Gazetevatan.com » Yazarlar » Başkanların istifası ve hukuk!

Başkanların istifası ve hukuk!

31 Ekim 2017 Salı


Türkiye Cumhuriyeti bazı baskıcı rejimlerin adında kullanıldığı gibi yapay bir tanım değildir; çağdaş medeniyet demektir, demokrasi, hukuk devleti, insanların dinine inancına karışmayan, devlet ve din işlerini birbirinden ayıran “laiklik” demektir.

Adalet demektir.

Devlette yargı “görevini gerektiği gibi yapmazsa”, milli irade dediğimiz “milletin seçimleri, tercihleri” dikkate alınmazsa demokrasiden söz edilemez ve bu takdirde de Cumhuriyet’in en önemli kazanımı zedelenmiş olur.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş kısa süre önce istifa etti.

Ankara ve Bursa Belediye başkanları istemeden istifalarını verdiler, yazımı yazarken Balıkesir’den gelecek istifa haberi bekleniyordu.

Melih Gökçek uzunca bir beklemeden sonra istifasını verirken “yorgun ve başarısız olduğum için değil, liderimiz istediği için istifa ediyorum” dedi.

FETÖ ve PKK

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise “9’u FETÖ, 93’ü PKK ile ilişkili olduğu iddiasıyla toplam 101 belediyeye ‘kayyum’ atandığını” açıkladı.

Terör örgütleriyle ilişkili belediye sayısının bu derecede yüksek olması, seçilmişlerin “atanmışlar”la değiştirilmesi, demokrasi ve ülke güvenliği açısından çok düşündürücüdür. Soylu’nun açıklaması ve Gökçek’in sözlerinden sonra birçok kişi diğer belediye başkanlarının “istifalarının hangi nedenle istendiği” sorusunun cevabını merak ediyor.

Acaba “başarısız ve yorgun” bulundukları için mi, “yolsuzluk veya terör örgütleriyle ilişki” nedenleriyle mi istifaya zorlandılar?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çarpık yapılaşmadan söz ederek “İstanbul’a ihanet ettik, hala da ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum” demişti.

Buna bakarak “Kadir Topbaş’ın 13 yıllık belediye başkanlığı süresince rant uğruna neler yapıldığının, devletin büyük maddi ve manevi zararlarının ne olduğunun veya kişisel çıkarlar için hangi belediye kararlarının çıkarıldığının” sorgulanması gerekir.

Koltuk ve parsel…

Damadı 2 kez FETÖ ile ilişki nedeniyle tutuklandı, bu ilişkilerin ifadelerle değil, araştırmalarla ortaya konması gerekir.

Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Gökçek için uzun süre “Eğer birileri oturduğu koltuktan kalkmakta sıkıntı yaşıyorsa kesinlikle altını kirletmiştir” mesajını paylaşmıştı, istifadan sonra kaldırmış.

Arınç 7 Haziran seçimleri öncesinde de Gökçek’in “Ankara’yı parsel parsel paralel yapıya sattığını” söylemiş, Gökçek de “Cemaate hayır işi için diye verdiğim yerler nedeniyle pişmanım” demişti.

Binlerce kişinin hapis cezaları aldığı konularda, hem de Türkiye’nin başkentinde, pişman olduğunu söyleyerek işin içinden sıyrılmak hukuka sığmaz.

Bunların yanında, büyük bir deprem beklenen İstanbul’da keyfi yatırımlara trilyonlar harcanmışken, “deprem konusunda 13 yılda neler yapıldığı”, her yağmurda sel felaketi yaşanan Ankara’da ne önlemler alındığı da açıklanmalıdır.

İstifa eden belediye başkanlarının önce kendileriyle ilgili soru işaretlerini gidermeleri ve başkanlıkları süresindeki “mal artışlarını” da açıklamaları şarttır.