Gazetevatan.com » Yazarlar » Kumpas ve yolsuzluk!

Kumpas ve yolsuzluk!

02 Aralık 2017 Cumartesi


Reza Zarrab ABD’de İran’a ambargonun delinmesine yönelik davada Halkbank ve Türk bakanların olaydaki rolüyle ilgili açıklamalarını sürdürüyor.
 
Bilindiği gibi Zarrab’ın suçunu kabul ederek mahkemeyle anlaşması ve “tanık” durumuna geçmesinden sonra Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın avukatı “Yüksek makamlara ayakkabı kutularında rüşvet yollayan Atilla değil, Zarrab’dı” demişti.
 
Reza Zarrab mahkemeye yaptığı açıklamalarda dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a verdiği “50 milyon Euro” rüşvet dışında “saat”in hatta “birçok saatin” de bulunduğunu… 
 
Çağlayan’ın İran’la yapılacak altın ticaretinin karından “yüzde 50 pay” istediğini, dönemin Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’a “2 milyon Euro nakit” para verdiğini, bu rüşvetler karşılığında bankadan çektiği paranın 2,5 milyar Euro olduğunu ve daha birçok olayı detaylarıyla anlattı ve devam ediyor.
 
Cumhurbaşkanı; “kumpas”
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Türkiye’ye kumpas kuruldu. Bu kumpas üzerinden oyun oynanıyor… Zaten olayın savcısının FETÖ ile irtibatı biliniyor. İran bizim komşumuz, kendisinden doğalgaz alıyoruz, ticari ilişkimiz var… Bizim ABD’ye böyle bir taahhüdümüz yok. Ekonomimize yönelik de oyunlar var” dedi. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği “davayı başlatan savcının FETÖ ile irtibatı” sözleri Hükümet yetkilileri ve TV tartışmalarında bazı konuşmacılar tarafından söyleniyor. Hatta bilirkişilerin ve Hakim Berman’ın da FETÖ irtibatını söyleyenler oldu.
 
“Türkiye’deki yolsuzluğu ABD yargılayamaz” diyenler, “sanık üzerinde baskı kurulduğu, ABD’nin hukuku istismar ettiği” yorumları yapanlar var. Kısacası, FETÖ’nün “dünya çapında, ABD yargısını bile ele geçirecek bir güç olduğunu” düşünebilmek insana dehşet veriyor. Bu nasıl bir güç ki koskoca Türkiye devletinden daha baskın ve daha etkin.
 
Yolsuzluk ayrı…
 
Öncelikle, ortada bir kumpas olduğunu düşünsek de, ABD’nin Zarrab soruşturmasını Türk hükümetini zor duruma düşürmek için yaptığını, kumpas kurduğunu, bütün bu FETÖ ihtimallerini göz önüne alsak da, Reza Zarrab’ın detaylarla anlattığı dev rüşvet olayları ayrı bir konudur.
 
17 Aralık sonrası 3 bakan; Muammer Güler, Zafer Çağlayan ve Erdoğan Bayraktar istifa ettiler, Egemen Bağış görevden alındı. Yüce Divan’a gönderilmeseler de hiçbiri sonraki seçimlerde aday gösterilmediler. Zarrab meselesine dönersek, konuştuğum deneyimli uzmanlar “Bu olayların Türkiye’ye duyulan güvene, ekonomiye etkisi çok önemlidir. ABD’de gıyaben yargılama yok. Zarrab ve Hakan Atilla ABD’ye gitmeselerdi bu dava açılamayacaktı. İkisi de neden gittiler, nasıl izin verildi. Zarrab sanki hazırlıklı gitmiş gibi” diyorlar.
 
ABD’deki davanın “ambargonun delinmesi” konusunda olduğunu, “yolsuzluklarla ilgili” olarak Türkiye’de dava açılması gerektiğini söylüyorlar.
 
Ak Parti İstanbul Milletvekili, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop’un “Reza Zarrab Türkiye için kurulan bir organizasyonun parçasıdır, Türkiye’den gidişine göz yummak ihanettir” sözleri de bunları doğruluyor.