, suçsuzluk kanıtlanırsa da seçilmiş başkanlar görevden alınmaz.
 
Önce görevden alıp (veya tutuklayıp) sonra “kesin suç kanıtı” aramak hukuk devletlerinde kabul edilemez.
 
Bunun yanında, eğer “mal varlığı” araştırması yapılıyorsa daha önce istifa eden veya görevden alınan tüm belediye başkanları için yapılmalıdır.
 
Yolsuzluk aranıyorsa, daha önce de belirttiğim gibi  “istifa eden başkanlar” için de aynı araştırma yürütülmelidir, istifa suçu ortadan kaldırmaz.
 
Türkiye, bu iç çekişmelerle zaman kaybetmemesi gereken sorunlarla karşı karşıya, bunu gözetmezsek sonunda çok sıkıntı çekeceğimizi unutmayalım.