Gazetevatan.com » Yazarlar » Zarrab davası, yolsuzluk tartışmaları

Zarrab davası, yolsuzluk tartışmaları

30 Kasım 2017 Perşembe


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Salı günü grup toplantısında belgelerini göstererek “Man Adası’ndaki bir şirkete Erdoğan’ın bazı yakınlarının toplam 15 milyon dolar değerinde para transferi yaptığı” iddiasının tartışmaları sürüyor.

Bu açıklamanın ardından Erdoğan’ın yakınlarının avukatı Ahmet Özel “İleri sürülen iddiaların tamamının yalan, belgelerin sahte olduğunu” söylemişti. Yaptığı basın açıklamasında ise; “Kemal Kılıçdaroğlu’nun kağıt parçaları gösterdiğini, Cumhurbaşkanı’nın çocukları, dünürü, kardeşi ve eniştesinin yurt dışında bir hesaba kendi adına veya bir şirket adına tek kuruş para göndermediğini, bunun hesabının sorulacağını” bildiriyor.

FETÖ her yerde!

Avukat Özel’in açıklamalarında dikkat çeken nokta bu tartışmanın da FETÖ’ye bağlanması.

Özel “CHP Genel Başkanı belli ki kendisini o makama getiren FETÖ’ye diyet borcunu ödeme gayreti içindedir(…)

Tekrar ediyoruz, K.K elindeki kağıtları derhal istediği medya kuruluşuna vermeli, cumhuriyet savcılığına iletmeli ve suç duyurusunda bulunmalıdır.”

Herhangi bir ülkede muhalefet partileri hükümetler veya devlet başkanları hakkında yolsuzluk iddiasında bulunabilir, bu doğaldır.

Ticaret mi, sahte mi?

Yapılması gereken şey, böyle bir durumda iddia eden tarafa hakaret veya onu-iddiasını bir terör örgütüyle ilişkilendirmek değil, iddiaların “iftira”, belgelerin “sahte” olduğuna” dair suç duyurusunda bulunmak, dava açmaktır.

Avukat Özel bunu yapabilir veya bir cumhuriyet savcısı Ana Muhalefet Lideri’nin belgelerle yaptığı bu duyuruyu kendiliğinden ve kolayca “suç duyurusu” sayarak inceleme, soruşturma başlatabilirdi.

Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise “Transferler ticaret kaynaklıdır. Resmi işlemi belge diye gösterdi, iddialar çöktü” dedi.

Suç duyurusu için sanırım öncelikle belgelerin “sahte mi” yoksa “ticaret kaynaklı mı” olduğuna karar verilmesi gerekiyor, bu çelişki zorlayacaktır.

Zarrab davası

17 Aralık yolsuzluk operasyonlarında suçlanan bakanlar yargılanmamış, Halk Bankası Genel Müdürü tahliye edilerek bir başka kamu bankasına atanmış, konu “FETÖ kumpası” denerek kapatılmış, ayakkabı kutularındakiler dahil tüm paralar şüphelilere faiziyle iade edilmişti.

Şu anda ise ABD’nin “İran’a yönelik yaptırımların ihlal edildiğine dair” davada yargılanan Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın avukatı Victor Rocco “Genel Müdür Aslan’ın aldığı rüşvetleri, Zarrab’ın Türkiye’de kurduğu rüşvet ağını, yüksek makamlara ayakkabı kutularında yolladığı rüşvetleri, on milyonlarca lira rüşvet dağıtıldığını” anlatıyor.

Cezasını hafifletmek için hakkındaki suçlamaları kabul ederek “tanık” durumuna geçen Zarrab da, kimlere ne kadar rüşvet dağıtıldığını anlattığı takdirde bu konuda gereken soruşturmayı kendi içinde yapmamış olan Türkiye zor duruma düşecektir.

Yolsuzluk iddialarını ve tüm karanlıkta kalan olayları aydınlatmak kendi yargımızın görevi olmalı, buna fırsat verilmelidir.